

Ege Denizi’nde 28 Ocak 2025 tarihinden bu yana devam eden sismik hareketlilikte gözlemlenen azalma, uzmanlar tarafından dikkatle izlenmeye devam ediyor. Deprem tehlikesi, özellikle İzmir ve çevresinde ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam ederken, konuyla ilgili açıklamalar ve uyarılar üst düzey bilim insanları tarafından sıklıkla yapılmaktadır.
Bu bağlamda, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen İzmir Afet Koordinasyon Çalıştayı’nda önemli bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda deprem, tsunami ve volkanik patlama gibi doğal afetlere dair kritik veriler paylaşan Sözbilir, İzmir’in doğal afet risklerini kapsamlı bir şekilde ele aldı.
Sözbilir, İzmir’in karşılaştığı doğal afet tehlikelerinin sadece deprem ve tsunami ile sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Dünyada gözlemlenen tüm doğal afetler belli zamanlarda İzmir’de de etkili olabilir. Son dönemlerde yeni bir afet türü olarak volkanik patlama tehdidi de gündemde.” ifadelerini kullandı. Bu noktada, İzmir İl Afet Risk Azaltma Planı’na volkanik patlama riskinin eklenmesi gerektiğini vurgulayarak potansiyel volkanik patlamalara karşı alınabilecek önlemler üzerinde durulması gerektiğini belirtti.
Son depremlerin Ege Denizi’ndeki Santorini Adası’nın kuzey kesiminde gerçekleştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sözbilir, “Bu bölgede çok sayıda volkan bulunmaktadır. Geçmişte 5-6 kez önemli püskürmeler yaşanmış, bunlar da çoğunlukla depremlerle birlikte gözlemlenmiş ve akabinde tsunami ve volkan patlaması meydana gelmiştir.” şeklinde konuştu. Özellikle, Afrika ve Anadolu levhalarının etkileşimi sonucunda bu tür doğal olayların kaçınılmaz olduğu vurgulandı. Sözbilir, bu süreçlerin çok uzun bir zaman dilimi içerisinde devam edeceğini, dolayısıyla insanlık tarihi açısından önemli riskleri beraberinde getirdiğini dile getirdi.
Ayrıca, Santorini’de milattan önce 1600 yılında yaşanan volkanik patlama sonrasında meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremin önemi de araştırmalarla gün yüzüne çıkmaktadır. Prof. Dr. Sözbilir, potansiyel bir volkanik patlamada atmosfere yayılabilecek büyük miktarda kül ve gazın hem hava kirliliğine hem de tarım alanlarının zarar görmesine yol açabileceğini vurguladı. Bu açıdan, İzmir ve çevresinin böyle bir olağanüstü duruma hazırlıklı olması ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır.
Sözbilir, Ege Bölgesi’nde bir tsunami meydana gelmesi durumunda, bu dalgaların kıyılara ulaşmasının yaklaşık yarım saat süreceğini belirtmiştir. “Önce deprem, ardından tsunami gerçekleşiyor. İkisi aynı anda olmuyor çünkü tsunami için belirli bir varış süresi var. Bizim en az yarım saat vaktimiz olacak.” şeklinde bir açıklama yapan Sözbilir, böyle bir durumda halkın nasıl hareket etmesi gerektiğine dair bilgi sahibi olmasının kritik olduğunu vurgulamıştır. “Tsunami olduğunda, kıyıdan karaya, deniz seviyesinden yukarı doğru hareket etmemiz gerekiyor.” ifadeleriyle, insanların bilgilendirilmesinin öneminden bahsetmiştir.
Tüm bu bilgiler ışığında, hem uzmanların hem de yerel yönetimlerin, İzmir ve çevresindeki doğal afet riskleri konusunda çalışmalarını artırması gerektiği ortaya konulmuştur. Bu bağlamda, hem eğitim faaliyetleri hem de bilinçlendirme kampanyaları hayata geçirilmelidir. Geçmişte yaşanmış olayların ve güncel hayati verilerin ışığında, İzmir’in farklı doğal afet türlerine hazırlık seviyesinin yükseltilmesi,
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



