Eğitimde Değişim: Yeni Sistem Yeterli mi?

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Eğitimde Değişim: Yeni Sistem Yeterli mi?

24 Şubat 2026 09:40

Güncelleme: 24 Şubat 2026 09:48

Karar yazarı Ulvi Saran, “Son zamanlarda medyanın gündemini işgal eden bir konu var: Milli Eğitim Akademisi…” diyerek yeni sistemin sorunlarına dikkat çekti. Saran, “Eğer müfredat sınav odaklı kalır, eşitsizlikler giderilmez ve eğitim yönetiminde merkeziyetçilik devam ederse; özel sektör eğitimde hakimiyetini sürdürürse, bu akademinin mevcut yapıda yaratacağı değişim ne olacaktır?” şeklinde bir soru yöneltti.

Saran, Milli Eğitim Akademisi hakkında köşesinde şunları belirtti: “Bu yeni eğitim kurumu, öğretmen niteliğini ülke genelinde eşitlemek, üniversite mezuniyeti ile sınıf içi uygulama arasındaki boşluğu kapatmak, hizmet içi eğitimleri kurumsal ve ölçülebilir bir yapıya kavuşturmak ve eğitim yöneticilerini çağdaş liderlik becerileri ile yetiştirmek amacıyla kurulduğu ifade ediliyor.” Ancak, böyle bir yapının hayata geçirilmeden önce iki temel sorunun gündeme gelmesi gerektiğini vurguladı.

Saran, ilk olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı okulların, küresel dönüşüm karşısında hâlâ etkili bir aktör olup olmadığını sorguladı. Eğitim sisteminin geleceğini oluşturmak için, geçmişten gelen geleneksel yapı ve yöntemlerle ilerlemenin mümkün olup olmadığını ifade etti. Bilgi ve iletişim teknolojileri ile yapay zeka gibi yeniliklerin eğitimde yarattığı yeni atmosfer karşısında, mevcut yaklaşım ve yöntemlerin geçerliliğini sorgulamak gerektiğini belirtti.

İkinci bir soru ise, son 20 yılda Türkiye’de eğitimin yönelimlerini belirleyen özel eğitim kurumları ve özel okul sisteminin etkisi üzerineydi. Saran, bu yapının milli eğitim teşkilatının konumunu nasıl etkilediğini ve kamu eğitim sisteminin pasif kalmasının, yeni yapılanmaların ne gibi değişiklikler getirebileceğini sorguladı.

Saran, “Diyelim ki Milli Eğitim Akademisini etkili bir şekilde hayata geçirdiniz ve öğretmenlere gerekli bilgi ve yaklaşımları kazandırdınız. Peki, bu durum neyi değiştirecek? Eğer müfredat sınav odaklı kalır ve eşitsizlikler giderilmezse, mevcut yapıda ne gibi değişiklikler sağlanabilir?” dedi.

Yazar, öğretmenlerin en ileri pedagojik yöntemlerle yetiştirilse bile, sistemin temel yapısı değişmediği sürece etkilerinin sınırlı kalacağını ifade etti. En iyi yetişmiş öğretmenin bile, mevcut sistemin çizdiği sınırları aşamayacağını belirtti.

Eğitim sisteminin rolü, amacı ve yöntemleri yeniden düşünülmeden, merkeziyetçi yaklaşımları sürdürmenin yalnızca mevcut sorunları ertelemekten başka bir sonuç doğurmayacağına dikkat çekti.

Yeni bir kurum kurmanın ötesinde, eğitimin varlık sebebinin ve temellerinin yeniden tanımlanması gerektiğini vurguladı. Eğitimdeki yapısal eşitsizlikler ve merkeziyetçi yönetim sorunları çözülmeden, kurulacak akademinin beklenen dönüşümü gerçekleştirmesi mümkün görünmüyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayın.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın