
Cem Vakfı, Millî Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki Ramazan etkinliklerine dair bir açıklama yaptı.
Açıklamada, bir gencin camiyi tanımasının yanında cemevini tanımasının da toplumsal barış açısından büyük öneme sahip olduğu vurgulandı. “Belirli inanç uygulamalarının ön plana çıkarıldığı, diğer inançların ise göz ardı edildiği bir eğitim anlayışı; çocuklarımızda dışlanma hissi yaratabilir. Bu durum, aidiyet duygusunu zedeler ve pedagojik açıdan sağlıklı olmayan sonuçlara yol açabilir” ifadeleri yer aldı.
“ÇOCUKLARIMIZIN FARKLI İNANÇLARI TANIMASI ÖNEMLİ”
Cem Vakfı’nın yaptığı açıklamada, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Ramazan ayı etkinlikleri çerçevesinde kamuoyunda tartışmalara neden olan uygulamaların, çocukların eğitim ortamında karşılaştıkları ihtiyaçları yeniden gündeme getirdiği belirtildi. Vakıf, laikliğin herhangi bir inancın dışlanması değil, tüm inançların eşit ve özgür bir şekilde ifade edilebildiği bir yaşam alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Geleceğin teminatı olan çocukların farklı inançları tanımalarının; önyargıların azalması, toplumsal dayanışmanın güçlenmesi ve ortak bir gelecek bilincinin oluşması açısından kritik olduğu ifade edildi.
Açıklamanın devamında, Sünni inancını tanımanın, camileri ziyaret etmenin, Alevi inancını öğrenmenin ve cemevlerini ziyaret etmenin önemi vurgulandı. Tüm inançların eğitim ortamında eşit şekilde ele alınmasının, ulusal ve toplumsal birlik ve beraberliğin güçlenmesi açısından son derece değerli olduğu kaydedildi.
“CEMEVLERİNİN İBADETHANE STATÜSÜNE KAVUŞMASINI SAVUNUYORUZ”
Cem Vakfı, Sivas Şubesi’nde ağırladıkları öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde cemevini ziyaret etmelerinin, toplumsal barışa önemli bir katkı sağladığını belirtti. Bir gencin camiyi tanımasının yanı sıra cemevini tanımasının da toplumsal barış için kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Devlet Bahçeli’nin “Cemevi de bizimdir, cami de bizimdir” sözlerinin, bu anlayışın güzel bir ifadesi olduğu vurgulandı. Farklılıkların bir ayrışma sebebi değil, ortak bir zenginlik olarak görülmesi gerektiği vurgulandı. Ancak bunun için, tek yönlü değil, karşılıklı ve eşitlikçi bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği belirtildi.
Açıklamada, inançların karşılıklı olarak tanıtıldığı, etkinliklerin gönüllülük esasına dayandığı ve hiçbir çocuğun kendi inancı dışında bir uygulama ile karşılaşmadığı bir eğitim anlayışının, çocukların sağlıklı gelişimine katkıda bulunacağı ve toplumsal barışı güçlendireceği ifade edildi. Çocukların birbirlerini tanıdığı, saygı duyduğu ve birlikte yaşama kültürünü benimsediği bir Türkiye’nin herkesin ortak hedefi olduğu vurgulandı. Bu bağlamda, yetkili kurumlara eşitlik, çoğulculuk ve karşılıklı anlayış temelinde daha kapsayıcı bir yaklaşım geliştirmeleri çağrısında bulunuldu.
Cem Vakfı, toplumsal barışın, farklılıkları yok saymak yerine, onlara saygı göstererek birlikte yaşama iradesini güçlendirmekten geçtiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bizler toplumun tüm kesimlerinin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz” ifadeleri doğrultusunda gerekli adımların atılmasını talep etti. Vakıf, Aleviliğin bir inanç olarak tanınmasını, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşmasını ve eğitim sisteminde tüm inançlara eşit yaklaşılmasını savunduğunu belirtti. Ayrıca, inançların birbirini tanıma ve anlama sürecine destek verdiklerini de vurguladı. Bu yaklaşımın, ülkemizde tüm inançların eşit, özgür ve saygın bir şekilde yaşatılmasına katkı sağlayacağına inandıklarını ifade etti.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



