Eğitimde Siyaset Tartışması: Özçağdaş’tan Sert Eleştiri

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Eğitimde Siyaset Tartışması: Özçağdaş’tan Sert Eleştiri

CHP Gölge Milli Eğitim Bakanı ve İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, “Okullarda Ramazan Ayı Etkinlikleri” konusuyla ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Özçağdaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in eğitim sisteminin pek çok sorununu görmezden geldiğini dile getirerek, “Öğrencilerimizi ayrıştırmaya, fişlemeye, okul iklimini bozarak toplumu kutuplaştırmaya devam ediyor. Ülkemiz, muhalefeti ‘cahil, okuma-yazma bilmeyen, anlamayan’ gibi ifadelerle aşağılayabilecek bir Bakanla karşı karşıya. Okullarımızı temizleyemeyen, tuvaletlere sabun ve peçete koyamayanlar, çocuklarımızın, öğretmenlerimizin ve eğitim emekçilerimizin güvenliğini sağlayamayanlar; ülkeyi kutuplaştırmayı kendilerine amaç haline getirmiş durumdalar. Çocuklarımız MESEM’lerde ölürken, okula aç giderken ve tuvalet musluklarından su içmek zorunda kalırken, öğrencilerimizi ayrıştırmaya çalışan zihniyetin tek amacı koltuk sevdasıdır. Öğretmenlerimiz, yoksulluk sınırının altında maaşlarla yaşamaya çalışırken, Milli Eğitim Bakanı eğitimle ilgili sorunları gidermek yerine kutuplaştırıcı konular üzerinden siyaset yapmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.

‘SENİN İŞİN SİYASET DEĞİL’

Özçağdaş, Bakan Tekin’e seslenerek, “Sayın Bakan, senin işin siyaset değil; senin görevin çocuklarımızın eşit, özgür, nitelikli, bilimsel ve laik bir eğitim almasını sağlamak” dedi. Özçağdaş, “Ülkemizin her bir çocuğu, öğretmeni ve vatandaşı, Bakanın koltuk kavgası altında eğitimle ilgili binlerce sorunla baş başa kalmış durumda. Ancak Bakan, bu sorunlara çözüm aramak yerine eğitim üzerinden ideolojik mühendislik yapmayı tercih ediyor. ÇEDES protokolleri ile okullara vakıf adı altında cemaat ve tarikatlar sokuluyor; küçük çocuklarımız türbelerde, mezar maketleri önünde ağlatılıyor. Ortaokul düzeyinde pansiyon açma yetkisi vakıflara genişletiliyor. siyasi partilere okullarda etkinlik yaptırılıyor, Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk anılmıyor ve gelişim raporlarına resmi olarak konulmuyor. Anayasamız yıllardır açıkça ihlal ediliyor. Bakan, laikliği savunan kesimleri ‘Cadılar Bayramı’nı savunanlarla aynı kişiler’ diyerek Ramazan ayına karşı olmakla, inançsızlıkla suçluyor; bu durum ise durumu çarpıtmaktadır. Laikliği savunanlar ne Ramazan ayına ne de toplumun kültürel değerlerine karşıdır. Meselenin kaynağı, Yusuf Tekin ve arkadaşlarının ideolojik kavgasına çocuklarımızı alet etmesidir” ifadelerini kullandı.

‘GÖNÜLLÜLÜKTEN SÖZ EDİLEMEYECEĞİ ORTADA’

Özçağdaş, her sorunda sessiz kalanların yılbaşı ve Ramazan gibi konularda ortaya çıktığını belirtti. “Çocuklarımız ve gençlerimiz kendi istekleri ve inançlarıyla oruç tutabilir, namaz kılabilir ve Ramazan ayını özgürce yaşayabilir. Yurttaşlarımız inancını ve kültürünü bir Bakanın yönlendirmesine ihtiyaç duymadan yüzyıllardır yaşatmaktadır ve yaşatacaktır. Bugün, Bakanlığın ‘gönüllülük esası’ diyerek okullara gönderdiği yazının gerçek anlamda gönüllülük olmadığını biliyoruz” dedi.

Özçağdaş, durumun bazı okullarda öğrencilere çetele dağıtılmasına kadar vardığını vurgulayarak, “Gönüllülükten çıkıp zorunluluk halini aldığında, bu durum artık inanç özgürlüğü ya da farkındalık olmaktan çıkmaktadır” ifadelerini kullandı. Okul ortamında, özellikle küçük yaş gruplarında gerçek anlamda gönüllülüğün söz konusu olamayacağını belirten Özçağdaş, “Sınıf içinde yapılan etkinliklerde çocukların akran baskısı, öğretmen yönlendirmesi veya dışlanma kaygısıyla katılım göstermesi kaçınılmazdır” şeklinde konuştu.

‘TARAFSIZ, KAMUSAL ALANLAR OLMAK ZORUNDA’

Özçağdaş, “Anayasamızın 24. Maddesi ‘Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir’ diyerek dini inanç ve kanaatlerin bireyselliğini güvence altına almıştır. Ayrıca, 42. Maddesinde eğitim-öğretimin içeriğinin sınırları, ‘Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır’ denilerek belirlenmiştir. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 12. Maddesi ise ‘Türk milli eğitiminde laiklik esastır’ ifadesiyle laik eğitimi güvence altına almıştır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme de çocukların ya da ailelerinin düşünceleri ve inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramamaları için gerekli önlemlerin alınmasını taraf devletlere açık bir yükümlülük olarak tanımlamaktadır. Toplumumuzun tarih boyunca yaşattığı kültürel ve manevi değerleri siyasi projelere dönüştürmek veya çocukları ayrıştırmaya çalışmak kimsenin haddi değildir. Eğitimde hiçbir uygulama, çocuklarımızı dini ya da ideolojik yönlendirmeye maruz bırakacak şekilde tasarlanamaz. Okullar, tüm inançlara eşit mesafede duran ve her çocuğun kendini eşit ve güvende hissettiği tarafsız, kamusal alanlar olmak zorundadır. Milli Eğitim Bakanı’na bir kez daha hatırlatıyoruz: Eğitimle ilgili karar alırken makam ve koltuk kaygısını değil, öğrencilerin ihtiyaçlarını öncele!” şeklinde konuştu.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın