Erdoğan Gazze ve SDG Üzerine Açıklamalarda Bulundu

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Erdoğan Gazze ve SDG Üzerine Açıklamalarda Bulundu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MYK) toplantısına başkanlık etti. Yaklaşık bir buçuk saat süren toplantının ardından AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik, toplantıda ele alınan konularla ilgili basına açıklamalarda bulundu.

GAZZE AÇIKLAMASI

Çelik, Gazze meselesine dair önemli açıklamalarda bulundu. “Gazze şu anda yüzde 58 oranında fiilen işgal altındadır.” diyerek, bölgedeki mevcut durumu özetledi. Çelik, sarı hattın ateşkes için gerekli askeri önlemlerden biri olarak belirlendiğini, ancak İsrail Genel Kurmay Başkanı’nın bu hattı yeni bir sınır olarak tanımlamasının ateşkese aykırı bir durum olduğunu belirtti. Çelik, bu açıklamanın ateşkese ulaşma çabalarını engelleyebilecek bir durum olduğunu vurguladı. Gazze ile ilgili çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini ifade eden Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuyu öncelikli gündem maddesi olarak belirlediğini aktardı.

HAKAN FİDAN AÇIKLAMASI

Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun bazı açıklamalarını, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır” ifadesiyle ilişkilendiren bir soruya yanıt verdi. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi iradesinin hem kabine hem de parti tarafından dikkatle takip edildiğinin altını çizdi. SDG konusunda bakanlar arasında veya parti ile kabine arasında bir görüş ayrılığı olmadığını belirten Çelik, hiçbir bakanın Cumhurbaşkanı’nın iradesi dışında bir söylemde bulunmadığını ifade etti.

Türkiye’nin dış politika ve güvenlik konularında izlediği yolun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan güvenlik toplantılarında değerlendirildiğini belirten Çelik, tüm süreçlerin stratejik detaylarıyla ele alındığını ve verilen talimatların ilgili kurumlarca yerine getirildiğini söyledi. Bu kapsamda yapılan farklı açıklamaların bir görüş ayrılığı anlamına gelmediğini vurgulayan Çelik, Galip Ensarioğlu’nun ifadelerinin herhangi bir bakanı kastetmediğini açıkladığını kaydetti.

10 MART MUTABAKATI’NA DEĞİNDİ

SDG’ye ilişkin değerlendirmelerinde de bulunan Çelik, bu yapının Suriye’de PKK terör örgütünün uzantısı olduğunu ve Türkiye için bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin hedefinin “terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” olduğunu belirten Çelik, bu hedeflerin Suriye’nin toprak bütünlüğü ile çelişmediğini dile getirdi.

Çelik, “10 Mart Mutabakatı’na uyulması durumunda SDG’nin hem Türkiye hem de Suriye için bir tehdit olmaktan çıkacağını” belirtti. Bu mutabakatın, Suriye’deki Kürtlerin haklarının tanınması ve Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduklarının vurgulanması açısından önemli hükümler içerdiğini söyledi. Terör örgütlerinin hiçbir etnik grubun kazanımı olarak gösterilemeyeceğini ifade eden Çelik, sürecin sabote edilmesine yönelik yaklaşımlara karşı dikkatli olunması gerektiğini de kaydetti.

Sahada yaşanan gelişmelere de değinen Çelik, bazı mağaraların boşaltılmasını olumlu bulduklarını ancak Rakka ve Deyrizor’da yeni tahkimatların gözlemlendiğini belirtti. Türkiye’nin “stratejik sabır”la hareket ettiğini vurgulayan Çelik, devletin tüm kurumlarının sahadaki gelişmeleri eş zamanlı olarak takip ettiğini sözlerine ekledi. Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı arasında bir çelişki bulunmadığını ifade etti.

“TÜRKİYE’NİN ARZUSU…”

Çelik, bir ülkede iki ordu veya iki silahlı gücün olamayacağını belirterek, bunun iç savaşa yol açacağını vurguladı. Böyle bir senaryoda tüm etnik grupların kaybedeceğini ifade eden Çelik, Türkiye’nin arzusunun bölgede tüm halkların barış ve refah içinde yaşadığı bir gelecek olduğunu söyledi.

10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmasının doğru bir yol haritası olduğunu belirten Çelik, mutabakatın bloklar halinde uygulanmasının “ordu içinde yeni bir ordu” anlamına geleceğini ve bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Hiçbir terör örgütünün varlığının bir kazanım olamayacağını vurgulayan Çelik, “Tek Suriye, tek ordu” ilkesi çerçevesinde Türkmen, Arap ve Kürtlerin temsil edildiği kapsayıcı bir hükümetin oluşturulması gerektiğini dile getirdi.

Çelik, silahlı yapıların tehdit ve terör örgütü kimliğinden çıkması gerektiğini belirtirken, Türkiye’nin bölgeye yönelik yaklaşımının vekalet savaşları ve terör örgütleri değil, kardeşlik siyaseti olduğunu ifade etti.

“TÜRKİYE, ASKERİ VE DİĞER ALANLARDAKİ HER ZAMAN HAZIR”

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in “Her türlü gelişmeye karşı planımız hazır” açıklamasına atıfta bulunan Çelik, Türkiye’nin askeri ve diğer alanlardaki hazırlıklarının her zaman hazır olduğunu vurguladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği emir doğrultusunda hızlı bir şekilde harekete geçebileceğini belirten Çelik, esas hedeflerinin askeri operasyona gerek kalmaması olduğunu ifade etti.

“SURİYE’YE VE ÖZELLİKLE BÖLGEDEKİ KÜRTLERE YAPILABİLECEK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK”

Çelik, SDG’nin silah bırakmaması yönünde teşvik edilmesinin ve “ordu içinde ordu, devlet içinde devlet” anlayışının desteklenmesinin Suriye’ye ve bölgede yaşayan Kürtlere yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olduğunu ifade etti. Türkiye’nin 10 Mart Mutabakatı’nın maddelerinin hızlıca hayata geçirilmesini istediğini vurgulayan Çelik, bu sürecin uzatılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Nihai hedefin Türk, Kürt, Arap ve Türkmenlerin terörsüz bir bölgede birlikte refah ve barış içinde yaşaması olduğunu kaydetti.

DEVA Partisi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan görüşme talebine ilişkin soruya yanıt veren Çelik, henüz belirlenmiş bir takvim olmadığını söyledi. AK Parti ile DEVA Partisi arasındaki görüşmenin nezaket çerçevesinde gerçekleştiğini aktaran Çelik, ortaklaşılan ve ayrışılan noktaların açık bir şekilde dile getirildiğini ifade etti.

ÇELİK, İSHAK ŞAN’A YAPILAN SALDIRIYI “BARBARLIK VE VANDALLIK” OLARAK NİTELENDİRDİ

TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında yaşanan gerginlikler ve AK Parti milletvekili İshak Şan’a yönelik saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, fiziki şiddetin asla kabul edilemeyeceğini vurguladı. İshak Şan’a yapılan saldırıyı “barbarlık ve vandallık” olarak nitelendiren Çelik, bu eylemi en sert şekilde kınadı. Saldırıyı gerçekleştiren kişi hakkında CHP’nin de gerekli disiplin sürecini başlatmasının önemli olduğunu belirten Çelik, Meclis’in itibarının korunmasının tüm milletvekillerinin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.

“ATATÜRK’ÜN ADI, SİYASİ TARTIŞMALARDA YANLIŞ POLİTİKALARI ÖRTMEK İÇİN KULLANILMAMASI GEREK”

CHP’den gelen “Atatürk düşmanlığı” suçlamalarına da yanıt veren Çelik, “Atatürk’ün adının siyasi tartışmalarda yanlış politikaları örtmek için kullanılmaması gerektiğini” söyledi. CHP’nin Atatürk’ün vasiyeti ile ilgili İş Bankası hisseleri konusundaki tutum

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın