
iahaber Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
“Cumartesi günü Kocaeli’nde, Kocaeli Spor Stadyumu’nun içini ve dışını dolduran gençlerimizle bir araya geldik. Gençlerimizin coşkusunu paylaştık. Stadyumun içi kadar dışı da oldukça heyecan vericiydi. Her yaş, köken, gelir grubu ve farklı yaşam tarzından 100 bin genç Kocaeli’ne akmıştı. Bu etkinlik, başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran ve gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölen oldu.
Kuruluşumuzdan bu yana gençlerin en çok ilgi gösterdiği adres olduk. Üstten bakan, kibirli, gençleri tehdit eden söylemleri kapımızdan uzak tuttuk. Öncelikle gençleri anlamaya çalıştık ve empati kurmayı denedik. Verilecek dersler vermek yerine, gençlerimize kulak vermeyi tercih ettik. Gençlerin talepleri ve sorunları için birlikte çözüm yolları geliştirdik.
Başörtüsü nedeniyle üniversite kapılarında sıkıntı yaşayan gençlerimizin meseleleri kadar, hayatın zorluklarıyla boğuşmak zorunda kalan gençlerimizin sorunlarıyla da ilgilendik. Çamlıca Camii’nde hafızlık icazet merasimine katılan çocuklarımız gibi, AMATEM’lerde bağımlılık tedavisi gören gençlerimize de şefkatle yaklaştık. Gençler arasında ayrım yapmadık ve asla yapmayacağız.
Gençleri doğum yılına göre kategorize edenlerin, bizim yaptıklarımızı anlamakta zorlanmaları doğaldır. Yolsuzluklarını gizlemek için gençleri bir istismar aracı olarak görenlerin AK Parti’nin gençlerle kurduğu samimi ilişkiyi kıskanmaları da şaşırtıcı değildir. Unutulmamalıdır ki, tilki uzanamadığı üzüme koruk dermiş. Bunlar, gençlik şölenimize çamur ve iftira atarak kendi yetersizliklerini gizlemeye çalışmaktadırlar.
Hakareti siyaset sanan CHP Genel Başkanı’nın gençleri aşağılayan söylemleri bizim için hiçbir değer taşımıyor. 100 bin gençle stadyumda şölen yapmayı bırakın, bunlar artık salonları doldurmakta bile zorlanıyor. Bir süredir oradan oraya sürüklenen CHP’li vatandaşlar da umutlarını kaybetmeye ve ortada saçılan pislikler nedeniyle uzaklaşmaya başladı. Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP, artık birkaç kifayetsiz muhterisin önünde seçmenini utandıran bir parti haline geldi. Sokağa çıkacak halleri yok. Vatandaşımızın ve gençlerimizin gözlerine bakacak yüzleri kalmadı. Tüm öfkeleri, bu gerçeğin gençlerimiz tarafından da bilinmesinden kaynaklanıyor.
Gençlerimiz, sürekli ahlaki üstünlükten bahsedenlerin nasıl bir ahlaksızlık batağına saplandıklarını net bir şekilde görüyor. Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu gençlerimiz izliyor ve bu açgözlülerden uzak duruyor. Rahatsız olsunlar. Biz gençlerimize güvenmeye ve önlerini açmaya devam edeceğiz.
Türkiye’nin aydınlık yarını için TeknoFest gençliğinin her alanda öne çıkması adına seferberlik ruhu ile çalışmaya devam edeceğiz. 23 buçuk yıldır iş başındayız. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde Türkiye’nin gençleri eşittir, hizmet ve sevgiye layıktır.
Bu yola çıktığımızda uzun bir yolculuğa çıktığımızın bilincindeydik. Menzili çok, geçidi olmayan bir yolda ilerlediğimizi biliyorduk. Merhum Menderes, Polatkan ve Zorlu’nun talihsiz hatıraları üzerinde bir ağırlık olarak yer alıyordu. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat’ın tehditleri üzerimizde baskı kuruyordu. Bazılarımız işkencelerden geçti, hapiste yattı, partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi, yok sayıldık ve dışlandık. Ancak hiçbir zaman korkmadık. Çünkü bu hareket, kişisel çıkar peşinde koşan köksüz bir hareket değildir. En başından beri büyük Türkiye ve ümmet davasıdır.
Kuruluşumuzdan itibaren partimizi saf dışı bırakmak ve hükümetimizi yıkmak için birçok darbe senaryosu ile karşılaştık. Partimize kapatma davası açıldı, muhtıralar, sokak hareketleri, yargı darbeleri ve terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ve güven ortamını, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan birçok saldırıya maruz kaldık. Sayısız badireyi atlattık. Boyun eğebilirdik, teslim olabilir ve mevcut durumu kabullenebilirdik. Bizden önceki birçok hükümet gibi rahatımızı bozmadan, riske girmeden hareket edebilirdik. Ancak biz yollara düştük ve bir hayalin peşinden koştuk. Biz, ecdadımıza, ümmetimize ve aziz milletimize karşı büyük bir borç taşıdığımızı biliyorduk.
Üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle, ‘Allah ve ahlak demenin yasaklandığı karanlık günlerde hohlaya hohlaya buz dağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var.’ O borcu ödemek için can vermek gerekiyorsa, bunu yapmaya hazırız. Her zaman şu bilinci taşıdık: Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir.
Güncellenecek…
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



