
iahaber Dış Haberler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ilişkilere dair önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır ve Birlik bunun değerlendirilmesi konusunda tarihi bir karar vermek zorundadır. Avrupa, daha önce de belirttiğim gibi, bir yol ayrımına gelmiştir ve bu durumu çok daha dikkatlice ele almalıdır,” ifadelerini kullandı. F-35 programına yeniden katılımı ile ilgili de bilgi veren Erdoğan, “F-35 konusunda taleplerimiz net. Arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla görüşmelerini sürdürüyor. Olumlu bir sonuç almayı umuyoruz,” dedi. Yerli savaş uçağı KAAN hakkında ise, “KAAN bizim için bir ilk adımdır. Daha iyilerini ve daha güçlülerini yapacağız. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Sadece KAAN değil, birçok savunma sanayi ürünümüz dünya genelinde ilgi uyandırıyor,” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’ın gündeminde anayasa değişikliği, ana muhalefet partisi CHP dışındaki konular ve dış politika yer aldı. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi, AB ile ilişkiler, F-35 programına dönüş ve yerli savaş uçağı KAAN’ın üretimi gibi konularda mesajlar verdi.
Erdoğan, dış politika ile ilgili sorulara şu şekilde yanıt verdi…
Türk dünyası konusundaki çalışmalarınıza ve “Türk Yüzyılı” tanımınıza atıfta bulunarak, Türk devletleriyle ilişkilerdeki vizyonunuzu ve hedeflerinizi öğrenmek istiyorum.
Öncelikle, Türk dünyası ile ilişkilere her zaman önem veren bir iktidar olduk. Türk Devletleri Teşkilatı ile iş birliğimizi taçlandırmanın gururunu yaşıyoruz. “Aile meclisimiz” olarak gördüğümüz teşkilatımız bünyesinde her türlü iş birliğini ele alıyor ve fırsatları değerlendirmeye çalışıyoruz. Türk dünyasının, bölgemizin huzur, istikrar ve güvenliği için daha etkin bir rol alabileceğini vurguluyoruz. Bu bağlamda partimizde Türk dünyasından sorumlu bir başkanlık kurduk ve Türkiye’de ilk “Türk Dünyası Vizyon Belgesi”ni hazırladık. Türk dünyasının ekonomik, kültürel ve stratejik potansiyeli oldukça yüksektir. Bu potansiyeli harekete geçirmek için diplomasi, enerji, ticaret, ulaştırma, güvenlik ve savunma alanlarında daha ileri adımlar atmak için gayret gösteriyoruz. Ecdadımızın geçmişte Türk’ün gücünü barış ve adaletle pekiştirdiği gibi, bugün de Türk dünyasının güçlü ve egemen ülkeleri olarak bunu tesis edeceğiz. Bu yıl, Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi ülkemizde gerçekleştirilecek ve dönem başkanlığımızda teşkilatın güçlenmesi için çaba göstereceğiz.
Körfez Krizi olarak adlandırılan, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla ilgili durum hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu kriz neden çözülemiyor ve çözüm için neler yapılmalı?
Bu krizin temel nedenlerinden biri, İsrail’in sürekli kışkırtmalarıdır. İsrail, bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. Öncelikle, İsrail’in kışkırtmalarının etkisiz hale getirilmesi ve ardından gerçek bir barışın inşa edilmesi gerekiyor. Türkiye olarak, bu kaosun daha da derinleşmeden ortadan kalkması için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Bölgenin sorunlarının bölge ülkeleri tarafından çözülebileceğine inanıyoruz ve huzur, istikrar ve barış için gayretlerimizi artırmalıyız. Eğer kalıcı bir istikrar isteniyorsa, herkes kısa vadeli hesaplarını bir kenara bırakmalıdır. Ülkeler, uluslararası şirketlerin ve dış aktörlerin değil, kendi vatandaşlarının haklarını savunmalıdır.
“Bugünkü dünya, NATO’nun kurulduğu günlerdeki o eski dünyanın devamı değil”
Türkiye, yakında Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Bu zirve, NATO’nun geleceği açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye’nin NATO’nun geleceğine dair perspektifi nedir?
Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenleyeceğimiz NATO Liderler Zirvesi, ittifakın tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bölgedeki ve dünyadaki son gelişmeler, bu zirvenin önemini artırmıştır. Zirvede, İttifak’ın geleceği ve küresel güvenlik mimarisinin şekillendirilmesine dair önemli kararlar alınmasını bekliyoruz. Bugünkü dünya, NATO’nun kurulduğu günlerdeki eski dünyanın devamı değil. Yeni bir dünya ortaya çıktı ve NATO’nun konumu da bu yeni dünyada farklılık gösteriyor. Tehditler ve riskler karmaşıklaştı, küresel sistem aşındı. Bu nedenle, NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi iş birliği ve ortak güvenlik anlayışı, ittifakın geleceği açısından kritik öneme sahip. Türkiye olarak, daha kararlı ve tehditlere karşı hazırlıklı bir NATO için üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
“Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır”
Türkiye, her fırsatta Avrupa Birliği’ne tam üye olma vizyonunu ortaya koymaktadır. Ancak gümrük birliği ve vize konularında henüz bir çözüme ulaşılamamış durumda. Bu konularda olumlu bir gelişme beklenebilir mi? Ayrıca, bu süreçlerin uzaması, bazı ülkelerin Türkiye’yi rakip olarak görmesinden mi kaynaklanıyor?
Bu da bir gerçek. Ancak biz, Avrupa Birliği’ne tam üyelik vizyonumuzu rakip olmak amacıyla ortaya koymadık. Samimi bir şekilde, Avrupa Birliği’nin parçası olarak hem ülkemizi hem de Birliği güçlendirmek istiyoruz. Fakat AB, maalesef bunun farkında değil. Biz ideallerimizden vazgeçemeyiz. Yıllardır bu vizyonumuzu kararlılıkla savunuyoruz ve tutarlı adımlar atıyoruz. Türkiye’ye karşı zaman zaman ikircikli ve ayrımcı tutumlar sergilense de, üyelik teklifimize sadık kalmaya devam ediyoruz. Türkiye, içinde yer aldığı yapılara yük olan değil, yük alan bir ülkedir. Her platformda, yükselen bir değerdeyiz. Zaman zaman birlik içinden ülkemize yönelik talihsiz ifadeler duyuyoruz ve bu tutumun, dünyanın her alanda değiştiği bir dönemde Avrupa Birliği’ne zarar verdiğini muhataplarımıza iletiyoruz. Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır ve Birlik, bunu değerlendirmek üzere tarihi bir karar vermek zorundadır. Avrupa, daha önce de belirttiğim gibi, bir yol ayrımına gelmiştir ve bu durumu dikkatlice değerlendirmelidir.
F-35’e dönüş: Müspet netice almayı umuyoruz
Türkiye’nin F-35 programına geri dönüşüyle ilgili bir gelişme var mı? Ayrıca, milli ve yerli savaş uçağımız KAAN’a olan ilginin arttığını görüyoruz. Üretim ve ihracat aşamalarında hangi durumdayız?
F-35 konusunda taleplerimiz net. Amerikalı muhataplarımızla görüşmelerimiz sürüyor ve olumlu bir sonuç almayı umuyoruz. KAAN projemiz ise her geçen gün ilerliyor. Süreç tamamlandığında bu alanda yeni bir hikaye başlayacak. KAAN bizim için bir ilk adımdır ve daha iyilerini, daha güçlülerini yapacağız. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Sadece KAAN değil, birçok savunma sanayi
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



