
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen ‘Milletvekilleri ile İftar’ programına katıldı.
Programda bir konuşma yapan Erdoğan, “Milli Mücadele’nin en zor günlerinde İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal’in Yüce Meclisimizin kürsüsünden okuduğu, ‘Ölmez bu vatan, farz-ı muhal, ölse de hatta, çekmez kürenin sırtı o tabut-u cesimi’ mısralarındaki ‘ya istiklal ya ölüm’ inancını, müstevlilere meydan okuyan yiğitlerin mukaddes davasını bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Bu vatan asla ölmez. Ölmesi farz-ı muhaldir. O farz-ı muhal gerçekleşse bile tüm dünya bu ağırlığın altında kalıp çökecektir. Bu nedenle ‘Türkiye Türkiye’den büyüktür’ ifadesi sıradan bir söz ya da hamasi bir söylem değildir. Bu ifade, Gazi Meclisimizin isminde de yer aldığı gibi kendi varlığının bilincinde olan bir milletin inancının, iradesinin ve aşkının tespit ve tescilidir. Asil ve asıl olan milletin vekilleri olarak bugün o inancı sizler temsil ediyorsunuz. O aşkı sizler temsil ediyorsunuz. O iradeyi sizler temsil ediyorsunuz. Şahsım, ülkem ve milletim adına her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
“ÇİĞNEMEKTE HİÇBİR BEİS GÖRMÜYORLAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca bölgedeki değil, tüm dünyanın kritik dönemlerden geçtiğini belirterek, “Uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, uluslararası hukukun büyük ölçüde rafa kaldırıldığı, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaymasını küresel düzeyde hep birlikte yaşıyoruz. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sistemi adeta çatırdıyor. Dünya, en küçük kıvılcımda tutuşabilecek bir sıcaklıkta giderek ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik daha da derinleşiyor ve kronikleşiyor. Eski düzenin yıkılmasıyla yerine neyin konacağı henüz net değil. Dünyamız hızla kaba kuvvetin ve güçlülerin hukukunun geçerli olduğu kaotik bir döneme doğru sürükleniyor. İran’a yönelik saldırılarla başlayan süreçte bunlara bir kez daha tanıklık ediyoruz. Birleşmiş Milletler Sistemi’nin sembolize ettiği çok taraflılık, egemen eşitlik ve anlaşmazlıkların diplomasiyle çözülmesi gibi prensipler, bizzat bu sistemin kurucuları tarafından ‘acıkınca yenilen putlara’ dönüştürülmüş durumda. Yıllardır hukuktan, insan hakları ve hürriyetlerinden bahsedenlerin kendileri bugün bu değerleri hiçe sayıyor. Çiğnemekte hiçbir beis görmüyorlar” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’NİN TARAFI BELLİ”
Belirsizliğin, gerilimin, çatışmanın ve hukuksuzluğun norm haline geldiği bu hassas dönemde Türkiye’nin tutumunun net olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Biz, bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan olaylarda tarafsız olamayız. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Aksine Türkiye olarak, sulhu sükunun tarafındayız. Huzurun ve istikrarın yanındayız. Dayanışma ve iş birliği anlayışını benimsiyoruz. Evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın savunucusuyuz. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafındayız. Çatışma yerine müzakere, savaş yerine barış yanındayız. Öldürmenin, katletmenin, haydutluğun ve soykırımcıların değil, hak ve hakikatin tarafındayız. Mazlumların gözyaşını dindirmek ve zulmü engellemek için mücadele ediyoruz. Bu çizgimizi her daim koruyacağız. Nasıl bugünlere oyunları bozarak geldiysek, zulmün olduğu her yerde hakkı haykırdıysak, zalimlere boyun eğmediysek, Allah’ın izniyle aziz milletimizin güçlü desteğiyle adaletsizlikler karşısında dik durmaya devam edeceğiz. Soğukkanlı ve sağduyulu davranmaya devam edeceğiz. Yakın çevremizde füzeler uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli ve sabırlı ancak haksızlıklar karşısında da dirayetli olacağız” diye konuştu.
“KOMİSYON, TARİHİ MİSYONUNU YERİNE GETİRMİŞTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin altyapısını, ekonomisini, diplomasisini, ordusunu ve savunma sanayisini güçlendirerek, milli birliği pekiştirip Türkiye Yüzyılı’na hazırlandıklarını ifade etti. Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun köşe taşlarından biri, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz bölge hedefiyle yürüttüğümüz çalışmalardır. 94 yıl önce yine bu yüce çatı altında Gazi Paşa’nın dile getirdiği önemli tespitler hala geçerlidir. Büyük milli dertler yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde şifa bulmuştur. Geçmişte de yalnızca burada kati tedbirlerle karşılanabilecektir. 23 Nisan 1920’den bu yana Meclisimiz, milli sorunlara çözüm üretme konusunda yetkinliğini farklı vesilelerle göstermiştir. Bu Gazi Meclis, ülkenin ve milletin canını yakan her türlü soruna çözüm üretebilecek kapasiteye, dirayete ve demokratik olgunluğa sahiptir. 5 Ağustos’ta Meclisimiz bünyesinde kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihi misyonunu başarıyla yerine getirmiştir. Komisyon, siyasi parti gruplarının mutabakatıyla nihai raporunu kabul etmiş ve böylece sürece olan inancı güçlendirmiş, Terörsüz Türkiye hedefine giden yolda ufuk açıcı bir rol üstlenmiştir. Gazi Meclisimizin nihai raporda vücut bulan uzlaşı ruhuna sahip çıkarak, önümüzdeki dönemde ülkemizi bu sorundan tamamen kurtarmak için gerekli öz güveni, cesareti ve iradeyi göstereceğine inanıyorum” dedi.
“TÜRKİYE FARKLI BİR ATMOSFER YAKALAYACAK”
Erdoğan, geçmişte olduğu gibi gelecekte de bu süreci hazmedemeyenlerin Türkiye’yi girdiği yoldan geri döndürmek isteyenlerin olacağını belirterek, “Biz bunlara aldırmayacağız. Doğru bildiğimiz yolda emin, kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz. Bu fırsatı heba etmeyecek ve buna izin vermeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, Meclis’teki diğer siyasi partilerin katkılarıyla sürecin menziline ulaşması için sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz. Yaklaşık yarım asırdır milletimizin ayağına bağ olan, on binlerce vatandaşımızın canını yakan, nice annenin yüreğine ateşler düşüren, ülkemize ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu sıkıntıyı Türkiye’yi inşallah kurtaracağız. Bunu kardeşlik hukuku içinde, vatandaşlık hukuku çerçevesinde, şehitlerimizin ruhlarını muazzep etmeden, gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı üzüntüye boğmadan, makul bir zeminde gerçekleştireceğiz. Aynı hassasiyeti, aynı özgüvenli ve yapıcı yaklaşımı bu çatı altındaki her bir milletvekilinden, tüm siyasi partilerden beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum. İnşallah Türkiye bu meseleyi kalıcı olarak geride bıraktığında çok farklı bir atmosfer yakalayacak ve ağır yüklerinden kurtulmuş bir şekilde aydınlık yarınlarına doğru koşar adım gidecektir” dedi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



