
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde toplandı. Toplantının ardından Erdoğan, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Erdoğan’ın açıklamalarından önemli noktalar:
Senaryoları çok yönlü bir şekilde değerlendirdiğimizi belirtmek isterim. Hükümet olarak, 28 Şubat’tan bu yana tüm birimlerimizle sürekli tetikteyiz. Devletin tüm kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Kriz yönetiminde deneyim sahibi ekibimizle gelişmeleri anbean izliyor ve hiçbir olasılığı göz ardı etmiyoruz. Tedbiri ve temkini bir an bile bırakmıyoruz.
Temel hedefimiz, ülkemizi bu yangından uzak tutmaktır. Türkiye’nin güvenliği ve 86 milyon vatandaşımızın huzuru, bu süreçteki en büyük önceliğimizdir. Tek bir vatandaşımızın dahi zarar görmesini istemiyoruz. Bölgedeki istikrarsızlık amacıyla ateşe benzin dökenlere karşı biz, ateşi söndürmek için su taşıyoruz ve yangını kontrol altına almak için kararlı bir mücadele veriyoruz.
ÖZGÜR ÖZEL’E TEPKİ
Ana muhalefetin liderinin söylemlerini büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Böyle bir dönemde hala polemik peşinde koşan bu kişiyi, aziz milletimin takdirine bırakıyorum.
Çevremiz ateş çemberiyle sarılmışken, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu ve en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği bu süreçte, hala polemikler üzerinden prim yapmaya çalışan bu şahsı bir kez daha milletimizin ferasetine havale ediyorum.
Ancak öyle ifadeler kullanıyor ki, milletimize olan saygımız dolayısıyla bazen yanıt vermek zorunda kalıyoruz. Ana muhalefetin ne yazık ki somut bir dış politika vizyonu bulunmuyor. Diplomatik birikimi ve kriz yönetim tecrübesi de yok. Bunun yerine yalnızca kalıplaşmış söylemleri var. Orta Doğu ve İslam dünyası hakkında önyargıları ve bilinçaltında gizledikleri kompleksleri mevcut.
Bugün dış politikada net bir vizyon ortaya koyamıyor. Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika geliştiremiyor. Bu yaklaşım yalnızca eleştiri ve karalama üzerine kurulmuş durumda. Bu yaklaşımın hem tehlikeli hem de sağlıksız olduğu kanaatindeyim.
Avrupa’dan Asya’ya birçok ülke, Türkiye’nin politikasını övgüyle anarken, ana muhalefetin lideri, ülkemizin kötü bir durumda olduğunu ifade ediyor. Bu, akıl almaz bir durum. Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye her alanda güç sahibidir ve her türlü saldırıyı bertaraf edebilecek kapasitededir. Ortada durumu kötü olan tek bir şahıs vardır, o da muhalefet olmaya çalışan bu kişidir.
Temel becerileri dahi sergileyemeyen bu kişi ve yandaşlarının “Biz iktidarda değilsek sorumlu davranmak zorunda değiliz.” tavrı, son derece bencil bir tutumdur. Daha önce “balıklar ürküyor” bahanesiyle füze testlerimizi eleştiren bir zihniyetten farklı bir tutum beklemek gerçekçi değildir. Beş dakikalık bir görüşme için muhataplarına yalvaran, Batılı ülkelere “Sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz.” diyerek selam çakan bir zihniyetten başka bir tutum beklemiyoruz.
“FIRSATÇILIĞI KENARA BIRAKIN”
Ancak, 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak, tüm bu olumsuz sicillerine rağmen onlara bir çağrıda bulunmak istiyorum: Kendi siyasi çıkarını, mensubu olduğu milletin geleceğinin önünde tutanlar, ne bizim ne de milletimizin gözünde asla itibar göremezler.
Bugün, abuk sabuk söylemlerle siyasette yelkenleri şişirme, polemik yapma ve başkalarına sataşma günü değildir. Bugün, sorumluluk bilinciyle hareket etme günüdür. Gelin, siyasi fırsatçılığı bir kenara bırakın. Selden kütük kapma hesabını terk edin. Bari bu hassas dönemde Ankara merkezli bir siyaset üretmeyi deneyin. Hükümetimizin Türkiye’yi çevreleyen bu ateşten koruma çabalarına destek olmuyorsanız, en azından köstek olmayın.
“İLK GÜNDEN BERİ YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ İÇİNDEYİZ”
Türkiye; tıpkı beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşı, 13,5 yıl süren Suriye iç çatışması ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları gibi durumlarda hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafındadır. Çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz.
Başlangıçtan itibaren yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyoruz. Krizin daha fazla büyümeden çözümü için şimdiye kadar 16 liderle görüşmeler yaptık. Dışişleri Bakanımız, 50’nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve diğer yetkililerimiz sürekli temas halindeler.
Başta Hazine ve Maliye, Enerji, Ulaştırma ve Tarım bakanları olmak üzere ilgili bakanlarımız, kendi görev alanlarındaki gelişmeleri dikkatle izliyorlar. Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin ekonomik etkilerini en az düzeye indirmek için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz.
“EŞEL MOBİL SİSTEMİNİ DEVREYE ALDIK”
Attığımız adımlar sayesinde piyasalarımız sağlıklı bir şekilde işlemeye devam ediyor. 28 Şubat’tan bu yana Merkez Bankamız, Türk lirası ve döviz likiditesini etkin bir şekilde yönetmek için gerekli tedbirleri almıştır. Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul, piyasaların güvenli işleyişini sağlamak için hızlı düzenlemeler gerçekleştirmiştir.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki ani artışlara rağmen dezenflasyonun sürmesi için gereken tüm önlemleri alıyoruz. Vatandaşlarımızı enerji fiyatlarındaki olası artışlardan korumak amacıyla eşel mobil sistemini geçici olarak devreye aldık.
İran sınırındaki üç gümrük kapımızda herhangi bir sorun ya da yoğunluk söz konusu değildir. Savaştan etkilenen 15 ülkedeki ticari ve ekonomik faaliyetler, ticaret müşavirliklerimiz ve ataşelerimiz tarafından yakından izlenmektedir. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumu ise şu anda olumsuz bir tablo sergilememektedir.
Geleceğe yönelik umutlarımızı artıran bir haberi de paylaşmak istiyorum. Avrupa Birliği Komisyonu, yayımladığı son taslakta, Avrupa Birliği menşe şartının Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’de üretilen ürünleri de kapsaması gerektiğini belirtti. Bu adımı olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz ve aynı yapıcı yaklaşımın ilerleyen dönemlerde de devam etmesini umuyoruz.
Kıymetli basın mensupları, 28 Şubat’tan bu yana savunma ve güvenlik tedbirlerimizi güçlendirmek amacıyla ihtiyaç duyulan tüm adımları atıyoruz. F-16’larımız, havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla muhtemel tehditlere karşı hava sahamızı 7/24 gözlemliyoruz. Hava savunma harekât merkezlerimiz de aynı esaslarla faaliyete geçmiştir.
“İRAN’A GEREKLİ İKAZLAR YAPILDI”
Kara, deniz ve hava kuvvetlerimizle birlikte hudut güvenliğimizi, her türlü hava ve arazi şartlarında yaklaşık 60 bin personel ile sağlamaktayız. 4 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Irak ile Suriye hava sahasını geçerek ülkemize yönelmiş olan bir füze, NATO tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Ardından, İran makamlarına gerekli
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



