Erdoğan ve Fidan: Diplomasi mi, Geçiştirme mi?

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Erdoğan ve Fidan: Diplomasi mi, Geçiştirme mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan’ın İran konusundaki diplomatik faaliyetlerinin düzeyi, sıkça kullandıkları bir ifadeyle tanımlanabilir: “Telefon görüşmelerimiz devam ediyor.”

Ülkemizi hedef alan füze saldırısıyla ilgili ise muğlak ifadelerle geçiştiriliyor: “Yolunu şaşıran mühimmat hava sahamıza girmek üzereyken NATO tarafından imha edildi” gibi söylemlerle durumu kabullenmek zorunda kalıyoruz. Kontrolsüz bir hava balonunu tartışır gibi, konuyu önemsizleştiren bir üslup gözlemleniyor.

Diğer taraftan, İran’a karşı yapılacak bir saldırı konusunda iç kamuoyuna büyük harflerle İsrail eleştirisi yapılırken, Barış Kurulu’nda yan yana dizildikleri Trump’ı üzmemek için ABD’yi hiç gündeme getirmiyorlar.

Nahçıvan Havaalanı’nın hedef alınması da benzer bir şekilde Azerbaycan’a yönelik boş ifadelerle geçiştiriliyor. Ancak Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İran’a ağır söylemlerle yükleniyor ve tüm diplomatik temsilcilerini geri çekiyor.

Diplomatik alanda “yokluk” durumu, iktidar medyasında “denge” olarak adlandırılıyor. Görünmez kalmanın bu krizi de daha önceki gibi atlatmalarını sağlayacağına dair bir inançları var gibi görünüyor. Dış ilişkilerde geçmişte etkinliği işgüzarlıkla karıştıran AKP yönetimi, şimdi ise ataleti sükunet olarak sunduğu bir dönem yaşıyor.

Bununla birlikte, Dışişleri Bakanı’nın öngörüleri birçok noktada yanlış çıktı. Hem İran hem de diğer konularda dış politika ve ulusal güvenlik bağlamında hazırlıksızlık ve öngörü eksikliği bariz bir şekilde ortaya çıkıyor.

Gerçekler acıdır. Mevcut durumu hayal ettiklerinizle bağdaştırmaya çalışmak, sizi pek çok acı sonuca sürükleyebilir. İstihbarat ve bilgiyi siyasileştirmek, ideolojik bir ambalajla sunmak yalnızca ülkeye değil, aynı zamanda kendinize de ihanet anlamına gelir.

Hükümet, savaşan tarafların arabuluculuk için kendilerine başvuracağına dair hayallerle bekleyedursun; İran, kendi yalıtımını derinleştiriyor.

ABD ve İsrail’in saldırılarına belki planlı belki de rastgele verilen karşılıklar, Körfez ülkelerinden Kıbrıs’a, Azerbaycan’a kadar çevresini düşmanlaştırıyor. Ardından, tıpkı Azerbaycan için yaptığı gibi, resmi açıklamalarla bu sorumluluğu reddediyor.

AB ülkelerinin liderleri de, İspanya’nın sosyalist başbakanı Pedro Sanchez dışında, Trump’ı doğrudan karşılarına almaktan kaçınıyorlar.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, ülkesinin hedef alınmaması için İran’ı iki kez uyardı ve Birleşik Arap Emirlikleri ile yeniden temasa geçti. İki ülke arasındaki gerginlik, kısa süre önce en üst noktaya ulaşmıştı.

İran’a yapılan saldırı ve karşı saldırıların önlenmesi için ABD’nin “yaktığı” pahalı mühimmat, Ukrayna’ya desteği de aksatacak gibi gözüküyor. Bir İran füzesinin engellenmesi, iki veya daha fazla engelleyici füzenin ateşlenmesini gerektiriyor. Örneğin, Dörtyol civarına düşen bir engelleyici ABD SM-3 füzesinin maliyeti 25 milyon dolardır.

Erdoğan ve Fidan, “Stratejik özerklik” ideallerini yüksek sesle dile getiriyorlardı; ancak çatışma ortamında bunu sürdürmeleri mümkün olmadı, çünkü kolektif savunma mekanizması devreye girdi. Kürecik’teki radar ve NATO adına İspanya’nın ülkemize konuşlandırdığı Patriot bataryasının erken uyarısı, Doğu Akdeniz’deki AEGIS donanımlı ABD hava savunma muhribine iletildi ve füze tehdidi birkaç dakikada bertaraf edildi. Ancak bu bile yetersiz kalabilir; çünkü İran, saldırılarını füzeden ziyade SİHA’larla sürdürecek gibi görünüyor.

İran’ın, saldırı öncesinde günlük 50 adet üretebildiği Şehid SİHA’larının engellenmesi konusunda Amerikan savunma sistemleri yetersiz kalabilir. Öyle ki, Donald Trump’ın geçen yıl Beyaz Saray’da canlı yayında aşağıladığı Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’e SİHA savunması talep etmesi, dünya kamuoyuna da sürpriz oldu.

Zelenskiy, ABD ve Ukrayna’ya destek olan tüm bölge ülkelerinin yardım taleplerinin karşılanacağını belirtirken, İran sahasında üç günde kullanılan Patriot sayısının dört yılda Ukrayna’ya sağlanandan fazla olduğunu dile getirdi. Maliyet açısından karşılaştırıldığında, Patriot füzesi 4 milyon dolar iken, bir Şehid SİHA’nın bedeli yalnızca yirmi bin dolar.

İsrail, bu durumu fırsata çevirerek Hizbullah’a operasyon gerekçesiyle Lübnan sınırından girerek Litani Nehri’ne kadar uzanan bir tampon bölge oluşturuyor. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir, İsrail’in Lübnan’dan ve Gazze’den asla çekilmeyeceğini belirtiyor.

On binlerce Lübnanlı sivil yeniden yerlerinden ediliyor. Lübnan’a sığınan 50 bin Suriyeli de ülkelerine geri dönüyor. Bu durum üzerine Ahmed eş-Şara, Lübnan sınırını hem sığınmacı akınına hem de olası Hizbullah tehdidine karşı güçlendiriyor.

Kıbrıs’taki İngiliz askeri üsleri Akrotiri ve Dikelya’nın da İran tarafından hedef alınması, Yunanistan, Fransa ve İngiltere’nin deniz ve hava güçlerini adaya göndermeye zorladı. Yunanistan, Kerpet Adası’na Patriot bataryası konuşlandırdı. Barışçıl İspanya bile (nükleer silah yeteneğine sahip) Charles De Gaulle (CdG) uçak gemisine eşlik eden görev gücüne katkıda bulundu. Kıbrıs çevresinde artık bir armada oluşmuş durumda.

Türkiye ise, sükunetini saldırılar hiç yaşanmamış gibi koruyor. Ancak 15 yıldır hava kuvvetlerimize uçak katamadık. Ruslardan kullanım kılavuzunu bile alamadığımız S-400 füzeleri uğruna kendimizi F-35 üretim zincirinden attırdık. Ücreti ödenen 6 adet F-35’i ABD’den alamadık. CAATSA yaptırımlarından kurtulamadık. F-16’larımızı modernize edemedik. F-35’i seçtiğimiz için üretim zincirine girmediğimiz Eurofighter’ları İngiltere’nin 2030’da bize teslim etmesi bekleniyor. Katar ve Umman’dan bu yıl gelecek olanları ise şu ortamda unutmak gerekecek. Kendi üretip donanımıza kattığımız firkateynlerimizi ve korvetlerimizi ise sattığımıza dair iddialar var. TCG Anadolu, NATO görevi için Baltık Denizi’nde bulunuyor. Özetle, halka anlatılanla gerçek saha arasındaki fark her zamanki gibi oldukça büyük.

AKP zihniyeti, savunma için ihtimaliyat planlaması yapma konusunda bir türlü başarılı olamıyor. Ellerindeki en hazır yanıt ise yerli üretim SİHA’lar.

SİHA’ların modern savaş kurallarını köklü bir şekilde değişt

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın