Erdoğan’dan Mevlid-i Nebi Haftası’nda Önemli Mesajlar

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
Erdoğan’dan Mevlid-i Nebi Haftası’nda Önemli Mesajlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Mevlid-i Nebi Haftası Programı”nda konuşma yaptı.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla sizlerle bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Sözlerime başlarken, milletimizin ve İslam âleminin bu özel haftasını en içten dileklerimle kutluyorum. Davetimize katılarak bu salonu dolduran tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında bizleri izleyen, aramızda bulunamasalar da kalbi bizimle olan tüm dostlarımıza sevgi ve selamlarımı iletiyorum.

Böylesine anlamlı bir etkinlikte bizleri bir araya getiren, kalplerimizi birbirine yakınlaştıran Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, insanlığa hidayet ve güzel ahlakla örnek olan Peygamber Efendimiz’e salat ve selam olsun.

Peygamber Efendimiz’in izinden giderek asırlardır ümmete rehberlik eden, gönülleri aydınlatan âlimlerimizin ve bu yolda mücadele eden kahraman şehitlerimizin ruhları şad olsun. İslam’ın onurunu her şeyin üstünde tutan, vatanı ve milleti için canlarını feda eden gazilerimizin aziz ruhlarını da unutmamak gerekir.

“PEYGAMBER SEVGİSİ EN KIYMETLİ MİRAS OLMUŞTUR”

Peygamber sevgisi, müminlerin kalplerinde nesiller boyunca taşınan en değerli miras olmuştur. Bu sevgi, İslam ile buluştuğu günden itibaren milletimizin kalbinde özel bir yer edinmiştir. Ecdadımız, din-i mübin-i İslam’ın bayraktarı olarak Efendimiz’e duyduğu aşkı temiz bir imanla korumuştur.

Resul-i Ekrem’e olan bağlılığımız, yalnızca milli kimliğimizde değil, aynı zamanda dilimizde, edebiyatımızda ve sanatımızda da kendini göstermiştir. Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı Mevlid-i Şerif, Efendimiz’e duyulan hürmetin yüzyıllardır dillendirilen ortak sesidir. Fuzuli’nin Su Kasidesi, Resul-i Kibriya’nın ayak bastığı topraklara ulaşma arzusunun bir ifadesidir. Şairlerimizin ve padişahlarımızın Efendimiz’e yazdığı na’t-ı şerifler, milletimizin hak yolundaki bağlılığının en güzel örnekleridir.

Gönülleri peygamber aşkıyla dolup taşan isimlerden biri de merhum Mehmet Akif İnan’dır. Akif İnan, Efendimiz’e olan sevgi ve bağlılığını şu mısralarla ifade etmiştir:

“Özgürlük, menşurun kanatlarından toprağım, devletim, bayrağım sensin. Maddemsin, manamsın, varım yoğumsun, ufkumsun, yakınım, uzağım sensin. Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum, evim barkım, bahçem ve bağım sensin. Seslerin kalbimin dudaklarında, zamanın, dönemim ve çağım sensin. Ümidim, cihanım, şafağım sende, hicretim, menzilim, durağım sensin. Seninle olmaktır ahdim, yeminim, ordum, emirim ve otağım sensin.”

Bugün, övüncümüz ve şeref kaynağımız olan Resul-i Ekrem Efendimizi bir kez daha saygı ve hürmetle anıyorum.

Değerli kardeşlerim, burada vurgulamak istediğim önemli bir nokta var. Müslümanlar olarak, hem bireysel hayatımızda hem de iş ve sosyal ilişkilerimizde bu ahlakı rehber edinmeliyiz. Kur’an ve Sünnet’in ışığında, güzel ahlakı hayatımızın merkezine yerleştirmek zorundayız. Bu bilinci her birimizin benimsemesi gereklidir.

Öncelikle bu değerleri kendi hayatımızda uygulamalıyız. Çocuklarımızı ve gençlerimizi Efendimizin örnek ahlakıyla buluşturmak, onları Resul-i Kibriya’nın temsil ettiği değerlerle tanıştırmak hayati bir sorumluluktur. Bu şekilde, ailemizde yeşeren ve milletimizde büyüyen değerleri tüm insanlığa ulaştırabiliriz.

“İYİLERİN GALİP GELECEĞİ TARİHİ BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ”

Unutulmamalıdır ki, aktörler ve senaryolar değişse de iyilik ile kötülük arasındaki mücadelenin sürdüğü ve inşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemden geçiyoruz. Filistin’den Lübnan’a, Sudan’dan Somali’ye, birçok coğrafya yıllardır kriz ve çatışmalarla sarsılıyor. Masum çocuklar, göz göre göre hedef alınıyor. Daha dünyayı tanımadan, bebekler ve çocuklar toprağa düşüyor.

Kadınlar, yaşlılar ve sağlık çalışanları, savaş ve çatışma ortamlarında değil, sivil yerleşim alanlarında bombalarla katlediliyor. Gazze, soykırım şebekesinin en büyük çocuk mezarlığı haline getirilmişken, uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor. Filistin’de milyonlarca insan, en temel ihtiyaçlardan mahrum bir şekilde hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Lübnan’da ise 1,3 milyon insan, İsrail’in saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. Dört binden fazla insan hayatını kaybetti, çoğu çocuk ve kadın. 12 bini aşkın Lübnanlı yaralandı.

“MÜSLÜMANLAR OLARAK BARIŞI BİRLİKTE İNŞA ETMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

İsrail’in savaş yanlısı hükümeti, sadece komşularının huzuruna değil, bölgesel barışa ve insani değerlere de saldırmaktadır. Siyonizm’in yayılmacı hedeflerine dikkat çekerken, bunu yalnızca kendimiz için değil, bölgedeki tüm halklar adına yapıyoruz.

Daha önce ifade ettiğim gibi, tekrar vurgulamak istiyorum. Yakın tarihteki zalimlerin, Hitler ve Pol Pot’un yaptıklarının bedelini siviller ödedi. O dönemde insanlık, olan biteni seyretmekle yetindi.

Bugün de aynı hatanın Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da tekrarlanıyor. Soykırım şebekesinin, hukuku ve insanî değerleri hiçe sayan politikalarına karşı dünyadan yeterli tepki gelmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum, katliamların önüne geçecek güçlü bir irade sergileyemiyor.

Artık bu gerçeğin fark edilmesi gerektiğine inanıyorum. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamak yerine, güçlü olmak, caydırıcı olmak ve haklarımızı savunmak zorundayız. Barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek bizim sorumluluğumuzdur.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın