
(ANKARA) – Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Ankara’daki Kurtuluş Parkı’nda açlık grevi gerçekleştiren Doruk Madencilik işçilerini ziyaret ederek bir dizi açıklamada bulundu. Baş, “Bütün yurttaşlara sesleniyorum; ben burada işçilerle beraber açlık grevine giriyorum! Bu işçi arkadaşlar karınlarını doyurana kadar, bu işçi arkadaşların çocukları evlerinde karınları tok yatağa girene kadar ben bu arkadaşlarla beraberim.” dedi.
Erkan Baş, Kurtuluş Parkı’ndaki işçilere destek vererek, işçilerin haklarını talep ettiklerini vurguladı. Baş, patronların işçilerin haklarına ilişkin sorumluluklarını yerine getirmediğini belirtti. Şirketin yaptığı resmi açıklamada, işçilerin alacaklarının kabul edildiğini ifade eden Baş, işçilerin artık “bıçağın kemiğe dayandığı” bir noktaya ulaştığını dile getirdi. Açlık grevine katıldığını ifade eden Baş, şunları kaydetti:
“Buradaki işçi arkadaşlar, çalıştıkları, alın teri döktükleri günlerin karşılığında hak ettiklerini talep ediyorlar. Ancak her gün servetlerine servet katan patronlar, işçilerin hak ettiklerini vermiyorlar. Bugün şirketin resmi açıklamasında da bu kabul edilmiş durumda. Arkadaşlarımız artık ‘bıçağın kemiğe dayandığını’ söylüyorlar. Buraya kadar olan mücadeleleri son derece haklı. Bunun dışında, ‘Biz Çalışma Bakanıyla, Enerji Bakanıyla, AKP grup başkanıyla görüşelim’ diyorlar. Yani birisi bizi duysun ve çare üretsin istiyorlar. Hak ettiklerini alabilmek için çoluğuna çocuğuna, eve ekmek götürebilmek için uğraşıyorlar. Ancak bu talepler karşılanmayınca, arkadaşlarımız açlık grevine başladılar.
Açlık grevi, kolay bir eylem değil. Sokaklarda günlerdir yatmak zorunda kalan ve yüzlerce kilometre yolu yürüyerek gelen işçi topluluğu, bir de açlık grevi kararı almış durumda. Karşılığında ise polis şiddetiyle karşılaşıyorlar. Bekledikleri devlet bu değil; aradıkları, haklarını koruyacak bir devlet. Yasaları ve anayasayı uygulatacak bir devlet istiyorlar. Ancak karşılarına yalnızca polis çıkartılıyor.
“Ben burada işçilerle beraber açlık grevine giriyorum.”
İnsanlar alın terinin karşılığını alamıyorsa, bu durum kabul edilemez. Zira madencilik, zorlu bir meslek. Yerin altına girip, canlarını hiçe sayarak çalışan işçiler, bunun karşılığını almak için mücadele ediyor. Maden işçilerinin yaşadığı zorlukları, geçmişte yaşanan maden kazalarını hepimiz biliyoruz. Bu işçiler, hayatlarını tehlikeye atarak, hem kendi ailelerine hem de ülkenin kalkınmasına katkı sağlıyor. 30’lu, 40’lı yaşlarındaki işçilerin yüzleri, uzun yıllar süren emeklerinin izlerini taşıyor. Bu işçiler, birçok iş cinayetinde hayatlarını kaybetmiş; yaralanmış, engelli kalmış insanlardır. Onların karanlık maden ocaklarında günlerce çalıştıklarını biliyoruz. Bu noktada hepimize düşen bir görev var. Tüm yurttaşlara sesleniyorum: Ben burada işçilerle beraber açlık grevine giriyorum!
“Maden işçisi yalnız değildir.”
Bu ülkede pek çok işçi benzer zorluklarla karşı karşıya. Bugün, bu işçiler adına öne çıkan bir grup işçi, tüm Türkiye’deki ezilenlerin ve yoksulların sesi oldu. Bizim görevimiz, o işçilerin yanında durmak ve mücadelelerinin bir parçası olmaktır. Maden işçileri için asla bir adım öne geçme hedefimiz yok; onların taleplerinin arkasındayız. Bugün mücadele edenler onlardır. Tüm Türkiye’nin onurlu insanlarına, emekçilerine ve devrimcilerine düşen görev, maden işçilerine sahip çıkmaktır. Kamuoyuna çağrı yapıyorum: Bu işçi arkadaşlar karınlarını doyurana kadar, çocukları evlerinde karınları tok yatana kadar ben bu arkadaşlarla beraberim. Onlarla bu açlığı paylaşıyoruz. Maden işçisi yalnız değildir!
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



