
Eski AKP MKYK Üyesi Mücahit Birinci, gazeteci Fatih Altaylı‘nın “Cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanmasına itiraz etti. Birinci, “TCK 310 açık. Bu maddenin yürürlüğe girebilmesi için ‘fiili saldırı’ olması şarttır. Bu durumda, TCK 310/2 uygulanamaz” diyerek Altaylı’nın tutuklanmasını eleştirdi. Mücahit Birinci, ‘Cumhurbaşkanını tehdit’ ifadesinin özel bir suç türü olmadığını belirtirken, “Tehdit suçu TCK 106’da tanımlanmıştır. TCK 310 ise Cumhurbaşkanına yönelik suikast ve fiili saldırı suçunu düzenler.” ifadesinde bulundu. “Bu, beyan ve düşünce ile işlenebilecek bir suç değildir. Hem suikast hem de fiili saldırı yalnızca fiziksel bir hareketle gerçekleşebilir. Bu nedenle hiçbir beyanda TCK 310’un uygulanması söz konusu olamaz” şeklinde açıklama yaptı.
Gazeteci Fatih Altaylı, kendi YouTube kanalında yaptığı açıklamalar dolayısıyla “Cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Eski AKP MKYK Üyesi Mücahit Birinci, “TCK 310 açık. Bunun uygulanabilmesi için ‘fiili saldırı’ gerektiği açıktır. Bu durumda, TCK 310/2 bu olaya uygulanamaz” diyerek Altaylı’nın tutuklama kararına karşı çıktı.
AKP’li Birinci, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:
“TCK m 106 ve 310 kapsamındaki değerlendirmelerim aşağıdadır:
1- ‘Cumhurbaşkanını tehdit’ olarak tanımlanan özel bir suç yoktur. Tehdit suçu, TCK 106’da yer almaktadır.
2- Söylenen sözler, muhatap alınan kişi üzerinde ciddi bir korku oluşturacak yeterlilikte değilse, tehdidin varlığı iddia edilemez. Failin söz ve davranışlarının, muhatap üzerindeki etkisi her somut olayda araştırılmalıdır.
3- TCK 310, Cumhurbaşkanına yönelik suikast ve fiili saldırı suçunu ele alır.
Bu suç, yalnızca fiziksel eylem ile işlenebilir. Bu nedenle beyanlar TCK 310 kapsamına giremez.
Meselenin daha geniş bir perspektife taşındığına dikkat çekiyorum, çünkü artık Fatih Altaylı’nın tutuklama kararı verilmiştir:
1- Altaylı’ya yaklaşımım, çoğunlukla zıt yöndedir.
2- 28 Şubat sürecindeki Altaylı’ya hala kızgınım.
3- Kendisine karşı sözlerime oldukça mesafeliyim. Kendisini şahsen tanımıyorum.
4- Ancak, hukuki süreçlerin, özellikle hukukçular tarafından, tarafsız bir biçimde ele alınması gerektiği kanaatindeyim.
5- Ekrem İmamoğlu hakkında tutuklama kararını isabetli buluyorsam, terör soruşturması kapsamında bir tutuklamanın gereksiz olduğunu da ifade ediyorum; şimdi de Altaylı’nın tutuklama gerekçelerini isabetsiz buluyorum. Hukuki yorum yaparken şahısların benim için önemi yoktur.
6- Siyaseten birçok şey söyleyebilirim. Ben susan biri değilim. 28 Şubat’taki ‘gammaz yazıları’ aklımda. Ancak şu an dikkat etmemiz gereken mesele hukuktur.
7- Bu kişileri fikirsel düzeyde eleştirebiliriz, tartışabiliriz. Fikirleriyle dalga da geçebiliriz. Ancak hukuki bir yaptırım, farklı bir konudur. Yargı, siyaset yapmanın aleti olmamalıdır.
8- Hukuki değerlendirmemi daha kapsamlı bir şekilde yineleyecek olursam:
TCK 310’un açık bir şekilde ifade ettiği gibi, bu maddenin uygulanabilmesi için “fiili saldırı” zorunludur. Bu nedenle, TCK 310/2 bağlamında uygulanamaz.
TCK m 106 kapsamında tehdit suçunun cezası 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezasıdır; “Kamu görevlisini tehdit” nitelikli hallerden biri değildir.
Sonuç olarak, Altaylı’nın iddia edilen eylemi, CMK m 100/4’e göre “üst sınırı 2 yılın üzerinde hapis cezası gerektiren bir suç olmadığı” için tutuklama yasağı geçerlidir.
Bundan dolayı, suçu işleyip işlemediği noktasında yorum yapmadan, tutuklama kararının mevcut durumda hatalı olduğu kanaatindeyim.
9- Siyasi kimliğiyle öfke duyduğum birine karşı, hukukçu kimliğiyle yaptığım yukarıdaki yorumu anlamak önemlidir.
Zira ben hukukun, her düşünce ve siyasi görüşten bireylere gerekli olduğuna inanıyorum.”
Orkestranın en kabası, sesiyle duygulara dokunan bir saz; Deniz Akgün kontrbası anlatıyor |
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



