
İstanbul’da yaşayan F.F. isimli kadın, B.A. ile 31 yıl süren evliliklerini 2025 yılında anlaşmalı olarak sonlandırdı. Boşanmanın ardından sadece dört ay sonra, F.F. rutin sağlık kontrolleri sırasında rahim ağzı kanseri riski taşıyan HPV-18 virüsüne yakalandığını öğrendi. Hemen acil ameliyata alınarak rahim ağzındaki lezyonlar temizlendi.
F.F., tek eşli bir yaşam sürdüğünü savunarak, bu virüsü eski eşi B.A.’nın kendisine bulaştırdığını öne sürdü. Bu durumla ilgili olarak ‘kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçlamasıyla mahkemeye başvurdu. F.F.’nin avukatı, mahkemeye sunduğu dilekçede, B.A.’nın evli olduğu dönemde birçok farklı kadınla otel kayıtlarında görüldüğünü belirtti. Ayrıca, B.A.’nın virüsü eşine bulaştırarak onun cerrahi müdahale geçirmesine ve kanser riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olduğunu ileri sürdü. F.F., B.A.’dan 2 milyon 500 bin lira manevi tazminat talep etti.
B.A. ise, eski eşiyle iki yıldır ayrı olduklarını ve cinsel olarak bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını iddia etti. Yapılan tetkiklerde kendisinde HPV-18 virüsüne rastlanmadığını da vurguladı. Olay, adli bir tartışma haline gelirken, kimin doğru söylediği mahkemede netlik kazanacak. Bu durum, HPV-18 virüsünden daha tehlikeli olan HIV vakalarının da önemini gündeme getirmekte. Türkiye’de toplam HIV vakalarının yaklaşık %18-19’unun kadınlar tarafından oluşturduğu biliniyor.
Bu bağlamda, kadınların da erkekleri aldatıp HIV virüsünü bulaştırmaları mümkün. Ancak yapılan epidemiyolojik çalışmalar, Türkiye’de HIV pozitif tanısı almış ev kadınlarının büyük çoğunluğunun virüsü, eşlerinden kaptığını ortaya koymakta. Kadın hastalar, genellikle hamilelik kontrollerinde veya eşlerinin hastalanıp tanı almasıyla virüsle ilgili durumu öğreniyorlar. Biyolojik olarak, HIV’in cinsel yolla bulaşma ihtimali erkekten kadına geçişte, kadından erkeğe geçişe göre yaklaşık iki kat daha fazla. Evliliklerde en büyük trajedi, aldatma yoluyla eşe virüs bulaştırılması ile ortaya çıkmaktadır.
Daha da kötü bir senaryo ise, eşlerden birinin virüs kaptığını gizleyerek diğerine bulaştırmasıdır. Bu durum, yargı önünde ağır bir suç teşkil etmekte. Son yıllarda HIV pozitif olduğunu eşinden saklayan kişiler hakkında “eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası talep eden davalar açılmıştır. ABD’de, HIV pozitif olduğunu gizleyerek partnerlerine virüsü bulaştıran bir kişi, müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.
***
VİDEO OYUNLARI…
Birçok ebeveyn çocuklarını video oyunlarından uzak tutmaya çalışırken, Elon Musk, video oyunlarının zeka gelişimine katkı sağladığını savunuyor: “Ya video oyunu oynarsınız ya da aptal kalırsınız.” Dünyanın en zengin insanı, bu konuda haklı mı? PLOS ONE ve Scientific Reports gibi saygın akademik dergilerde yayımlanan araştırmalar, düzenli video oyunu oynayanların, görsel bellek, zihinsel esneklik, problem çözme, odaklanma ve çoklu görevlerde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.
Nörobilimsel incelemeler, aksiyon ve strateji oyunlarının beynin karar verme ve planlama ile ilgili bölgelerinde nöroplastisiteyi tetiklediğini göstermektedir. Ayrıca, düzenli video oyunu oynayan bireylerin ilerleyen yaşlarda demans riskinin %10 ila %19 oranında daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Strateji oyunları, hem zekayı geliştirirken hem de çocukları ekran bağımlılığından kurtarmaya yardımcı olmaktadır. Ancak, aşırı video oyunu oynamanın da olumsuz etkileri bulunmaktadır. 80’li yıllarda Atari salonlarından çıkmayan çocuklar için “Beyinleri çürüyor, bağımlı oldular” şeklinde haberler yapılmıştı. Ancak bu çocukların birçoğu büyüyünce doktor veya mühendis olmuştur. Bir şeyi tamamen kötülemek ya da övmek yerine, denge kurmak gerekmektedir.
***
KELİME SAYISI AZALIYOR
Hakemli dergi Perspectives on Psychological Science’ta yayımlanan bir araştırma, katılımcıların günlük konuşmalarında ortalama kelime sayısının 2005 ile 2019 arasında her yıl yaklaşık 338 kelime azaldığını tespit etti. Uzmanlar, bu düşüşün günlük hayatta bireyler arasındaki etkileşimin azalması, ekran ve sosyal medya bağımlılığı, kitap okuma alışkanlıklarının azalması gibi birçok faktörden kaynaklandığını belirtiyor. Mesajlaşma uygulamalarında emojilerin kullanımı da kelime kullanımını azaltan etkenlerden biri.
Öte yandan, video oyunlarının zeka gelişimine katkısı olduğu belirtilirken, aynı oyunların günlük kelime kullanımını da azaltma potansiyeli taşıdığı görülüyor!
***
İZ BIRAKAN SÖZLER
“Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla.” (Amok Koşucusu)
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



