Eski Türk Filmleri ve Bugünün Siyasi Gerçekleri

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Eski Türk Filmleri ve Bugünün Siyasi Gerçekleri

Eski Türk filmlerinde seyircinin zekasına fazla güvenilmezdi. Bu yapımlarda karakterlerin iyi ya da kötü olduğu hemen anlaşılırdı.

“Esas oğlan” her zaman efendi, cesur ve mert bir kişi olarak karşımıza çıkarken, “eski kız” da zarif, naif ve namus timsali olarak tanımlanırdı.

Kötü karakterlerin kötülüğünü vurgulamak ise daha bir eğlenceliydi; genellikle çirkin ve korkutucu bakışlara sahiptiler, her zaman bir bela aradıkları da besbelli oluyordu.

Bu bağlamda eski Türk filmleri oldukça rahatlatıcıydı. Yalnızca olumlu rol modeller sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kötü niyet ve hıyanetten de koruyordu bizleri.

Fakat büyüdükçe hayatın bu kadar basit olmadığını anladık.

Bazen ilk bakışta pek cazip görünmeyen insanların içinden güvenilir dostlar çıkarken, mütevazı ve kibar görünümdeki pek çok kişinin aslında sinsi ve yalancı olduğunu keşfettik.

Hayat zordu; iyi ile kötü arasındaki farkı ayırt etmek, belki de yaşamın en karmaşık yanlarından biriydi.

Keşke her şey eski Türk filmlerindeki kadar kolay olsaydı. O zaman bu kadar hata yapmazdık.

Tüm bunlar, hayatımızın bir parçası olan ve son zamanlarda küstahça içini kaplayan siyaset açısından da geçerli…

KK’nın Hayatımızdaki Yeri

Bazılarınızın “bu konu tamamen iktidar meselesi, onun piyonlarını daha fazla öne çıkarıp tartışmaya değmez” dediğini biliyorum. Ancak hem iktidarı hem de güncel siyasi mücadeleyi anlayabilmek için yeniden ele almamız gerekiyor.

Kimden bahsediyoruz? Elbette Kemal Kılıçdaroğlu’ndan (kısaca “KK”).

Bu kişi, hayatımızın en az 16 yılında önemli bir rol oynamış durumda…

İlk 13 yıl farklıydı, son 3 yıl ise çok daha farklı… Özellikle son 10 gün, bambaşka bir hal aldı.

Zamanında CHP’nin başına getirilen KK, birçok tartışmanın odağında yer aldı. “Müzmin muhalif lider” Deniz Baykal’dan kurtulmuş olmamız bir rahatlama sağlasa da, kime kavuştuğumuz belirsizdi. “Artık yetsin, her şey daha iyi olsun” umudu ile KK’nın hatalarını göz ardı etme eğilimindeydik.

Evet, o ideal bir lider değildi. Çok zeki, yetenekli veya karizmatik olmayabilir; ancak dürüst, ahlaklı ve mütevazı biri olduğu iddia ediliyordu.

“Yenilirsem giderim” demesine rağmen, 13 kez yenilmesine rağmen gitmedi. “Anayasaya aykırı olsa da dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde oy vereceğiz” dedi ama…

Hileli seçimlere karşı çıkmadı ama… Üç yıl önce muhalefetin seçimleri kazanacak aday çıkarma şansı varken, kendisini öne atarak muhaliflerin bir kez daha kaybetmesine yol açtı ama…

Şu an hala KK’ya sabırla yaklaşan bir saygı gösterebiliriz belki…

Fakat KK, gözlerimizin önünde bambaşka birine dönüştü ya da gerçek kimliğini görmek istemeyenlerin kafasında bir çarpma yaşandı.

Ve bu dönüşüm ne kadar şiddetli oldu!..

Şu an kafamız karışık bir halde…

Hepimiz “Olur da bu kadar da olmaz” aşamasındayız.

Hayal kırıklığı ise insan hayatında farklı bir yer tutar. Eğer karşıt cephelere savrulmuşsanız, geçmişteki “eski güzel günler”i unutup, yaralarınızı sararak yeniden ayağa kalkmalısınız.

Ve direnmelisiniz… Hayallerinizle birlikte, en önemlisi hayatınızı ve geleceğinizi satanlara karşı ayakta durmalısınız.

Yaşadıklarımızın Adını Koyalım

Biliyorum, aranızdan bazıları “KK hakkında şunu da demeliydin, bunu neden yazmadın!” diyerek heyecanla eleştirilerde bulunuyordur.

Ancak daha fazla yorum yapma isteğim yok. Örneğin, 13 seçim kaybeden KK’nın Kurultay yenilgisini hayatının merkezine koymuş gibi davranmasını tartışsam ne değişecek? Ya da Ekrem İmamoğlu’ndan Özgür Özel’e kadar baskı altındaki tüm yöneticilerin yolunu ona açmış olmasını tartışsam ne kazanacağız?

KK’nın sosyal

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın