
Genç bir Etiyopyalı, Suudi Arabistan’daki hücresinde idam cezası beklerken BBC’ye ulaşmayı başardığında sesi umutsuzluk doluydu.
Kimliğini gizlemek amacıyla adını değiştirdiğimiz Habtom, üç yılı aşkın süredir ülkenin güneyindeki Hamis Muşayt kentindeki bir cezaevinde tutuluyor.
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
Arka planda koğuş arkadaşlarının bağırışları arasında yardım talep eden Habtom, hükümetinin kaderini değiştirmek için yetersiz görünen çabalarına karşı öfke duyuyordu.
Kendisi ve diğer mahkumlar, ülkelerindeki savaş ve yoksulluktan kaçarken daha iyi bir yaşam bulmayı ummuştu.
Ancak Cibuti ve Yemen üzerinden yaptıkları bu yolculuk, hapisle sonuçlandı.
Suudi Arabistan’da uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla idam cezası tehdidi altında olan Etiyopyalı mahkumlar arasında yer aldı.
Hikayelerini paylaşmak isteyen bazı mahkumlar, BBC’nin Tigrinya dil servisinin iletişim numarasını bulmayı başardı.
Cezaevinde idam cezasını bekleyen yaklaşık 200 Etiyopyalı mahkumdan yedisiyle görüştük.
Benzer durumda olan Pakistanlılar, Sudanlılar ve Ürdünlüler de mevcut. Bu yılın ilk yedi ayında 17 Etiyopyalı idam edildi; bu sayı Suudi olmayanlar arasında en yüksek rakam olarak kaydedildi.
Bu idamların beşi 27 Temmuz’da gerçekleşti.
Uluslararası Af Örgütü’nün araştırmasına göre, iki yıl önce sadece iki Etiyopyalı idam edilmişken, bu sayı 2025’te 35’e ulaştı.
Artışın nedeni netlik kazanmasa da, bu durumun Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray bölgesinden ayrılan insan sayısındaki artışla ilişkili olabileceği düşünülüyor.
Tigray’daki iki yıllık iç savaş 2022’nin sonlarına doğru sona erdi ve geride büyük bir yıkım bıraktı.
Uluslararası Af Örgütü araştırmacısı Dana Ahmed, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bu durum, Suudi Arabistan’ın son yıllarda uyuşturucuyla ilgili suçlar için ölüm cezasını daha yaygın bir şekilde uygulamasıyla da bağlantılı olabilir” dedi.

BBC ile görüşen Habtom, kenevir ürünleri olan haşiş kaçakçılığından suçlu bulunduğunu ifade etti.
Suudi Arabistan’da mahkeme kararı, hakimin takdirine bağlı olarak ölüm cezasına neden olabiliyor.
Ancak Reprieve, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları kuruluşları, bu tür davalarda adil bir süreç izlenmediğini vurguluyor.
Uluslararası Af Örgütü’nden Ahmed, sanıklara avukat erişimi veya mahkeme belgelerinin nadiren sağlandığını belirtiyor; sağlandığında ise çeviri hizmetlerinin yetersiz kaldığını ekliyor.
Teorik olarak temyiz hakkı bulunsa da, avukatları olmadığından başvuru yapamıyorlar ve bu nedenle ceza otomatik olarak onaylanıyor.
“Mahkumiyet kararından Yüksek Mahkeme incelemesine ve kralın onayına kadar tüm yargı süreci boyunca neredeyse tam bir şeffaflık eksikliği var.” diyen Ahmed, “İdam mahkumları ve aileleri kaderleri hakkında belirsizlik içinde bırakılıyor.” dedi.
Habtom, bir avukatla görüşme veya kendini savunma hakkı verilmediğini belirtirken, cezayı kabul ettiğini ifade eden Arapça bir belge imzalamaya zorlandığını söylüyor.
BBC ile konuşan diğer mahkumlar da benzer hukuk sistemi sorunlarına dikkat çekti.
HRW’nin mülteci ve göçmen hakları danışmanı Nadia Hardman, davalarla bağlantılı kişilerin durumunu takip ettiğini, “toplu cezalar, hiçbir usul güvencesi içermeyen toplu yargılamalar ve cezanın ne zaman infaz edileceğini bilmeden bekleyen tutuklular” olduğunu aktardı.
Suudi makamları, hukuki sürecin adil olmadığı iddialarına dair BBC’nin yorum talebine yanıt vermedi; bununla birlikte her idam sonrasında resmi haber ajansı aracılığıyla bir açıklama yapıldığı belirtiliyor.
Bu açıklamalarda, soruşturma, dava, temyiz ve Yüksek Mahkeme kararının ardından kraliyet kararnamesine kadar açık bir sürecin izlenildiği ifade ediliyor.
Aynı zamanda, cezanın vatandaşları “uyuşturucu belasından” koruma kararlılığına işaret ettiği vurgulanıyor.
Habtom, cezaevindeki duvara monte telefon aracılığıyla ailesiyle zaman zaman iletişim kurabildiğini ancak onlara idam cezasını almış olduğunu söylemediğini aktarıyor:
“Şimdi öğrenmelerindense öldükten sonra haber verilmesini tercih ederim.” diyor.
Liseyi bitirmeyi, üniversiteden mezun olmayı ve ailesine destek olmayı hayal eden Habtom’un planları, Tigray savaşıyla sona erdi.
“Hedefim yok edildi, bu yüzden göç etmeye karar verdim.” diyor.
Habtom, 2021 yılında Suudi Arabistan’a yaptığı tehlikeli yolculuktan sonra düşük ücretli bir çobanlık işi buldu.
Ancak işverenleri ona ve diğerlerine daha fazla para kazanma vaadinde bulundu.

Mahkumlar, kendilerinden bir paket teslim etm
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



