Ev Arkadaşlığı: Zorunluluk mu, Tercih mi?

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Ev Arkadaşlığı: Zorunluluk mu, Tercih mi?

iahaber Haber Merkezi

Berfin Özcan

Öğrencilik döneminin geçici bir parçası olarak görülen “ev arkadaşlığı”, günümüzde çalışma hayatındaki bireyler için bir tercih olmaktan çıkıp ekonomik bir zorunluluk haline geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, akrabalık bağı olmadan aynı evi paylaşanların sayısı 2015 yılında 472 bin 685 iken, bu rakam on yıl içinde neredeyse iki katına çıkarak 2025 yılında 885 bin 831’e ulaşacak. Yaşamlarını sürdürmek için bu yola başvuran çalışanlar, “Kendi gelirin varken ev arkadaşlığı yapmak birey olarak yaşamayı imkansızlaştırıyor” ifadelerini kullanıyor.

iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!

ABONE OL

Endeksa verilerine göre, İstanbul’daki ortalama konut kiraları 32 bin TL ile 43 bin TL arasında değişirken; Ankara’da 28 bin 500 TL ile 34 bin TL, İzmir’de ise 24 bin 500 TL ile 32 bin TL aralığında seyrediyor. Asgari ücretin üzerinde seyreden kira fiyatları karşısında, düzenli geliri olan binlerce çalışan, tek başına bir ev tutma şansına sahip olamadığı için “ev arkadaşlığı” seçeneğini değerlendiriyor.

Sosyal medya platformları ve ev arkadaşı bulma siteleri, tanımadıkları kişilerle aynı evi paylaşmak zorunda kalan bireylerin buluşma noktası haline gelmiş durumda. Bu ilanlarda 55 yaşındaki kişilerin arayışlarına da rastlamak mümkün. Sosyal medya üzerinden ev arkadaşı bulan bireyler, bu süreci “Ev arkadaşlarımdan biriyle sosyal medyadaki ilanlar üzerinden tanıştık, çok kuşkulu bir süreçti” ifadeleriyle aktarıyor. İlanlardan bazı örnekler de dikkat çekiyor.

Eğitim hayatını tamamlamış ve düzenli bir gelire sahip bireylerin kendi evlerini kuramamaları, sadece günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda bireylerin kendilerini tam anlamıyla birey olarak hissetmelerinin önünde de engel oluşturuyor.

“Ben 25 yaşındayım ancak ev arkadaşım 45 yaşında”

Ankara’da resepsiyonist olarak çalışan 25 yaşındaki Fatma Güloğlu, Türkiye’de temel ihtiyaçların lüks haline geldiğini ve tek başına yaşayabilmenin de bu lükslerden biri olduğunu ifade ediyor. Güloğlu, sosyal medya aracılığıyla tanıştığı ev arkadaşlarıyla yaşadığı uyum sorunları ve geleceğe dair kaygılarını şu sözlerle dile getiriyor:

“Şu an evde üç kişi kalıyoruz. Ev arkadaşlarım tanıdığım kişiler değildi, sosyal medya aracılığıyla buldum. Üç kişi yaşamanın zorlukları var. Bir ev arkadaşım 45 yaşında, yaş farkı bazen sorun yaratabiliyor. İş ile evim arasında oldukça büyük bir mesafe var ancak burada kiranın uygun olması ve evin daha yaşanılabilir olması nedeniyle bu tercihi yaptım. Yaşadığımız bina 60 yıllık, evin içi biraz daha iyi olsa da banyo ve tuvalet inanılmaz küçük. Mutfağı üç kişi aynı anda kullanamıyoruz. Bazı sabahlar işe yetişirken zorluk yaşıyorum. Tek başıma eve çıkmayı çok isterdim ama maddi olarak bunu hayal bile edemem. Sosyal yaşantıma ekonomik kaygılardan dolayı vakit ayıramıyorum çünkü kirayı, faturaları ayırmam gerekiyor. İlerleyen yıllarda da aynı işte çalışırsam tek başıma eve çıkmam mümkün olamaz. Bence Türkiye’de temel ihtiyaçlar bile artık lüks. Tek başına eve çıkabilmek de bunlardan biri. Gelecek kaygım var çünkü bir noktada tek başıma yaşamam gerekecek ama nasıl yapacağımı bilmiyorum.”

“Bu şekilde yaşamak çok zor”

Umut Göztepe, 22 yaşında Muğla’da barmen olarak çalışıyor. 3+1 evde dört kişi yaşamak zorunda kalan Göztepe, evdeki yaşam zorluklarını “Sürekli birilerine ayak uydurmak zorunda kalıyorsun, birey olarak karar alamıyorsun” cümleleriyle ifade ediyor.

“Evimiz eski bir üç artı bir. Dört kişi kalıyoruz. Bazı arkadaşlarım aynı odayı paylaşmak zorunda kalıyor. Benim kendime ait bir odam var. Bazen erken uyumak ya da dinlenmek istiyorum ama ev arkadaşlarım müzik dinliyor veya misafirleri oluyor. Tek başıma yaşamayı isterdim ama bu koşullarda imkansız. Sürekli birbirimize ayak uydurmak zorundayız. Bu durum birey olarak karar almamı zorlaştırıyor. Kendime ve eve ait giderlerim var, aynı zamanda aileme maddi destek de oluyorum. Tüm bunlar beni zorluyor. Bu şekilde yaşamak gerçekten çok zor.”

“Hep tek başıma yaşamanın hayalini kurdum”

26 yaşındaki Sibel Çetin, Antalya’da aşçı olarak çalışıyor. Artan yaşam ve kira maliyetleri nedeniyle ev arkadaşlığı yapmak zorunda kalan Çetin, kendi gelirine sahip olmasına rağmen bu durumun birey olmayı geciktirdiğini belirtiyor. Çetin, “26 yaşındayım ve şu an çalışıyorum. Yaşadığımız ev 3+1 ve üç kişi yaşıyoruz. Evde yeterli konfor alanım olmuyor ama kendime ait odada konfor alanı yaratmaya çalışıyorum. Üç kişi yaşamak, tek başına yaşamaya göre elbette daha zordur. Her şeye daha fazla dikkat etmen gerekiyor. Antalya’da şu an tek başına yaşamak çok mümkün değil. Artık tek başına yaşamak lüks. Eşyalı bir evin kirası asgari ücretle aynı. Gelir sahibi olmama rağmen ev arkadaşlığı yapmak zorunda kalmak, bireyselleşme sürecimi ister istemez geciktiriyor. Plan yapıyorum ama evdeki durumlar buna elverişli olmuyor, planlarımı uygulayamıyorum. Ekonomik durumum elverişli olsaydı tek başıma yaşamayı çok isterdim. Hep tek başıma yaşamanın hayalini kurdum.” ifadelerini kullanıyor.

“Ev arkadaşlığı bir tercih değil, bir zorunluluk”

24 yaşındaki Merve İşen, gazetecilik yaparak geçimini sağlıyor. Ev arkadaşlığı yaparak yaşamını sürdüren İşen, “Masrafların üçe bölündüğüne şükrediyorum, buna rağmen ay sonunu getiremiyorum” diyerek ekonomik zorlukları dile getiriyor:

“İlk eve çıktığımda sene 2024’tü. O zaman da eve tek başına çıkabilmek mümkün değildi, şu anda da değil. İleride böyle bir şeyin mümkün olacağını da sanmıyorum. Şu an tek başı

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın