
Kabul edilen evren hikayesine göre, tüm olaylar ilk bir saniyeden daha kısa bir sürede meydana gelmişti. 100 saniye sonra, kuarklar üçlü gruplar halinde bir araya gelerek atomaltı parçacıkları oluşturdu ve fotonlar, normal madde tarafından hapsedildi.
Bu dönem, evrenin opak olduğu bir evreydi.
Modelin öngörüsüne göre, evren genişlemeye devam ederken, yoğunluğu azaldı ve soğumaya başladı. Bu süreçte elektromanyetik kuvvet aktif hale geldi ve protonlar ile elektronlar birleşerek hidrojen ve helyum atomlarını oluşturdu. Böylece, elektronlar tarafından emilen fotonlar serbest kalarak evrenin berraklaşmasına yol açtı.
Peki, serbest kalan fotonlar ne oldu?
1948 yılında Ralph Alpher, Robert Herman ve George Gamow isimli üç bilim insanı, Büyük Patlama senaryosuna dayanarak bir tahminde bulundular. Onlara göre, başlangıçta gama radyasyonu olarak yola çıkan fotonlar, günümüze mikrodalga formunda ulaşmış olmalıydı.
Ancak, mikrodalga formunda olması beklenen bu fosil radyasyona dair görünür bir kanıt bulunmuyordu.
Evrenin fısıltısı
Yaklaşık 17 yıl sonra, Temmuz 1965’te Arno Penzias ve Robert Wilson, Bell Laboratuvarında nötr hidrojen üzerinde çalışırken radyo antenleri üzerinden garip sinyaller almaya başladılar. Bu sinyaller, ilk başta bir tür gürültü izlenimi veriyordu. Öncelikle, antenin içine kuşların yuva yaptığını düşündüler. Anteni temizleyip kabloları kontrol ettiler; ancak gürültü azalmadı ve sinyaller her yönden gelmeye devam etti.

Bu sinyaller, Büyük Patlama sonrasını temsil ediyordu.
1948 yılında yapılan bilimsel öngörüler gerçekleşmişti. Bu sinyaller, Büyük Patlama’dan 380,000 yıl sonra serbest kalan fotonların günümüze ulaşan mikrodalga formundaki kalıntılarıydı.
Penzias ve Wilson, bilim tarihinin en büyük keşiflerinden birine imza atıyorlardı.
İki bilim insanı, bulgularını hızla yayınladılar ve bu veriler, Büyük Patlama’nın ilk somut kanıtı olarak bilim tarihinde yerini aldı.
Penzias ve Wilson, bu önemli keşifleri ile 1978 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldüler.
Kozmik mikrodalga arka plan ışıması
Evren senaryosuna geri dönecek olursak, Büyük Patlama sonrasında hızla genişleyen evren, sonrasında yavaşlamış, genişlemeye bağlı olarak yoğunluğu ve sıcaklığı da milyarlarca Kelvin’den yaklaşık 3000 Kelvin’e kadar düşmüştü.
Bu durum, elektromanyetik kuvvetin aktif hale gelmesine ve protonlar ile elektronların birleşerek nötr hidrojen atomlarını oluşturmasına yol açtı. Ardından, elektronlar tarafından emilen fotonlar serbest kalarak uzayda hareket etmeye başladılar. Bu olay, Büyük Patlama’nın üzerinden 380,000 yıl geçtikten sonra gerçekleşti.
O zamana kadar, evren opak olduğu için daha ötesini görebilme imkanı yoktu. Bu noktada evren, Büyük Patlama anını görmemizi engelleyen bir tür bariyer oluşturmuş gibiydi.
Bu bariyer, “kozmik mikrodalga arka plan” veya kısaca “CMB” olarak adlandırıldı.

Evren genişlemeye devam ederken, başlangıçta gama formunda olan fotonlar da evreni geriden takip ederek mikrodalga formunda günümüze ulaştılar. Bu ışıma, evrende serbestçe dolaşabilen ilk ışığın kalıntısı olarak bizlere ulaştı.
Bu fosil ışıma, “kozmik mikrodalga arka plan ışıması (CMBR)” olarak adlandırıldı.
Bebek evren
Penzias ve Wilson’ın Kozmik Mikrodalga Arka Planı keşfinden 25 yıl sonra, 1989’da NASA, özel amaçlı COBE sondasını uzaya gönderdi. Bilim insanları, fosil radyasyon (CMBR) aracılığıyla uzayın derinliklerine bakarak, sıcaklıkta küçük değişimleri ölçerek CMB’nin haritasını çıkardılar.
Bu görüntü, aslında evrenin bebeklik resmiydi.

On yıl sonra, NASA’nın WMAP sondası, 2003’den 2012’ye kadar daha ayrıntılı bir harita oluşturdu. Elde edilen bu harita, evrenin büyüklüğü, madde içeriği, yaşı, geometrisi ve madde yoğunluğu hakkında önemli bilgiler sağladı ve evren senaryomuzu destekledi.
Son olarak, 2009-2013 yılları arasında faaliyet gösteren ESA’nın Planck uzay aracı, çok daha hassas bir bebek evren resmi ortaya koydu.
Artık bebek evreni çok daha net görebiliyorduk. Günümüzden 13,5 milyar yıl öncesine ait bu görüntü, mevcut galaksi yapılanması göz önüne alındığında günümüz evreninin tüm karakterini yansıtıyordu.
Bilim insanlarının 1948 yılında yaptıkları öngörüler böylece doğrulanmış oldu. Büyük Patlama’dan 380 bin yıl sonra serbest kalan fotonlar, bize günümüzden 13,5 milyar yıl öncesini görme fırsatı sundu.
Daha öncesini göremiyoruz; çünkü evren bunun için doğal bir bariyer oluşturmuş ve bu bariyeri aşma çabamızı sabırla izliyor.
Kaynakça:
https://science8sc.weebly.com/cosmic-background-radiation.html
https://www.qeios.com/read/G6YD4M
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



