
Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasındaki işbirliği ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile emniyet ve jandarma teşkilatlarının yürüttüğü çalışmalar, uzun yıllardır faili belirlenemeyen cinayet dosyalarında önemli ilerlemeler sağladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 24 Nisan 2026’da kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın koordinesinde gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde 36 dosyada 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların aydınlatıldığını duyurdu.
ANKARA’DA AYNI YÖNTEMİ İŞARET EDEN 9 AYRI OLAY
2015 yılında Ankara’da yaşanan 3 kasten öldürme ve 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayı, benzer özellikleri nedeniyle aynı fail ihtimali üzerinden değerlendirildi. Bu olaylarda Hasan Saygın, Muhsin Demirdirek ve Mustafa Çağmaoğlu yaşamını yitirdi. Altı kişi de benzer saldırılara maruz kaldı. Olayların ortak özellikleri dikkat çekici şekilde birbirine benziyordu. Mağdurların pantolon ve iç çamaşırlarının diz seviyesine kadar indirilmesi, başlarına künt bir cisimle vurulması ve bilinç kaybına yol açan darbeler, benzerliklerin başında geldi. Ayrıca, saldırı yöntemlerinin ve zamanlarının yakınlığı, soruşturma makamlarının aynı kişinin bu olayların faili olabileceği değerlendirmesini güçlendirdi. Kasten öldürme, kasten yaralama, hırsızlık ve gasp kapsamında yürütülen soruşturmalar, daha sağlıklı bir değerlendirme için aynı dosyada birleştirildi. Ancak yıllar geçmesine rağmen fail tespit edilemedi. Dosyada 15 Haziran 2017 tarihinde Daimi Arama Kararı verildi.
DOSYA 2026’DA YENİDEN AÇILDI
Faili meçhul dosyaların yeniden gözden geçirilmesi sürecinde, Ankara’daki dosya da yeniden ele alındı. Yıllar önce elde edilen deliller, tanık ve mağdur beyanları, HTS ve BAZ kayıtlarıyla birlikte değerlendirildi. İncelemenin merkezinde Medeni Öztaş yer aldı. Öztaş hakkında dikkat çeken bir unsur, öldürülen Hasan Saygın ile ölümünden 11 gün önce gerçekleştirdiği telefon görüşmesiydi. HTS kayıtlarına göre bu görüşme 29 saniye sürdü. Öztaş’ın, olayların basına yansımasının ardından kendisinin de benzer bir saldırıya uğradığını iddia etmesi ve Mustafa Çağmaoğlu cinayetiyle ilgili Bülent Uzun’u teşhis etmesi de yeniden değerlendirildi. Bülent Uzun, Çağmaoğlu cinayeti nedeniyle yargılandı ancak beraat etti. Soruşturma makamları, Öztaş’ın Uzun’u teşhis etmesinin gerçek failden uzaklaştırmaya yönelik bir hedef saptırma girişimi olup olmadığını da inceledi. Öztaş’ın söz konusu saldırıda yaralanmasının diğer olaylardan farklı özellik taşıdığı da kaydedildi. Öztaş’ın yaralanması başın ön kısmında olup, ayakta tedaviyle giderilebilecek nitelikteydi. Bülent Uzun’un beraatinin ardından bu olayla ilgili açılan soruşturma dosyası, eski dosyayla birleştirildi.
MAĞDURLARIN VERDİĞİ EŞKAL TARİFLERİ DE İNCELENDİ
Soruşturmanın önemli yönlerinden biri de saldırılardan kurtulan mağdurların verdiği eşkal bilgileriydi. Mağdurların saldırganın fiziksel görünümüne dair tanımlamalarının benzerlik gösterdiği, bu tariflerin Medeni Öztaş’ın fiziksel özellikleriyle örtüştüğü değerlendirildi. Böylece dosyada yalnızca tek bir delile değil, yıllar içinde toplanan farklı nitelikteki bilgilerin bir arada değerlendirilmesine dayanan bir şüphe zinciri oluştu.
ANKARA’DAN AYRILDI, SALDIRILAR SONA ERDİ
Medeni Öztaş’ın 2015 yılı sonunda Ankara’dan ayrılarak Antalya’ya yerleştiği tespit edildi. Öztaş’ın Ankara’dan ayrılmasının ardından benzer nitelikte olayların sona ermesi de soruşturma kapsamında değerlendirildi. Öztaş’ın Antalya’da Asım Bayram’ı parçalayarak öldürme suçundan yargılandığı ve bu nedenle mahkûm olduğu belirtildi. Öztaş, halen Antalya S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü bulunuyor. Ankara’daki olaylarla Antalya’daki cinayetler arasında, özellikle künt cisim kullanılması ve saldırı biçimi açısından benzerlikler olduğu değerlendirildi.
“ÜZERİ KANLI ŞEKİLDE EVE GELİYORDU”
Yapılan incelemede Medeni Öztaş’ın oğlu Doğukan Öztaş’ın bilgi sahibi sıfatıyla verdiği ifade dikkat çekti. Doğukan Öztaş, babasının 2015 yılında sık sık geceleri evden çıktığını, yanında keser, tornavida ve pense gibi aletlerin bulunduğu bir çanta taşıdığını belirtti. Ayrıca, babasının parası olmadığı halde sabaha karşı eve gıda poşetleriyle geldiğini ve üzerinin kanlı olduğunu gördüğünü aktardı. Babasının üzerindeki kanın nedenini sorduğunda, Medeni Öztaş’ın bir kasaba yardım ettiğini ve birlikte koyun kestiklerini söylediğini ifade etti. Doğukan Öztaş, babasının o dönemde gasp ve hırsızlık yaparak yiyecek ve sigara temin ettiğini düşündüğünü de ekledi. Bu anlatımlar, olayların gerçekleştiği saatler ve saldırılarda kullanılan yöntemlerle birlikte soruşturma makamlarınca değerlendirildi.
BAZ KAYITLARI DA GECE HAREKETLERİNE IŞIK TUTTU
Dosyadaki teknik veriler arasında Medeni Öztaş’ın telefonuna ait BAZ sinyalleri de yer aldı. İncelemeye göre Öztaş’ın telefonuna ait sinyaller genellikle 20.00-21.00 saatleri arasında kesiliyor, ertesi gün gündüz saatlerinde yeniden görülüyordu. Söz konusu kayıtlar, Ankara’daki olayların meydana geldiği saatlerle birlikte değerlendirilerek Öztaş’ın gece saatlerindeki hareketlerinin belirlenmesinde kullanılan delillerden biri oldu.
BAŞKA SUÇTAN CEZAEVİNDEYMİŞ
Yıllar içinde elde edilen delillerin yeniden değerlendirilmesi sonucunda soruşturma makamları, 2015 yılında Ankara’da meydana gelen 3 cinayet ve 6 cinayete teşebbüs olayında Medeni Öztaş üzerinde yoğunlaştı. Başka bir suçtan dolayı cezaevinde bulunan Öztaş, 7 Ağustos 2026’da SEGBİS aracılığıyla ifadesi alındı. İfadesinin ardından soruşturma makamları, hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller bulunduğu değerlendirmesiyle tutuklama talebinde bulundu. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği, 7 Ağustos’ta Öztaş’ın 3 kez kasten öldürme ve 6 kez kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından tutuklanmasına karar verdi.
DÜZİÇİ’NDE ÖLDÜRÜLEN ALA ÇİFTİNİN DOSYASINDA DA YILLAR SONRA TUTUKLAMA
Faili meçhul dosyaların yeniden incelenmesi kapsamında sonuç alınan bir diğer dosya ise Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde 2019 yılında meydana gelen çifte cinayet oldu. Mustafa Ala ve eşi Hüsna Ala, 13 Şubat 2019’da kızları tarafından evlerinde ölü bulundu. Yapılan otopsilerde, her iki kişinin de kesici aletle meydana gelen iç organ yaralanmaları ile buna bağlı iç ve dış kanama sonucunda hayatını kaybettiği belirlendi. Cinayetin ardından olay yerinden elde edilen deliller, DNA incelemeleri ve ilk yıllarda yapılan HTS ve iletişim kayıtları incelemelerinde soruşturmayı sonuca götürecek bir bulguya ulaşılamadı. Ancak dosya kapatılmadı ve Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma devam ettirildi.
Mustafa ve Hüsnü Ala çifti
KAYIP SENET SORUŞTURMANIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİ
Faili meçhul dosyaların yeniden incelenmesi kapsamında Ala
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



