
Bakırlıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, uygulanan faiz indiriminin yalnızca teorik bir değişiklik olduğunu, gerçek hayatta yurttaşların bankalarda karşılaştığı durumun değişmediğini vurguladı.
Banka faizlerine eklenen fon ve vergi oranları ile birlikte, gerçek borçlanma maliyetinin arttığını belirten Bakırlıoğlu, şunları ifade etti:
“Maalesef para politikası kararlarının reel ekonomiye ve hanelere ulaşması büyük ölçüde kaybolmuş durumda. Politika faizindeki değişiklikler, kredi faizlerine yansımıyor. Tahsil edilemeyen bireysel kredi oranlarındaki artış da bu durumu destekliyor. Geliri azalan yurttaş, esnaf, çiftçi ve emekli, kredi ve kredi kartlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Sokaktan rastgele 10 kişiyi çevirsek, muhtemelen hepsi borçlu durumda. Bu koşullarda yüksek faiz ve ek kesintiler, borç sarmalını daha da derinleştiriyor. Politika faizinde bir indirim olmasına rağmen ihtiyaç kredisi faizleri yüksek seyrini sürdürüyor, çünkü faiz dışındaki fon ve vergi kesintileri toplamda yaklaşık yüzde 30’a ulaşıyor. Bu kesintiler, yurttaşların karşılaştığı gerçek borçlanma maliyetini artırıyor.
VATANDAŞ KREDİLERİNİ ÖDEYEMİYOR
Örneğin, 200 bin liralık ihtiyaç kredisi almak için bankaya giden bir kişi, 24 ay vade ile aylık 15 bin 790 lira taksit ödeyecek ve vade sonunda toplam 379 bin lira ödemek zorunda kalacak. Bu durumda, 200 bin liralık kredi için 137 bin 700 lira faiz ve 41 bin 300 lira vergi ve fon ödemesi yapılması gerekiyor. Merkez Bankası’nın gerçekleştirdiği faiz indirimleri, yurttaşa yansımıyor. Yüksek faiz oranlarına katlanmak zorunda kalan yurttaşlar, bir yandan da ödediği faiz için yüzde 15+15 fon ve vergi ile karşı karşıya kalıyor. Bu ağır koşullar altında yurttaşlarımız, kredilerini ödemekte zorluk yaşıyor.
16 Ocak haftasında, ihtiyaç kredilerinin takibe düşen oranı yüzde 5,5’e ulaşmış durumda. Bu oran, 2025 yılının aynı döneminde yüzde 4,2 seviyesindeydi. Benzer bir durum, kredi kartı borçlarında da görülüyor. Ancak kredi kartları ve KMH’lerde kredi üst sınırları mevcut. Aynı uygulamanın ihtiyaç kredileri için de getirilmesi gerektiği belirtiliyor. Ayrıca, KKDF ve BSMV oranlarının bir an önce düşürülmesi gerektiği ifade ediliyor.
“FAİZ İNDİRİMİ SÖYLEMDEN ÖTEYE GEÇMEZ”
AKP iktidarının ekonomik yönetimi sonucunda alım gücü her geçen gün azalan yurttaşlar, yüksek kredi oranları, fon ve vergiler yüzünden borçlarını ödeyemez hale gelmiştir. Takipteki alacak oranlarının artışı, sorunun bireysel değil, yapısal olduğunu açıkça göstermektedir.
Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 2-9 Ocak haftası itibarıyla 5 trilyon 976 milyar liraya ulaşmış durumda. 2 Ocak’ta yüzde 54,48’e çıkan ihtiyaç kredisi faizi, 2-9 Ocak haftasında 9 puan artarak yüzde 63,53’e yükselmiştir.
Merkez Bankası faiz indirimi yaparken, bankalara başvuran yurttaşlar çok farklı rakamlarla karşılaşıyor. Ekonomik yönetim, dostlar alışverişte görsün anlayışıyla sürdürülüyor. Faiz politikası, bankaları değil, üretimi ve yurttaşı koruyacak şekilde ele alınmalıdır. Aksi takdirde, faiz indirimi yalnızca bir söylem olarak kalacaktır.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans
ve Rek. Tic. A.Ş’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



