Felaketlerde Duyguları Kabul Etmenin Önemi

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
Felaketlerde Duyguları Kabul Etmenin Önemi

Felaketler ve travmalar, bireylerin temel güven ve adalet duygularını derinden sarsarak, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli etkiler yaratmaktadır. Bu konuda görüşlerini paylaşan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, bu tür olaylarla başa çıkmanın yolunun duyguların kabul edilmesinden geçtiğini vurgulamaktadır.

İSTANBUL (İGFA) – Prof. Dr. Serdar Nurmedov, insanların basit birer makine gibi olmadığını, aksine karmaşık düşünceler, duygular ve hisler barındırdıklarını ifade etmektedir. “İster doğal afet olsun, ister insan eli ile gerçekleşsin, felaketler karşısında tepkiler vermek normaldir,” diyen Nurmedov, bu noktada insanların ruhsal durumlarının önemine dikkat çekmektedir.

Hayata sevgi ve güven dolu bir ortamda başlayan bireylerin, ilerleyen zamanlarda yaşadıkları çeşitli felaketler ve travmalar sonucunda, dünyaya ve insanlara dair temel inançlarının sarsıldığını belirten Prof. Dr. Nurmedov, bu durumun insan psikolojisi üzerindeki etkilerini çok iyi anlamak gerektiğini savunmaktadır.

Karmaşık duygularla başa çıkmanın en iyi yolu duyguların varlığını kabul etmek…

Son dönemde yaşanan yangın felaketinin ardından pek çok insanın; dünyanın öngörülebilir olduğu ya da iyi insanlara kötü şeyler olmayacağına dair inançlarının sarsıldığını belirten Nurmedov, “Bir yanda feryat eden, acı ve keder içinde bulunan aileler varken, diğer yanda tatillerini ve eğlencelerini sürdürenler, bu süreci dışarıdan takip eden bizlerde karışık duygulara sebep olmaktadır. Acı ve kederin yanı sıra öfke ve kızgınlık gibi duygular da ortaya çıkmaktadır,” dedi.

Bu karmaşık duygularla başa çıkmanın birçok yolu olsa da, en etkili yolun bu duyguları anlamak, anlamlandırmak ve varlıklarını kabul etmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nurmedov, şunları ekledi: “Kabul etmek ile kabullenmek farklı şeylerdir. Kabul etmek, kaçınmamak, yok saymamak ve varlığına müsaade etmek demektir. Duyguların ifade edilmesi ve paylaşılması, olumsuz olanları hafiflettiği gibi, olumlu olanları da artırır. Duyguları bastırmak ve yok sayarak ‘normal’ bir şekilde davranmaya çalışmak, ruhsal sağlığımızı olumsuz etkiler. Çünkü anormal durumlara normal tepkiler vermek, aslında kendisi anormal bir durumdur.”

İnsan eliyle ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor

Prof. Dr. Nurmedov, insan eliyle meydana gelen felaketlerin sıklıkla bireylerde öfke hissini tetiklediğini, bunun kabullenmeyi ve anlamayı zorlaştırdığını ifade etti. “Bireyin adalet ve güven hissinin sarsılması, güvensizliğe yol açabilir. Bu durumda birey, ‘düzen asla düzelmeyecek’ fikrine kapılabilir. Kuralların adil bir şekilde işlemediği algısı, bireyde endişe ve huzursuzluğa neden olur. Haksızlığa uğrayan insanlar yoğun bir öfke hissi duyarlar. İçinde bulundukları toplumun kendilerini koruyamayacağını düşünmeleri; öz güvenin azalması ve dünyaya olan güvenin sarsılması gibi olumsuz sonuçlar doğurur. Bu süreç iyi yönetilmezse, bireylerde travma sonrası stres bozukluğu gelişebilir,” diyerek bir uyarıda bulundu.

Çocukların bu tür olaylara verdikleri tepkiler normal kabul edilmeli…

Yangın felaketinde arkadaşlarını kaybeden ve kayıplara üzülen çocukların duygusal gelişiminin ve ruh sağlığının derinden etkileneceğini belirten Prof. Dr. Nurmedov, bu çocukların böyle durumlarda ebeveyn desteği ve rehberliğine en çok ihtiyaç duyan kişiler olduğunu ifade etti.

Çocukların duygularını, düşüncelerini

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın