
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 13 Haziran gecesi İsrail’in İran’a düzenlediği hava saldırısıyla ilgili önemli bir değerlendirme yaptı. Fidan, bu saldırı sırasında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini belirtti. Amerikalı yetkililerin, bu saldırıda herhangi bir rolleri olmadığını ve İran’ın saldırmaması gerektiği konusundaki güvenlik endişelerini dile getirdiklerini ifade etti.
Ayrıca, Fidan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmenin önceden planlandığını aktararak, “Görüşmede Gazze meselesinin yanı sıra İran-İsrail gerilimi ve diğer küresel sorunlar ele alındı. Görüşme oldukça yapıcı geçti” şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, A Haber’de gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Fidan’ın açıklamalarından bazı önemli noktalar şu şekilde:
“Cumhurbaşkanımız ile Trump’ın görüşmesi önceden planlanmış bir toplantıydı. İki lider de sürekli olarak iletişim halinde. Bu bağlamda bir araya gelme gereği hissettiler. NATO zirvesinde, Gazze meselesi, İran-İsrail gerilimi ve küresel konular ele alındı. Görüşme oldukça yapıcıydı.”
NATO Zirvesi’nde gündem
NATO üyelerinin önümüzdeki 10 yıl içinde harcamalarını yüzde 5 oranında artırmaları konusunda bir mutabakat sağlandı. Bu durum, uluslararası güvenlik dengelerini etkileyecek. İlk kez Ukrayna’nın zirvede yer almadığı bu toplantı, yalnızca üye ülkelerin meselelerinin konuşulduğu tek oturumlu bir zirve olarak gerçekleşti. Önceki zirvelerde birkaç oturum yapılırken, bu sefer daha konsantre bir görüşme gerçekleştirildi. NATO içinde Cumhurbaşkanımızın liderliği tartışmasızdır.”
Avrupalı ülkelerin çoğu, İsrail lehine bir ateşkes talep etmiyordu; ancak durumun dayanılmaz hale geldiğini artık görmeye başladılar. 2026 yılında düzenlenecek NATO Zirvesi’nin Türkiye’de yapılması planlanıyor. Zirvenin Ankara veya İstanbul’da gerçekleştirilmesi konusunda Cumhurbaşkanımız değerlendirmelerde bulunacak.”
İsrail-İran gerginliği
İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği saldırılar, İran’ı meşru müdafaa hakkını savunmaya yöneltti. Netanyahu, kendi siyasi çıkarları için bölgeyi ateşe atmaktan çekinmiyor. İsrail, İran’ın nükleer kapasitesini yok etme gücüne sahip değil. Son 12 günde bu savaş sona ermiş olsa da nükleer kapasitenin yok edildiği varsayımına dayanan bir anlaşma mevcut. Şu an için bir sessizlik süreci yaşanmakta; bu durumun kalıcı hale gelmesi için İran ile ABD arasında bir anlaşma yapılması önem taşıyor.
İsrail ile İran arasında gelişen olayların yalnızca nükleer meseleyle sınırlı olmadığı da açıktır. ABD’nin askeri müdahalesi sonucunda İran nükleer tesislerinin zarar gördüğü aşikar. Burada nükleer programa yönelik bir darbeden bahsetmek mümkündür. Ayrıca, balistik füzeler ve vekil unsurlar üzerinden de saldırıya yönelik bir tehdit söz konusu olabilir.
Cumhurbaşkanımız, her iki tarafa da “Bu konuda üzerimize düşen her türlü rolü oynamaya hazırız” mesajını iletti. Bu bağlamda, diğer aktörlerin de bu durumu değerlendireceğini düşünüyorum. Umman’da başlatılan sürecin yeniden canlandırılması konusunda bir duyum var; ABD ile İran’ın bir araya gelme ihtimali bulunuyor. Bu süreçleri bir araya getirecek ve zaman içerisinde geliştirecek fikirler sunduk. Temel mesele, Amerikalıların İran’da nükleer zenginleştirme olmaması, İran ise barışçıl nükleer çalışmaları bir hak olarak görmektedir.”
İsrail’in İran’a saldırdığı gece Rubio’dan bir telefon aldık. Konuşulan konular arasında, Amerikalıların bu saldırıda rollerinin olmadığı ve İran’ın saldırmaması gerektiği ile ilgili güvenlik endişeleri yer aldı.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



