
(ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İsrail’in İran’daki devlet ve siyasi yetkililere yönelik gerçekleştirdiği suikastlar, uluslararası savaş hukukuna aykırı ve açıkça illegal faaliyetlerdir. Bu tür eylemlerin derhal sona ermesi gerekmektedir. Savaşın sona ermesi için atılabilecek adımları tartışmak üzere yakında bir bölge gezisi gerçekleştireceğim. Yarından itibaren bölgeyi ziyaret edeceğim ve ilgili ülkelerle bir araya geleceğiz” şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’yi ziyaret eden Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Bakanlıkta bir araya geldi. İki Bakan, görüşmelerinin ardından ortak bir basın toplantısı düzenledi. Fidan, toplantıda şu ifadelere yer verdi:
“Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin genel durumunu, geliştirdiğimiz alanları ve ilerletmemiz gereken konuları değerlendirerek çok önemli bir fikir alışverişinde bulunduk. Kanada ile coğrafi olarak uzak olmamıza rağmen, küresel barış ve istikrara benzer bir vizyonla yaklaşan iki köklü müttefikiz. G20, AGİT ve OECD gibi platformlarda ortak irade sergilemekteyiz.”
<p"Bölgesel ve küresel meselelerde yakın iş birliği içinde çalışıyor ve bu yapıcı diyaloğu sayın mevkidaşımın gerçekleştirdiği ziyaretle daha ileri bir aşamaya taşıdık. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Kanada Başbakanı Mark Carney arasında kurulan liderlik ilişkisi, ortak vizyona dayalı olarak iki ülkenin çıkarlarını gözetmekte ve dünya barışına katkıda bulunmayı hedeflemektedir."“Sayın Carney’in ülkemize yapması planlanan ziyaretin hazırlıklarını titizlikle yürütmekteyiz”
Sayın Carney, Başbakan olduğu günden bu yana Kanada’nın dış politika ve ekonomik politikalarında olumlu değişiklikler gerçekleştirmektedir. Bu değişikliklerin, hem dünya barışı hem de dünya ekonomisi açısından büyük bir anlam taşıdığına inanıyoruz. Sayın Carney’in, Sayın Cumhurbaşkanımızın davetine icabet ederek bu yıl içinde ülkemize gerçekleştireceği ziyaretin, işbirliğimize önemli bir ivme kazandıracağına inanıyoruz.
Siyasi diyaloğumuzun ekonomik ve ticari ilişkilerimize de olumlu yansıdığını görmekteyiz. Ocak ayında Ottawa’da gerçekleştirilen Ortak Ekonomik ve Ticari Komitesi’nin ikinci toplantısı büyük bir başarı ile sonuçlandı. Bu toplantıyla ekonomik iş birliği potansiyelimizin ne kadar geniş ve derin olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş olduk. Geçtiğimiz yıl toplam ticaret hacmimiz 2,7 milyar dolar olarak gerçekleşti ve bu rakamı önümüzdeki dönemde daha da artırmayı umut ediyoruz. Ayrıca, nükleer enerji başta olmak üzere enerji sektöründe iş birliğimizi güçlendirmek için önemli adımlar atıyoruz.
“Savunma sanayi sektöründe ortak projeler geliştirmeliyiz”
Toplantıda, savunma sanayi alanındaki ortaklık konusunu da ele aldık. Bu alandaki iş birliğimizi daha üst seviyelere taşıma yönündeki irademizi bir kez daha vurguladık. Ülkelerimizin güçlü olduğu bu kritik sektörde suni engellere ve kısıtlamalara mahal vermeden ortak projeler geliştirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca, bölgedeki krizlerin sürdüğü bir dönemde, Avrupa Atlantik coğrafyasının güvenliğine katkılarımızı kararlılıkla sürdüreceğimizi yineledik. AB üyesi olmayan müttefiklerin AB’nin savunma ve güvenlik girişimlerine dahil edilmesi gerektiğine inanıyoruz. AB’nin yürüttüğü girişimlerin, NATO’nun faaliyetlerini tamamlayıcı nitelikte olması ve tüm müttefiklerin katkısına açık bir anlayışla yürütülmesi önemlidir.
“Körfez’de artan gerilimler konusunda endişelerimiz var”
Görüşmelerde masaya yatırdığımız en sıcak konulardan biri, İran’daki gelişmeler oldu. Körfez’deki artan gerilimler karşısında ortak endişelerimiz de artmaktadır. Savaş, her geçen gün daha da yayılmakta ve devam eden çatışmalar, bölgesel güvenlik açısından ciddi riskleri beraberinde getirmektedir. Ayrıca, krizin durdurulamaması, bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline sahiptir. Türkiye olarak, krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak amacıyla yoğun diplomatik çabalar yürütmekteyiz. Barışın sağlanması için diyalog kanallarının açık tutulması ve tüm tarafların endişelerinin müzakereler içinde ele alınması gerekmektedir.
Yaşanan savaşın Rusya ile Ukrayna arasında barış çabalarını sekteye uğratmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sorunun çözümüne yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukuk ve BM şartlarının temel ilkeleriyle uyumlu kalıcı ve adil bir barışla sonuçlanmasını umuyoruz. Müzakerelerin bir sonraki turunun en kısa sürede gerçekleştirilmesi için ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu ifade ediyorum. Nitekim buraya gelmeden önce, bugün öğleden sonra Sayın Lavrov ile bir telefon görüşmemiz oldu ve müzakereler ile Türkiye’nin olası katkıları konusunda görüş alışverişinde bulunduk.
“Mescid-i Aksa’da ibadetin engellenmesi kabul edilemez”
Filistin ve Lübnan konularını da ele aldığımız toplantıda, bölgemizdeki savaşın yarattığı trajediyi unutmamak gerektiğini vurguladım. Gündem ne olursa olsun, Gazze’deki acılar değişmiyor. Netanyahu hükümetinin Gazzelilere yönelik ağır şartlar dayatan ateşkes ihlalleri göz ardı edilmemelidir. Ayrıca, Mescid-i Aksa’da ibadetin engellenmesi de kabul edilemez bir durumdur. Bu provokasyona herkesin ortak bir sesle karşı durması gerekmektedir.
“İsrail’in Lübnan’a yönelik harekâtı sivil nüfus için ağır sonuçlar doğuruyor”
İsrail’in Batı Şeria’da dayatmaya çalıştığı uygulamalar, iki devletli çözüm vizyonunu ciddi şekilde tehdit etmektedir. Yeni krizleri fırsat bilerek Filistin’de adil ve kalıcı çözüm çabalarını engellemesine kesinlikle izin verilmemelidir. Bugün ihtiyaç duyulan yaklaşımlar açıktır. Uluslararası toplum, iki devletli çözüm vizyonu etrafında daha güçlü bir dayanışma içinde olmalıdır. İsrail’in yıkıcı gündemi bununla sınırlı kalmamakta, tüm bölgeyi etkilemektedir. Lübnan, yeni bir savaş alanı haline getirilmemelidir. İsrail’in Lübnan’a yönelik başlattığı kara harekâtı, sivil nüfus için ağır sonuçlar doğurmaktadır ve bu adımın işgale dönüşmesine izin verilmemelidir.
Türkiye ve Kanada, uluslararası arenada sergiledikleri vizyonla giderek artan ağırlıkları ve krizler karşısında özgün bir bakış açısına sahip iki önemli aktördür. Küresel ve bölgesel meselelerin çözümüne ortak katkı sağlamak amacıyla iş birliğimizi her alanda derinleştirmeyi hedefliyoruz. Kanada ile karşılıklı ortak menfaatlerimiz doğrultusunda ilişkilerimizi stratejik bir seviyeye taşımak için çalışmalarımız devam etmektedir. Temaslarımızı sürdürerek iş birliğimizi güçlendirmeyi amaçlıyoruz.
“Türk halkı, Orta Doğu’daki krizle ilgili Kanadalılara büyük destek sağladı”
Kanada Dışişleri Bakanı Anand, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün ilişkilerimizdeki olumlu ivmeyi konuştuk. Türkiye ve Kanada arasında enerji, ticaret, savunma, güvenlik ve halklar arası ilişkiler gibi birçok alanda değerlendirmelerde bulunduk. Ancak öncelikle, Türkiye Cumhuriyeti halkına Kanadalıları bu güzel şekilde ağırladıkları için teşekkür etmek istiyorum. Orta Doğu’daki kriz çerçevesinde Türk halkı büyük bir dayanışma göstererek Kanadalılara destek sağladı. Kanada konsolosluk yetkilileri, İstanbul’da yüzlerce Kanadalıyı ağırlayarak, Orta Doğu’dan ve Körfez ülkelerinden gelen Kanada vatandaşlarına yardımcı oldular. Türkiye’nin İran sınırında da birçok Kanadalının geç
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



