
Bakan Fidan, Suriye’deki istikrarsızlığın en büyük kaynağının İsrail olduğunu vurguladı. İsrail’in, komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasını istemediğini dile getirdi.
Fidan, Suriye’de SDG’nin tehdit olmaktan çıkarılmasının en öncelikli hedef olduğunu belirtti. Entegrasyon sürecinin uygulama aşamasını dikkatle izlediklerini ifade etti.
Bölge ülkelerinin iş birliği dışında bir alternatifinin bulunmadığını söyleyen Fidan, “Ya birlikte çalışıp sorunları çözeceğiz ya da hegemon güce ya da onun temsilcisine başvuracağız” şeklinde konuştu.
Mekke İttifakı’nın genişletileceğini açıklayan Fidan, bu ittifakın kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini ve teknik çalışmaların son aşamaya geldiğini belirtti.
Yunanistan’a önemli bir mesaj gönderen Fidan, adaların silahlandırılmasına karşı ciddi bir hassasiyet taşıdıklarını ifade etti. Yunanistan’ı ahdi yükümlülüklerine uymaya davet etti.
Fidan, S-400 konusundaki teknik görüşmelerin sürdüğünü de aktardı.
“Terörsüz Türkiye” sürecinin Diyarbakır’da büyük bir kabul gördüğünü belirten Fidan, silah bırakma kararının toplumda memnuniyet yarattığını söyledi.
Terörün sona ermesinin bölgeye büyük yatırımların gelmesinin önünü açacağını ifade eden Fidan, ekonomik kalkınma ve bölgesel ticaretin önemine dikkat çekti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Şam’daki ziyaretinde Türk gazetecilerle bir araya geldi.
Bakan Fidan, gazetecilere gündemdeki konularla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Fidan’ın açıklamalarından öne çıkanlar;
Bölgemizde kritik gelişmeler yaşanmakta. Bu süreçte Suriye ile olan temaslarımızı artırıyoruz.
İki günlük bir ziyaret gerçekleştirmek istedik. Şam’da konaklamamız, Suriye’de hayatın normalleşmeye başladığının bir göstergesidir. Cumhurbaşkanı Şara ile yaklaşık iki saat süren bir görüşme yaptık ve tüm meseleleri ele aldık.
“SURİYE’Yİ İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLEME POTANSİYELİ EN YÜKSEK TEHDİT İSRAİL’DİR”
Suriye’yi istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli en yüksek tehdit İsrail’dir. Suriye ile ilgili diğer konularda ise son iki yıldır olumlu gelişmeler yaşanıyor.
Suriye, yaptırım listesinden çıkarıldı, ekonomik yatırımlar için bir engel kalmadı. Terörizm listesinden çıkarılması da oldukça önemli bir gelişme.
“İSRAİL KOMŞU ÜLKELERİN GÜÇLÜ VE İSTİKRARLI OLMASINDAN HOŞLANMIYOR”
Suriye’nin istikrara ihtiyacı var. İyi yönetişim sağlanırsa potansiyelleri yüksektir. Ancak İsrail, komşu ülkelerin güçlü olmasını tehdit olarak görmekte ve bu nedenle istikrarsızlaştırıcı eylemlerde bulunmaktadır.
Suriye, bölgesinde barış içinde yaşamak istiyor. İsrail ya bu yaklaşımı kabullenecek ya da saldırgan politikalarını sürdürerek uluslararası alanda daha da yalnızlaşacak.
Netanyahu, çevresindeki ülkeleri tehdit olarak algılamakta. İsrail, zayıf komşularından güç devşiren bir ülke.
SURİYE’DE ENTEGRASYON SÜRECİ
Birinci önceliğimiz SDG’nin tehdit olmaktan çıkmasıdır. Şu anda duyurulan unsurlar olumlu mesajlar veriyor ve sürecin pratikte nasıl ilerlediğini izliyoruz.
Uygulamanın kamuoyuna duyurulan mesajlarla uyumlu olmasını bekliyoruz.
SURİYE’NİN GELDİĞİ NOKTA VE TÜRKİYE
Geldiğimiz noktayı daha ileriye taşıyabiliriz. Mevcut tehditleri ve izlenmesi gereken yolları biliyoruz. Devam eden bir süreç var. 8 Aralık’ta rejim devrildikten sonra her şeyin yeni başladığını söylemiştim.
Gelinen noktada taktik ve stratejik açıdan olumlu gelişmeler yaşanıyor. Terör meselesi başta olmak üzere, uzun yıllardır sorun yaratan pek çok mesele Suriye ve Irak kaynaklıydı.
AK Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte, Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve vizyon ile hem iç meseleleri çözdük hem de dış gelişmelere yönelik stratejik güvenlik kültürümüzü yeniden inşa ettik.
Komşu ülkelerden kaynaklanan sorunlarımızı diplomatik yollarla çözme çabasındayız. Ancak bu konuda daha fazla çalışmamız gerektiğinin bilincindeyiz.
BÖLGE ÜLKELERİNİN İSRAİL’E KARŞI TUTUMU VE MEKKE İTTİFAKI
Bölge ülkeleri olarak Gazze meselesinde ortak bir çaba sergilemek önemli sonuçlar doğurdu. İş birliği yaparak gelişmeleri profesyonel bir şekilde analiz ettik. Bu iş birliğini Suriye’de de kullanıyoruz.
Şimdi İran-ABD savaşında da bu iş birliğimizi kullanarak daha fazla kurumsallaşmayı hedefliyoruz. İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolüne karşı iş birliği ve barışçı diplomasi ile bir mücadelenin içindeyiz. Bu çabalarımızın sonuç vermesiyle bölgede daha büyük bir istikrar sağlayabiliriz.
“YA BERABER ÇALIŞACAĞIZ YA DA…”
Rakiplerimiz de boş durmayacak, faaliyetlerini sürdürecekler. Ancak bölgedeki ülkeler, istikrarın sağlanabileceğini ve birlikte çalışmanın zorunlu olduğunu kabul ediyorlar. Ya birlikte sorunları çözeceğiz ya da geçmişte olduğu gibi bir hegemon güce başvurmak zorunda kalacağız.
Fakat yakılan her yer, sonunda herkesi etkiliyor. Örneğin, Ürdün ve Irak’taki olaylar, Suriye’deki gelişmelerden etkileniyor. Dolayısıyla herkes iş birliği arayışında.
Cumhurbaşkanımızın liderlik vizyonu, ilişkileri kullanarak aktörleri bir araya getirmesi, bu sürece olan güveni artırıyor.
“AMACIMIZ MEKKE İTTİFAKI’NI GENİŞLETMEK”
Mekke İttifakı’nın kurumsallaşma süreci devam ediyor. Üç ülke arasında teknik görüşmeler sürüyor. Genel Karargah’ın yapısı ve görev dağılımı gibi konuları görüşüyoruz. Bu sürecin tamamlanmasıyla birlikte Mekke İttifakı’nı genişletmeyi hedefliyoruz.
Suudi Arabistan’ın güneyden ve kuzeyden hedef alınması kabul edilemez bir durumdur. Yemen sorunu uzun süredir varlığını sürdürüyor ve bu durum bölgedeki kritik altyapıyı tehdit eder hale geldi.
Mekke İttifakı’nın ruhuna uygun olarak Suudilerin yanında olduğumuzu belirtmekteyiz. Dayanışma içinde olduğumuzu tüm taraflara ilettik.
YUNANİSTAN’A MESAJ: ADALARIN SİLAHLANDIRILMASI KONUSUNDA CİDDİ HASSASİYETİMİZ VAR
Yunanistan’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran unsurların etkisi altına girmesini istemiyoruz. İyi komşuluk ilişkileri kurmak istiyoruz.
Güvenlik konularında yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesi gerektiğini dile getiren Fidan, adaların silahlandırılmasına dair ciddi bir hassasiyet taşıdıklarını ifade etti.
Özellikle silahsız statüde bulunan adaların silahlandırılması bizim için bir tehdit oluşturuyor. Yunanistan’ın bu konudaki ahdi yükümlülüklerine uyması gerekiyor.
Bu durum yeni bir mesele değil, 1960’lardan beri süregelen bir sorunun önemli bir boyutunu oluştur
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



