FIFA’nın Skandallarla Dolu Tarihi ve İnfantino

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
FIFA’nın Skandallarla Dolu Tarihi ve İnfantino

Sporun dostluk, kardeşlik ve barış kavramlarıyla anılması uzun bir süre boyunca alışkanlık haline gelmiştir. Ancak konunun derinlerine inildiğinde, bu tanımların gerçekte pek de karşılığını bulmadığı ortaya çıkmaktadır. Bu durum, özellikle dünya futbolunun en etkili kurumu olan FİFA için geçerlidir. FİFA, dünya genelinde güçlü bir etkiye sahipken, aynı zamanda aldığı kararlarla da futbolun gidişatını kontrol altına almaktadır. Son dönemde başkanlık koltuğuna oturan Gianni Infantino, mali skandalların gölgesinde kalmış bir örgütün başında yer alırken, özellikle Katar’da düzenlenen 2022 Dünya Kupası sürecinde yaşananlar dikkat çekicidir. Bu süreçte Infantino, hem sert düzenlemelerle futbolcuların tepkilerini engellemeye çalışmış hem de Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın başında Rus takımlarının men edilmesini sağlamıştır. Ancak aynı başkan, İsrail’in Gazze’deki uygulamaları sonrası FİFA’nın jeopolitik meselelerle ilgilenmediğini belirtmiştir. Ayrıca, daha önce savaşın yarattığı yıkıma neden olan bir bireye FİFA Barış Ödülü vermesi, organizasyonun sorumluluğunu artırmıştır.

Geçtiğimiz hafta The Guardian’da yer alan bir yazıda, Barney Ronay Infantino’nun Donald Trump’a olan hayranlığını eleştirdi. Ronay, FİFA başkanının Trump’a olan dalkavukluğunun, organizasyonu daha da derin bir kriz içine sürüklediğini, ancak bu durumun hesaplaşma yaratma ihtimalinin düşük olduğunu ifade etti. Ronay’ın “Spor, önemsiz şeylerin en önemlisidir” ifadesi, dikkat çekici bir yorum olarak öne çıkıyor. Spor, bir kültürün parçası olup savaşın bir parçası değildir. Ancak, sporun kendini ön plana atma eğilimi, FİFA’nın içinde bulunduğu yozlaşmayı gözler önüne seriyor. Bu durumu görmezden geldikçe, Infantino gibi kişilerin daha fazla etkili olmasının yolu açılmış oluyor. Bu bireyler, futbolun ya da sporun kendisiyle değil, onun aracılığıyla elde edilen büyük kazançlarla ilgilenmektedir.

2026 Dünya Kupası, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek. Türkiye’nin milli takımı, bu ay sonunda turnuvaya katılıp katılamayacağını belirleyecek. İran, 28 Şubat’tan bu yana devam eden savaş nedeniyle turnuvaya katılma ihtimalini kaybetmiş durumda. Amerika ve İsrail yanlısı bir FİFA yönetimi altında, farklı bir gelişmenin yaşanması beklenmiyor. Dünya genelinde yaşanan olaylar karşısında birçok ülkenin sessiz kalması, güçlünün yanında olmayı tercih edenlerin tarih tarafından kaydedileceğini gösteriyor. İspanya, İrlanda ve Norveç gibi ülkeler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında uluslararası turnuvalardan men edilmesi gerektiğini savunarak bu konuda seslerini yükseltenler arasında. İspanya’nın dünya kupasına katılmama ihtimali, FİFA’nın tavrını sorgulamak zorunda bırakacaktır.

Diğer bir dikkat çekici konu ise, Messi ve Suarez gibi ünlü futbolcuların Trump’ı alkışlamasıdır. Bu durum, Messi’nin Maradona ile kıyaslanmasını güçleştiriyor. Messi’nin Katar’daki organizasyondaki pozisyonu ve FİFA’nın ona bir dünya kupası kazandırma çabaları göz önüne alındığında, bu duruşun sorgulanması kaçınılmaz. Messi’nin kupa töreninde giydiği kıyafet, duruşunu ortaya koyarken, bu seviyedeki futbolcuların devlet başkanlarının olduğu etkinliklerde yer almasının bir sorun olmadığını söyleyebiliriz.

Asıl mesele, bu futbolcuların nasıl bir duruş sergiledikleridir. Messi, Amerikan Kadın Milli Futbol Takımı’nın eski kaptanı Megan Anna Rapinoe’nun duruşunun çok gerisinde kalmaktadır. Maradona’nın, futbol tarihinin en önemli figürlerinden biri olduğu bu bağlamda bir kez daha vurgulanmalıdır. Maradona, sadece sahadaki yetenekleriyle değil, dışarıdaki duruşuyla da farklı bir isimdi. Messi’nin futbolculuğuna dair kıyaslamaların sürmesi beklenirken, sahanın dışında Maradona’yı aratmayacak bir Messi yaratmanın mümkün olmadığı aşikar. Maradona, futbol tarihinin unutulmaz ismi olarak kalacaktır, diğerleri ise onun gölgesinde kalacaktır. Sporun sadece spor olmadığını sürekli dile getirenlerin, futbolun siyasete bu denli karışmasını sorgulamaları gerekmektedir. FİFA, her fırsatta dünyaya acı ve gözyaşı getirenlerin yanında yer almaya devam ediyor.

Son olarak, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Tayfun Amman hocamızı rahmetle anıyorum. Kendisi, ülkemizde spor sosyolojisi alanında önemli katkılar sağlayan ve çalışmalarıyla pek çok kişiye yol gösteren bir isimdi. Nurlar içinde yatsın, Allah mekanını cennet eylesin.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın