
Sabah gazetesinin “Fondaş medyaya ‘kalp’ yaptı” başlıklı haberinde, İBB davasını takip eden muhalif gazetecilere “CHP fondaşı” ifadesiyle hakaret ediliyor ve bir suçlama yöneltiliyor:
“Ekrem İmamoğlu, CHP fondaşı medyaya korsan bir şekilde demeç vermeye kalktı. Fondaşların ise gazetecilik maskesiyle İmamoğlu’na destek verdikleri görüldü, bazı kişilerin İmamoğlu’na ‘kalp’ işareti yaptıkları iddia edildi.”
Haberde nesnel bir dil kullanma gereği duyulmadığı gibi, İmamoğlu’na “kalp işareti” yapan “bazı isimleri” gören ve “iddiada bulunan” kişiyi belirtme gereği de hissedilmemiş. Duruşmada yaşananların gizli olmadığını göz önünde bulundurursak, kimin gördüğü ve kimin “beyan ettiği” yazılabilirdi; bu bilgi verilmeliydi.
Bu nedenle “beyan edeni” araştırdım. Gazeteci Hasan Basri Akdemir’in TGRT’deki programda, “İmamoğlu’na soru sormak gazetecinin görevi. Ama İmamoğlu’na kalp işareti yapmak gazetecinin işi değil” dediğini buldum.
Akdemir oldukça haklı, gazeteciler her fırsatta soru sormalıdır. Ancak, bir gazetecinin izlediği davada yargılanan bir kişi için “kalp işareti” yapması kabul edilemez. Bu tutum, gazetecilikle bağdaşmaz.
Fakat Akdemir, kalp işaretini kimin veya kimlerin yaptığını programda belirtmedi. Kendisiyle görüştüğümde, “Genç bir gazetecinin yaptığını, onu zor durumda bırakmamak için isim vermediğini” ifade etti.
Koruma kaygısıyla teşhir etmemeyi anlayışla karşılıyorum. Ancak isim ve sayı verilmediği için orada bulunan tüm muhalif gazeteciler bu işareti yapmış gibi bir izlenim altında kaldılar; bu durumun önüne geçilmeliydi.
Nitekim Sabah gazetesi, Akdemir’in sözlerini kaynak göstermeden alarak, “bazı isimler” ifadesiyle oradaki tüm muhalif gazetecileri, İmamoğlu’na “kalp işareti” yapan kişiler olarak gösterdi. Sabah’ın yaptığı, haberinde de vurguladığı gibi, “gazetecilik maskesi” altında bir karalama faaliyetiydi ve bu büyük bir haksızlıktı.
Akdemir, Sabah’ta böyle bir haber çıkınca TGRT’deki programında, “kalp işareti”ni “birçok gazeteci”nin yapmadığını belirterek açıklama yaptı ve Sabah’ın haber dilini eleştirdi. Ancak Sabah, suçladığı gazetecilerden özür dilemedi ve haberini düzeltme gereği duymadı.

Ortak bildiri manipülasyonu
Riyad’da gerçekleştirilen “Arap ve İslam Ülkeleri Dışişleri Bakanları toplantısı” sonrasında, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 12 ülkenin ortak bildirisinin haberleri, iletişim fakültelerinde “manipülatif habercilik” örnekleri olarak ele alınmalı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın imzaladığı bildiriyi okuyan herkes, bu bildirinin esas fikrinin, İran’a “Körfez ülkeleri, Azerbaycan, Ürdün ve Türkiye’ye yönelik füze ve iahaber’larla yaptığı saldırıları” durdurma çağrısı olduğunu anlayacaktır. Altı maddelik bildiride ABD’nin adı geçmiyor ve İran’a yönelik saldırılara dair hiçbir itirazda bulunulmuyor; savaşın sorumlusunun ABD ve İsrail değil, İran olduğu vurgulanıyor.
Bildiri ve Türkiye’nin tutumu bu kadar açıkken, iktidar yanlısı medya yine de “Ortak Bildiri” haberlerinde manipülasyon yapmaktan çekinmedi. Bildirinin içeriğiyle ilgili haberi iç sayfaya atan Hürriyet, ilk sayfada “İsrail’in kazanmasına asla müsaade edilmemeli” başlıklı bir haber yayımladı. Fidan’ın “Savaşın birinci müsebbibi İsrail’dir” sözlerine yer verildi, ancak Fidan’ın Riyad’da imzaladığı bildirinin içeriğiyle çelişmesine değinilmedi.
Akşam, Sabah, Türkiye, Milliyet ve Ülke TV’nin “Riyad’daki toplantının perde arkası”na dair haberlerinde “İsrail eleştirisini Türkiye ekletti”, “Türkiye’den net mesaj: Krizin sorumlususu İsrail”, “Son uyarı zirvesi” ve “Bildiriye Türkiye müdahalesi” ifadeleriyle Türkiye’nin bildiriye İsrail ile ilgili bir cümle eklettiği, “İsrail’in yayılmacı politikalarına işaret edilmesinin sağlandığı” öne çıkarıldı.
Doğru, “Ayrıca İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır” cümlesi metne eklenmişti, ama bu cümle bile İran’daki savaşı, ABD ve İsrail’in bu ülkeye saldırısını kapsamıyordu.
Yine de ABD ve İsrail yerine İran’ın savaşın sorumlususu olarak gösterildiği ortak bildiriden, Lübnan ile ilgili bir cümle ile Fidan’ın imzaladığı metnin tam tersini öne çıkararak “Fidan’ın diplomasi başarısı” olarak sunmak yanıltıcı bir habercilik anlayışıdır. Özellikle Fidan’ın özel uçakla beraberinde götürdüğü gazetecilerin tavırları…”
Yaşadığı topluma ve mesleğine karşı sorumluluk hisseden bir gazeteci bu şekilde davranamaz.

Halkı “aydınlatıcı” bilgiyi yayma suçu!
BirGün gazetesinden İsmail Arı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının hedefi haline geldi; ailesine bayram ziyareti için gittiği Tokat’ta gözaltına alındı.
İsmail Arı’nın son üç gün boyunca yayımlanan haberleri, “Ayhan Bora Kaplan çetesi ve polise kurulan kumpas” dosyasına ilişkindir. MHP’li bir yöneticinin adının da geçtiği bu dosyada çete liderinin avukatı Cengiz Haliç’in, liderin sağ kolu Serdar Sertçelik’e, “Sabah gazetesi, Ayhan Bora Kaplan operasyonunu ‘darbe
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



