
Güvenpark’ta şehit yakınları ve gazilerin başlattığı oturma eylemi, 27. gününe girdi. Eylemi sürdüren bir gazi, “Çocuğumun tedavisini yaptırmaktan dolayı dişlerimden oldum, dişimi yaptıramıyorum. Hakkımızı versinler, dişlerimizi yaptıralım. Tedavi olamıyorum. Düz bir yolda bile 200 metre yürüyemiyorum, nefes darlığı çekiyorum. Kameralar önünde ‘Canımızsınız, ciğerimizsiniz’ demeleri bir yana, kameralar kapandıktan sonra bizleri tekmeleyip atmalarına da artık alıştık. Yeter artık, yeter…” şeklinde ifadelerde bulundu.
Ankara’ya Türkiye’nin 81 ilinden gelen şehit yakınları ve gaziler, rütbe ayrımı olmaksızın eşit özlük hakları talep etmek amacıyla Güvenpark’taki oturma eylemlerine devam ediyor. Eylemin 27. günü ve açlık grevinin 6. günü itibarıyla, katılımcılar kalabalık bir şekilde bekleyişlerini sürdürüyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, “Dünyada şehit yakınları ve gazilere en çok sahip çıkan ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir. Son 25 yılda önemli adımlar atıldı. Amerika’ya bakarsanız, orada gazilerin haklarını göremezsiniz. İstihdam ve maaş gibi hizmetlerde daha iyi durumdalar. Ancak bu fedakarlıkların karşılığı asla yeterli olamaz. Biz bir nebze görevimizi yapabilirsek ne mutlu bize” şeklindeki açıklamasına, bir gazi şu şekilde yanıt verdi:
“Sayın Cevdet Yılmaz diyor ki, ‘Gazilerimize en iyi bakan ülke biziz.’ Amerika’da gazilere villa veriyorlar, gazi caddede karşıdan karşıya geçtiği zaman trafik polisi durduruyor trafiği, herkes esas duruşta bekliyor. Bir gazi maça gittiğinde, ‘Aramızda bir gazimiz var’ diyerek saygı duruşuna geçiliyor. Biz, gazilere en kötü bakan ülkeyiz, başka bir şey demiyorum.
Bize hakkımızı versinler, başka bir şey istemiyoruz. Sadaka istemiyoruz. ‘Bize fazlasını verin’ demiyoruz. Ayrım yapmayın, gazinin rütbesi olmaz, hakkımızı verin. ‘Birine 10 verirken bize 15 verin’ demiyoruz. Ona 10 veriyorsanız, bize de 9 verin. Biz dilenci değiliz. Burada bir belediyenin yemek getiriyor olması bile bizi incitiyor.
“Ben 8 Eylül 1988 yılında yaralandım, tek akciğerle yaşıyorum”
26 gündür burada zor günler geçiriyoruz. Çocuğum Diyarbakır’da yaşıyor. Onu ayda bir kez Ankara’ya getiriyorum, Gazi Hastanesi’nde tedavisi için. Bu süreç masraflı, bedava olmuyor. Doktora gittiğimde özel muayene ücreti ödüyorum, bıçak parası veriyorum; bunlar hepsi cebimizden çıkıyor. Çocuğumun tedavisini yaptırmaktan dolayı dişlerimden oldum, dişimi yaptıramıyorum. Hakkımızı versinler, dişlerimizi yaptıralım. Hiç tedavi olamıyorum. 8 Eylül 1988 yılında yaralandım, 38 yıldır tek akciğerle yaşıyorum. Solunum yetmezliğim var, kalbimde 4 stent var. Düz bir yolda bile 200 metre yürüyemiyorum, nefes darlığı çekiyorum. Merdiven çıkmayı geçin, bize hakkımızı versinler.
Kameraların önünde ‘Canımızsınız, ciğerimizsiniz’ deniyor, ama kameralar kapandıktan sonra bizlere tekme atılıyor. Yeter artık, yeter…”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



