Geçmişin Gölgesinde Unutulmaz Acılar

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Geçmişin Gölgesinde Unutulmaz Acılar

GÜNLÜĞÜMÜN SAYFALARI ARASINDAN – 26

Gece saatlerinde, yaşlı anılarla dolu günlüğümün sayfalarında gezinmekteyim…

Tarih, 28 Mart 1995,
Cudi Dağı eteklerinde bir mezra…
O bahar sabahı çektiğim fotoğraflar,
hayatım boyunca gözlerimin önünden asla silinmeyecek cehennem görüntüleri…
Hafızamdan hiç silinmeyecek o dehşet sahneleri…
Burası Görümlü köyünün Nevru mezrası.
Tam üç çocuk, teröristlerin gece baskınında hayatlarını kaybetmiş…
PKK’nın insanlığa karşı işlediği suçlardan biri daha.
İkisi kız, biri erkek.
Mehmet Ali 3 yaşında.
Emine 8 yaşında.
Merune 9 yaşında.
Bebeklerinin kaybına ağıt yakan anneler…
Gözyaşlarını gizlemeye çalışarak
toprak damın altında bir köşeye sığınan
sessizce ağlayan adamlar…
Yanaklarından süzülen gözyaşlarıyla
ağlayan kız çocukları…
İçimi acı kaplıyor.
O kederli yüzler, acılı gözler aklımda hep kalacak.
O kadınların çaresizlik içindeki çığlıkları, hep kulaklarımda yankılanacak.
Yaşamak için illa ki acı mı çekmek gerekir?
Toprak damlı, kerpiç bir ev.
Alt katta ahır.
Üst katta yanık yastıklar ve yorganlar.
Hepsinde koyu kahverengi kan lekeleri…
Pencereye isabet eden bir PKK roketi,
içeri girmiş, toprak zemini delmiş.
Mehmet Ali, Emine, Merune burada can vermiş.
Uykuda yakalamış onları ölüm.
Korucu Selahattin İlhan,
bebelerin feryadı üzerine silahıyla fırlamış.
Tahta merdivenden dama tırmanırken
bir el bombası patlamış üstünde.
Olduğu yerde kalmış.
Üstünde bir battaniye, etrafında ağıt yakan Kürt kadınları…

“Derslerini almışlar!”

Dorukları karla kaplı Cudi Dağı’nın
güneydoğu eteklerinde, Allah’ın unuttuğu bir yer.
Irak sınırına sadece bir saatlik yürüme mesafesinde.
PKK’nın Kuzey Irak’tan bölgeye sızarken kullandığı önemli boğazlardan biri.
PKK saldırısı, gece yarısı başlamış.
Telsiz kayıtlarına göre
her biri 15-20 teröristten oluşan beş grup, bölgede hareket etmiş.

1995 yılı mart ayı, Sindi Boğazı’nda özel kuvvetlerle

Önce Görümlü köyündeki piyade taburuna
çevre tepelerden roket atışları başlamış.
Bu atışlar yaklaşık iki saat boyunca kesintisiz sürmüş.
Görümlü askeri deyişle biraz mahkûm bir arazi.
Yüksek dağlarla çevrili, çukur bir alanda bulunuyor.
Tabura roket atışı devam ederken,
Nevru mezrasına da saldırı düzenlenmiş PKK tarafından.
Korucu mevzileri roket atışı altında tutulurken,
bir fedai grubu, askeri deyişiyle intihar timi,
üç çocuğun katledildiği sızmayı gerçekleştirmiş…
Mezradaki odun deposunun yanında üç PKK’lı,
kanlar içinde yan yana yatıyorlar.
Yüzleri mumya gibi, sapsarı.
Sinekler inip konuyor.
Korucular tarafından mevzilere saldırırken öldürülmüşler.
Televizyon kameramanı çekim yaparken şöyle söylüyor:

“Derslerini almışlar!”

Elde silah, kan izlerini süren köy korucuları.
Toprakta kurumuş kan lekeleri.
Üstündeki kan lekeleri güneşte parlayan beyaz taşlar.
Bir ekmek torbası, üç tek Mekap marka
lastik ayakkabı, kabzası kırmızı yeşil bantlı bir adet Kalaşnikov marka makineli tüfek.
Kaçarken bırakmışlar.
“Saddam efendinin malları hep PKK’nın eline geçti,” diyor
bir komando subayı.
Çevresindeki köy korucularıyla ders verir gibi konuşuyor:

“Daha eğitim için gelemedim size.
Roket atılmaya başlayınca,
dikkatinizi tepelere vermeyin.
Roket atışıyla birlikte fedailerin sızması başlar.
Siz makinelilerinizi aşağı doğru ateşleyin.
İlk roket sesleriyle birlikte hepiniz
silahlarınızı kapıp mevzilere gitmeyin.
Bir kısmınız evlerin etrafında tetikte dursun.”

“Köy korucu olunca devamlı taciz atışına hedef oldu”

Bana dönüp, “Öğrenecekler öğrenecekler,” derken
eliyle taşların üstündeki kan lekelerini gösteriyor.
Üç PKK’lının ölüsü çatışma yerinin beş yüz metre kadar uzağında bulunmuş.

“Bunların hepsi birbirlerine zimmetlidir.
Ölülerini taşıyıp saklamak zorundadırlar.
Ama bu defa başaramamışlar.
Bütün leşleri kaçıramamışlar.”

Bir komutan:

“Çok stratejik bir yerdir burası.
Bir yıl önce teröristti bu köy.
Sonra korucu oldular.
O yüzden devamlı taciz atışına hedef olur.”

Zırhlı araçlar, Nevru mezrasına büyük bir gürültüyle,
kulak tırmalayan seslerle giriyor.
İki İngiliz milletvekili iniyor.
Yüzlerinde donuk bir ifade var.
Heyecanlarını belli etmemeye çalışıyorlar.
Birinin adı Anne Llwyd,
ötekininki Jim Cousins.
Yıkanmaya alınan, kefenleri hazırlanan bebekler
alelacele dama çıkarılıyor.
Yan yana yatırılıyorlar.
Olacak şey değil.
İki İngiliz milletvekili de dama çıkarılıyor.
Bir süre dehşet içinde bu bebekleri seyre dalıyorlar.
Ardından odun deposunun oraya, PKK’lıların yattığı yere götürülüyorlar.
Şaşkın ikisi de, bir başka gezegende dolaşıyorlar çünkü…</

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın