Gelir Vergisi Beyanında Düşüş, Acil Çözüm Şart!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Gelir Vergisi Beyanında Düşüş, Acil Çözüm Şart!

Değerli okurlar, gelir vergisi beyan döneminin sonuna doğru yaklaşıyoruz.

Gelir vergisi sistemimiz beyan esasına dayalı olmasına rağmen, yıllık gelir vergisi beyannamesi veren birey sayısında belirgin bir azalma gözlemleniyor.

Hangi gelirler yıllık beyan esasına göre vergilendiriliyor?

Gelir unsurları açısından, ticari kazanç sahipleri (tacir) ve serbest meslek erbabı, zarar etseler dahi yıllık beyanname vermekle yükümlüdürler.

Bu grupların dışında, en fazla yıllık beyannameler ücret gelirleri ve kira gelirleri için düzenlenmektedir.

Finansal gelirler açısından ise toplumda çok az sayıda beyanname verildiğini söyleyebilirim.

Çünkü Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) geçici 67. maddesi gereğince, finansal gelirler (mevduat, repo, tahvil-bono faizi, MKYF kâr payı, katılım bankası kâr payı vb.) için Türkiye’deki banka ve aracı kurumlar stopaj uygulamaktadır. Bu nedenle, bu gelirleri elde edenler beyanname verme yükümlülüğünde değildir. Yapılan stopajlar, beyanname verilmediği için mahsup edilemez ve nihai vergi haline gelir.

Finansal gelirler üzerinden hâlâ yüzde 0 ila yüzde 25 arasında stopaj uygulanmaktadır. Menkul sermaye iradı ve değer artış kazançları üzerindeki güncel stopaj oranlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu gelirler için stopaj uygulandığı ya da yapılmış sayıldığı için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi zorunlu değildir.

GVK’nın geçici 67. maddesi kapsamına girmeyen sınırlı sayıda menkul sermaye iradı (2025 yılında 330 bin TL’yi aşan kâr payları ve eurobond faiz gelirleri gibi) için beyanname verilmesi gerekmektedir.

Görüldüğü üzere, finansal gelirler genel olarak stopaj yoluyla vergilendirilmektedir.

2025 yılına ait gelirler için beyan esaslarına 2 Mart 2026 tarihli yazımdan ulaşabilirsiniz.

Ücret gelirleri nasıl vergilendiriliyor?

Mevcut sistemde, orta ve yüksek ücretli çalışanlar giderek artan bir biçimde beyan usulüne göre vergilendirilmektedir.

Ücretler stopaj yoluyla vergilendirilse de, yıllık beyana da konu olduğu için artan oranlı vergi tarifesi uygulanmaktadır!

Ücret dışındaki tüm gelir unsurlarında stopaj sabit oranda yapılırken, yalnızca ücret gelirlerinde stopaj (vergi kesintisi) vergi tarifesi uygulanarak artan oranda gerçekleştirilmektedir.

Bu durum, ücret gelirlerinin diğer gelir unsurlarına göre sadece emeğe dayalı olarak elde edilen gelir niteliğinde olması ve vergi baskısının yüksekliği nedeniyle özellikle bu geliri elde edenlerin ekonomik durumu ile vergi oranları arasında doğrudan bir ilişki kurulmadığı için Anayasa’ya aykırıdır.

Anayasa Mahkemesi’nin bu konudaki kararını incelemeden önce, ücret gelirlerine ilişkin mevcut vergilendirme rejimini kısaca açıklamak isterim.

Genel olarak, ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde “stopaj esası” geçerlidir, ancak ilgili yıl için geçerli beyan sınırlarına bağlı olarak beyanname verme gerekliliği doğabilmektedir. Geçmişte bu olasılık oldukça düşüktü, ancak 2019 yılında yapılan yasal değişiklikle tek işverenden alınan ücretler bile belirli bir tutarı aştığında beyan edilmek zorunda hale geldi.

2025 yılında,

– Kaç işverenden alınmış olursa olsun (tek veya birden fazla işverenden) toplamı 4 milyon 300 bin TL’yi aşan ücretler ile,

– Birden fazla işverenden alınan ücretlerin toplamı 4 milyon 300 bin TL’yi aşmasa bile, birinci işverenden sonraki işverenlerden alınan ücretlerin toplamı 330 bin TL’yi aşıyorsa, tüm ücretler (ilk işverenden alınan ücretler dahil) yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmek zorundadır.

İşverenlerce ödenen ücretler üzerinden kesilen vergiler, yıllık beyanname verilmesine gerek bulunmadığı durumlarda nihai vergi niteliği taşımaktadır.

Kira gelirleri de yıllık beyannameye tabi olup, artan oranlı vergi tarifesine tabi olsa da beyana konu olmadığında sabit oranda (halen yüzde 20 stopaj yoluyla) vergilendirilmektedir.

Geçici 67 kapsamındaki finansal gelirler, stopaj yoluyla ve düz (sabit) oranda vergilendirilmektedir.

Bu haksız duruma dikkat çektikten sonra açıklamalarıma devam edebilirim.

Ücretlere ilişkin vergi tarifesi Anayasa’ya uygun mu?

Geçmişte Anayasa Mahkemesi (AYM), ücret gelirlerine uygulanan ayrı vergi tarifesinin kaldırılarak tüm gelirlere aynı vergi tarifesinin uygulanmasını “ayırma kuramı” çerçevesinde uygun bulmamış ve düzenlemeyi iptal etmiştir.

Ne yazık ki, bu iptal kararını hiçbir kişi ve kurum takip etmemiştir!

Oysa AYM önemli bir mesaj vermiştir.

2005 yılı sonuna kadar uygulanan sistemde, ücret gelirleri ve diğer gelirler için farklı vergi tarifeleri geçerliydi. Ücret gelirleri her dilimde diğer gelirlere göre 5 puan daha düşük vergilendiriliyordu. Bu uygulama 2006 yılı başında değişti; ikili tarife esasına son verilerek tüm gelirler için tek tarife uygulanmaya başlandı. Ayrıca gelir dilimleri azaltıldı. Yapılan değişiklik, ücret dışındaki gelirlerin vergi yükünü önemli ölçüde azaltırken, orta ve yüksek ücret geliri elde edenlerin vergi yükünü artırdı.

Anayasa Mahkemesi, tarifede yapılan değişikliğin ücretliler aleyhine sonuç doğurduğu gerekçesiyle yeni tarifede yer alan en üst gelir dilimine ilişkin (o dönemde geçerli) vergi oranı yüzde 35’in uygulanmasını Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararının 8.7.2010 tarihinde yürürlüğe girmesi ile birlikte, ücret gelirlerine en üst gelir dilimine ilişkin vergi oranının (o dönemde yüzde 35) uygulanabilmesinin yasal dayanağı kalmamıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçeleri nelerdi?

Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesi, yeni tarifenin (o dönemde yüzde 35’lik dilime giren) ücretlinin vergi yükünü, Anayasamızın 73. maddesinde belirtilen “mali güce göre vergi ödeme” ilkesine aykırı olarak ağırlaştırmasıydı.

Yüksek Mahkeme, kararının gerekçesinde, vergi adaletinin sağlanması için vergilendirmede farklı nitelikteki gelirlerin ayrı vergilendirme yöntemleri ve oranlarına tabi tutulması gerekliliğini vurgulamıştı. Diğer bir deyişle, gelir, servet veya harcama vergilendirmesinde

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın