
Gezi Direnişi’nin 13. yılı dolayısıyla Taksim Mis Sokak’ta akşam saatlerinde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Polis, Taksim, İstiklal Caddesi ve çevresini sabah saatlerinden itibaren abluka altına alırken, bu abluka altında yapılan açıklamaya siyasi parti, sendika, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Anma eyleminde yapılan açıklamada, “Gezi, yalnızca bir park değil, adalet talebidir. Hukuksuz, delilsiz, gerekçesiz on yıllara varan hapis cezalarını veren siyasallaşmış yargının teşhiridir. Gezi, taşın, toprağın, denizin, derenin, kamu arazilerinin ve yer altı ile yer üstü tüm kaynakların yağmalanmasına karşı erkenden kurulan bir barikattır. Gezi, seçimlere, seçilmişlere, oy hakkına, demokrasiye ve laikliğe halkın sahip çıkmasının diğer adıdır” denildi.
2013 Mayıs’ının sonlarında Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve Türkiye genelinde yayılan Gezi Eylemleri’nin yıl dönümü nedeniyle İstanbul Valiliği’nin talimatıyla Taksim, İstiklal Caddesi ve çevresi polis tarafından abluka altına alındı. Sabah saatlerinde başlayan ve gün boyunca artan bu abluka nedeniyle Türk vatandaşları arama noktalarından kimlik kontrolü yapılarak içeri alındı. Türkiye’nin en yoğun caddelerinden biri olan İstiklal Caddesi, sınırlı sayıda turist dışında oldukça sakin ve ıssız bir görünümdeydi.
Gezi’nin 13. yılı münasebetiyle Taksim Dayanışması’nın organizasyonu ile akşam saatlerinde Taksim Mis Sokak’ta basın açıklaması yapıldı. Polisin yoğun önlemleri altında gerçekleşen açıklamaya siyasi parti, sendika, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve halk katıldı. Gezi eylemleri sırasında polisin gaz fişeği ile hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da etkinlikte yer alırken, Esenyurt’ta sokak ortasında öldürülen gazeteci Hakan Tosun da anıldı.
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aydan Adanır Usta tarafından okunan ortak basın açıklamasında “Bugün bir parka sahip çıkarken demokrasinin, barış çığlığının, adaletin ve ranta karşı sosyal devlet talepli kamusal anlayışın; çadırlarda, forumlarda, meydanlarda, mitinglerde ve yeryüzü sofralarında, yaratıcı zekayla, gençlerin coşkusu ve kadınların kararlılığıyla buluştuğu Gezi’nin yıldönümü. Bugün bir parkın park olarak kalmasını isteyenlerin taleplerine kulak tıkayanlara karşı 80 ilde milyonlarca yurttaşın sokaklara taştığı ve demokratik tepkisinin gür sesle yankılandığı gün” ifadelerine yer verildi.
Gezi eylemleri sırasında yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Medeni Yıldırım, Hasan Ferit Gedik, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan ve Berkin Elvan da anıldı. Açıklama şu şekilde devam etti:
Cezaevindeki Gezi tutukluları için dayanışma mesajı
“Bugün 31 Mayıs 2026…
En demokratik, katılımcı ve barışçıl gösterilere dahi ağır hapis cezaları verilmesi, halkın demokratik tepkilerinde korku ve kaygıyı yaygınlaştırmayı amaçlayan hukuksuz ve mantıksız yargılamalarla, onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılan ve halen cezaevinde tutulan dostlarımız, arkadaşlarımız ve kardeşlerimizle; iş insanı Osman Kavala, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, Mimarlar Odası’nın yetkili avukatı Şerafettin Can Atalay, vakıf çalışanları Çiğdem Mater ve Mine Özerden ile dayanışma gösterme ve suçsuzluklarını haykırma günü…
Bugün, kimseden emir almayan, kimseye emir vermeyenlerin, dayanışma ile revirler, kütüphaneler açanların, gerektiğinde barikat kuranların, öğrencisi, ev kadını, taraftar grubu, sendikalı işçisi, gündüz işe gece direnişe gelen sendikasız beyaz yakalısı, işsizi, emeklisi, Türkü, Kürdü, Ermenisi, Alevi ve Sünnisi ile tüm halkın ayağa kalktığı gündür…
Bugün 31 Mayıs 2026…
Bugün ülkemizi demokratik ülkeler sınıfından çıkararak, yüzyıllık Cumhuriyetin kazanımlarından ve yurttaşların temel haklarından uzaklaştıracak, otoriter ve militarist bir rejim inşasına doğru sürükleyen sürecin ilk haber vericisi olan Gezi’yi hatırlama ve anlama günüdür.
Bugün 31 Mayıs 2026…
Partili Başkanlık rejiminin doğal sonucu olarak “Partili Hakim ve Savcıların” iktidar çıkarlarını gözeten kararları ile Ana Muhalefet Partisine kayyum atanabilmesi, seçilmiş belediye başkanlarının kolaylıkla tutuklanarak görevden alınması ve tweet atan gazetecilerin, itiraz eden akademisyenlerin hapiste bulundukları durumun ilk adımlarının Gezi davalarında atılmış olduğunu hatırlamanın ve hatırlatmanın günüdür.
Bugün 31 Mayıs 2026…
Ülkenin dört bir yanının maden sahası ilan edilerek, her yerin maden şirketlerine peşkeş çekilmesine, şehirlerin ortasındaki hastane arazilerinin bile özelleştirilmesine ve doğanın talanının daha da artmasına yönelik itirazların Gezi’de başladığını akılda tutmanın 13. yıl dönümüdür.
Bugün 31 Mayıs 2026…
Milyonlarca gencin işsizlik ve belirsizlik girdabında kumar ve uyuşturucu bataklığına sürüklendiği; kadın cinayetlerinin durmak bilmediği, lgbti+ bireylerin düşmanlaştırıldığı, üniversitelerin bir gecede kapatıldığı ve liyakatsizlikle tanınmış kişilerin en yetkili makamlara atanabildiği bir yönetim anlayışının ülkeyi getireceği yerin yıllar önce Gezi Parkı’ndan teşhir edildiği gündür…
“Gezi sadece park değil adalet talebidir”
Ortak açıklama şu ifadelerle sona erdi:
“Bugün 31 Mayıs 2026…
Gezi’yi hatırlamanın ve savunduğu değerleri düşünmenin zamanıdır! Çünkü;
Gezi, yalnızca bir park değil, adalet talebidir. Hukuksuz, delilsiz, gerekçesiz on yıllara varan hapis cezalarını veren siyasallaşmış yargının teşhiridir.
Gezi, taşın, toprağın, denizin, derenin, kamu arazilerinin ve yer altı ile yer üstü tüm kaynakların yağmalanmasına karşı erkenden kurulan bir barikattır.
Gezi, seçimlere, seçilmişlere, oy hakkına, demokrasiye ve laikliğe halkın sahip çıkmasının diğer adıdır.
Gezi, anti demokratik uygulamaların, halka yönelen şiddetin ve biber gazının pervasızca kullanılmasının normalleştirilmesine karşı çıkışın adresidir.
Gezi, korku duvarlarının aşılması, cesaretin bulaşıcı hale gelmesidir.
Gezi, siyasetin demokratik tepkisinin gençlerin enerjisi ve kadınların kararlılığından güç
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



