Gıda Zehirlenmeleri: Esnafın Çilesi ve Sosyal Medya

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Gıda Zehirlenmeleri: Esnafın Çilesi ve Sosyal Medya

Dün evime yakın bir kafede otururken, çalışanla sohbet etme fırsatım oldu. “İşler nasıl?” diye sorduğumda, “Abi, gıda zehirlenmesi haberleri çıkmaya başladıktan sonra işler çok kötüye gitti. İnsanlar panik yaptı, dışarıda yemeyi azalttılar” yanıtını aldım.
Bu durum, sosyal medyanın etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sosyal medya birçok olayı gündeme getirirken, adaletin yerini bulmasına da katkı sağlıyor.
Ancak gurbetçi Böcek Ailesi’nin zehirlenme şüphesiyle hayatını kaybetmesinin ardından, önce midyeciler, ardından kumpirciler ve tavuk dönerciler olumsuz bir şekilde etkilenmiş durumda.

Ortaköy’deki kumpircilerin işleri ciddi biçimde darbe aldı. Tavuk döner ve midye satışlarında da düşüş yaşandığı düşünülüyor.
Soruşturma ilerledikçe, Böcek Ailesi’nin otelde yapılan ilaçlamadan kaynaklı zehirlenme ihtimali gündeme geldi.
Bu tür durumlarda, en büyük zararı işini dürüst bir şekilde yapan esnaf görüyor.
Ülkemizde yeme-içme sektöründe ciddi hijyen sorunları yaşandığı da bir gerçek.
Artık çok gerekmedikçe dışarıda yemek yememeye özen gösteriyorum. Çünkü bazı lokanta, kafe ve restoran işletmeleri, kısa yoldan para kazanma peşinde ve ‘vurguncu’ bir tavır sergileyebiliyorlar!
Özellikle turistik bölgelerde, bazı yeme içme işletmelerinin mafyatik yapılanmalara benzer bir şekilde hareket ettiği gözlemleniyor.
Avrupa’da yemeklerin kalitesi ve porsiyon büyüklükleriyle kıyaslandığında, ülkemizdeki yeme içme sektörünün kalitesindeki düşüş daha da belirgin hale geliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Ankara Gıda Kontrol Laboratuvarı’nın yılda yaklaşık 1 milyon 800 bin gıda analizi yaptığı ve ülke genelinde 41 laboratuvarın bulunduğu bilgisi verildi.
Bu bilgiler insanı bir nebze olsun rahatlatıyor; fakat son zamanlarda artan gıda zehirlenmeleri, sıkı denetimlerin yeterince etkili olmadığını gösteriyor.
Temel sorun ise haberin detaylarında saklı:
Geçtiğimiz günlerde İstanbul-Şişli’deki “Ovada Kebap” restoranında yemek yiyen 25 kişi zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldı.
Restoranın daha önce üç kez mühürlendiği ve son mühürlemenin 5 Kasım’da yapıldığı ortaya çıktı.
Bu gıda teröristi restoran, üç kez mühürlenmesine rağmen sağlıksız yemek satmaya devam etmiş.

Aynı durum sürekli açıklanan taklit ve tağşiş listelerinde de karşımıza çıkıyor.
Ceza alan işletmeler ya isim değiştiriyor ya da değiştirmeden halkın sağlığıyla oynamaya devam ediyorlar.
Sorun, hukuk sisteminde yer almakta!
Hileli gıda satan ve hijyen kurallarına uymayan işletmeler, ikinci cezadan sonra bir daha açılmamak üzere kapatılmalı.
Bu tür işletmelerin, gıda sektöründe farklı marka isimleriyle çalışmaları engellenmeli ve suçu tekrarlayanlara yüksek hapis cezaları verilmelidir.
Gıda teröristleri uzaklaştırıldığında, dürüst esnaf korunur ve devasa gıda ile turizm sektörü zarar görmez; insanlar sağlıklı gıdaya ulaşabilir.

***

BU POZİSYONLAR AYNI MI?
Galatasaray-Gençlerbirliği maçında Sallai’nin kırmızı kart gördüğü pozisyon, Fenerbahçe-Kayserispor maçındaki Asensio’nun pozisyonuyla benzerlik gösteriyor. İki maçın hakeminin de aynı olması, eleştirileri beraberinde getirdi.

Ancak iki pozisyon arasında önemli farklılıklar mevcut. Asensio’nun ayağı bel seviyesinin altında, Sallai’ninki ise kafa hizasında. Asensio’nun ayak tabanı yere bakarken, Sallai’nin ayak tabanı yukarıda.
Asensio bacağını kırarken, darp eden kendini çekiyor. Sallai’de ise sakınma söz konusu değil.
Özetle, hakem iki pozisyonda da doğru kararı verdi. Asensio’nun hareketi kırmızı kart gerektirecek bir durum değildi.

***

KİMLİK VE EHLİYET BİRLEŞTİRME
Kimlik kartı ve ehliyeti birleştirme işlemi ilk olarak 2020 yılında hayata geçirilmişti, ancak birçok insan bu büyük kolaylıktan faydalanmıyor.
Kimlik ve yeni tip çipli ehliyeti birleştirme işlemi, il ve ilçe nüfus müdürlüklerinde bulunan makineler sayesinde ücretsiz olarak sadece beş dakikada gerçekleştirilebiliyor.

Üstelik bu işlem için herhangi bir ücret talep edilmiyor.
Asıl ilginç olan ise bazı polislerin kontrol sırasında birleştirilmiş kimliği uzattığınızda “Ehliyeti de ver” demeleri. Belki de vatandaş, “Birleştirsek ne olacak, polis yine ehliyeti istiyor” diye düşünüyor.
Zamanla herkesin bu birleştirme işlemine alışacağına inanıyorum.
Üşenmeyin, kimliklerinizi birleştirin.
Bazen ehliyet yanınızda olmayınca birleştirilmiş kimlik gerçekten kurtarıcı olabiliyor.

***

AZ YATTI, ÇOK YAZDI!
Yolsuzluk suçlamasıyla 20 gün hapis yatan Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Bir Mahkûmun Günlüğü” adlı bir kitap yazacağını duyurdu, ilginç değil mi?

Kitabın duyurusu, POLITICO’nun geçen ay yayımladığı mizahi “Sarkozy’nin muhtemel cezaevi günlüğü” yazısından hemen sonra gelmesi dikkat çekici!
Sarkozy, cezaevinde sessizliğin olmadığını, sürekli bir gürültü bulunduğunu, buna rağmen “çöldeki gibi iç dünyanın güçlendiğini” ifade ediyor.
10 Aralık’ta yayımlanacak 216 sayfalık kitaptan paylaşılan ilk cümle ise “Hapiste görülecek bir şey yok, yapılacak bir şey de yok.”
9 metrekarelik hücresinde diğer mahkûmlarla konuşması yasaktı.

Hücrede, tuvalet, duş, telefon ve televizyon mevcuttu.
Güvenliği için iki koruması bitişik hücrede kalıyordu.
Sarkozy, cezaevinde görülecek ya da yapılacak bir şey yok diyorsa, 216 sayfada ne anlattı acaba?
Bir-iki yıl hapis yatsa, muhtemelen ansiklopedi yazardı!
Şaka bir yana, Sarkozy gibi tartışmalı bir liderin yazdığı her şey ilgi çeker. Ne de olsa Avrupa Birliği ülkelerinde hapis yatan ilk lider oldu.
Bir cumhurbaşkanının gözünden cezaevinde kalma psikolojisini okumak belki de ilginç olabilir.
Aynı zamanda, Sarkozy’nin en küçük mağduriyetini para çevirme hızını da hayranlıkla izliyorum.

***

Altyazı
“-İsyan olmasından korkmuyor musun?
-Hayır. Her zaman fakirlerin yarısını, diğer yarısını öldürmeleri için kiralayabilirsin.” (Gangs Of New York)

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın