
Başlık şöyle olmalıydı: ‘Google’dan Önce Bilmiyorduk, Google’dan Sonra Bilmediğimizi de Bilmiyoruz!’. Ancak uzun başlıkların dikkat çekmediği düşüncesiyle daha kısa ama etkileyici bir başlık tercih ettim. Yazık oldu.
Bir zamanlar ‘bilmiyorum’ demek oldukça yaygındı. İnsanlar, bilmediklerini kabullenir ve bilgi edinmek için çaba gösterirdi. Fakat günümüzde ‘bilmiyorum, emin değilim’ diyenlerin sayısı neredeyse sıfıra indi. Çünkü Google mevcut. Eğer Google bir şeyi biliyorsa, insanlar da bunun doğru olduğunu düşünerek bildiklerini sanıyor.
Elde bulabildiğim her şey, bilmek anlamına gelmiyor. İş görüşmesinde ‘biliyorum’ demekle belki de işi kapmış olabilirsin, ama kendini kandırmamalısın. Bir bilginin nerede yer aldığını bilmek, o bilgiyi anlamakla eşdeğer değildir.
Ayrıca, Google’ın gerçekten bilgi sahibi olup olmadığı, yoksa sadece bilgiye erişim sağlıyor mu olduğu da ayrı bir tartışma konusu.
Google, sorularımıza hızlı yanıtlar sunuyor; ama bu yanıtların doğruluğunu sorgulamıyoruz. Kaynağı doğrulama ihtiyacı hissetmiyoruz ve karşımıza çıkan ilk sonucu “gerçek” olarak kabul ediyoruz.
Yanlış bilgi yayılımı yeni bir olgu değil. Ancak geçmişte bilginin kaynağı sorgulanırdı; artık bu bile gereksiz hale geldi. Bunun nedeni…
Google’a bakmayı öğrenmeden, bir de yapay zekâ devreye girdi.
Nerden biliyorsun?’ diyorum ‘ChatGPT söyledi’ diyor.
Bir arkadaşımıza güvenmek yıllar alırken, yapay zekâya neden bu kadar hızlı güveniyoruz? Yapay zekâların hepsi yanılma payına sahip ve her birinin kendine özgü, önceden programlanmış bir dili var. Örneğin, ChatGPT kullanıcıyı destekleyen bir dil kullanıyor; bu, kullanıcının haklı olduğu anlamına gelmiyor, sadece içindeki komutlar böyle yönlendiriyor.
Gerçek bir akıl hocası, ‘hayır burada yanılıyorsun, burası eksik’ der. Dost, acı gerçeği söyler. Ama yapay zekâ bunu yapsa, kullanıcı çalışmayı sonlandırır. (Ücretsiz üyelik bile yapay zekânın gelişimi için kritik öneme sahip.) Sonuç olarak, kullanıcıların devam etmesi için onay almak zorunludur. Böylece günümüzün en gelişmiş teknolojisi ‘yağcı’ rolüne bürünür.
Bir kısım insan, bu ‘yalan onay’ durumundan o kadar sıkıldı ki (benim gibi) daha eleştirel bir yaklaşım sergileyen yapay zekâlara yöneldi. Ancak orası da ayrı bir tuzak!
Yapay zekâyı kullanmayalım demiyorum, ama beynimizi de tatile çıkarmayalım.
Daha önce haber kanallarını suçlardık; hükümeti destekleyen kanallar, hükümetin yanlışlarını göstermediği için eleştirilirdi (hala da eleştiriliyor). Hükümet yanlıları da muhalif kanalları aynı şekilde suçlardı. Yani insanların düşünceleri bu kanallarla şekilleniyor diye yıllardır ‘doğru habercilik’ tartışılıyor. Peki, neden yapay zekânın yanlış cevaplarını asla sorgulamıyoruz?
İnsanların güvenini bu kadar kazandıktan sonra, havadan bilgi sunarak kullanıcılarını memnun eden ChatGPT’nin gücünü düşündünüz mü? Peki, bu güce sorgulamadan tapınmanın farkında mısınız?
Eskiden bilgisiz olan insanlar çekingen olurdu; endişe duyardı. Şimdi ise durum tam tersi!
Peki ne yapacağız?
Teknolojiyi tamamen reddetmek çözüm değil. Tekerleğin icadıyla insanlar yürümekten vazgeçmediler. Ancak Google ve yapay zekâ aracılığıyla beynimizi köreltecek şekilde düşünmemeliyiz.
Bir soruyla karşılaştığımızda, hemen cevabını aramadan önce bir durup düşünelim. Ne biliyoruz? Ne bilmiyoruz? Nerede emin değiliz? Bu bir dakikalık duraklama, beynimize egzersiz yaptırmanın bir yoludur. Yapay zekânın verdiği yanıtlara eleştirel bir gözle bakalım. Aynı soruyu başka bir kaynaktan doğrulamaya çalışalım. Onay değil, itiraz arayalım.
Ve zaman zaman ‘bilmiyorum’ diyelim sesli bir şekilde. Bilmemekten utanmayalım, çünkü bu hâlâ en dürüst kelimedir.
Son söz
Google’dan önce neyi bilmediğimizi biliyorduk. Yapay zekâdan sonra da bilmiyoruz; hatta neyi bilmediğimizi bile bilmiyoruz. Üstüne üstlük, bildiğimizi sanıyoruz.
Üç katlı bir cehalet. İnsanlık tarihinde böyle bir durum yaşanmamıştı.
Milyonlarca insan, bu kadar emin bir şekilde, bu kadar az bilgiye sahip olmamıştı.
Unutmayalım, Sokrates’in bilgeliği, bilmediğini bilmesindedir…
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



