

İstanbul’un önemli Alevi-Bektaşi inanç merkezlerinden biri olan Gözcü Baba Türbesi, yıkılma tehdidi ile karşı karşıya kalmış durumda. Bu durum, pek çok insanın tepkisini çekmiş ve infial yaratmıştır. Gözcü Baba’nın bulunduğu arazi, Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmekte ve bu süreçte ilgili alandaki çalışmaların durdurulması talep edilmektedir. İşte tam da bu noktada, Bektaşiler adına açıklama yapan Dedebaba Ali Haydar Ercan, sürecin ciddiyetine dikkat çekmekte ve endişelerini dile getirmektedir.
Dedebaba Ali Haydar Ercan, yaptığı açıklamada, “Bu konuda kaygılıyız ve derin üzüntü duymaktayız. Burası Şahkulu Sultan Dergahı içinde, önemli bir tarihi ve kültürel inanç merkezidir. Söz konusu arazinin devrinden ve yeni yapı çalışmalarından Alevi-Bektaşi inancına mensup olan bireyler ile bütün kurum ve kuruluşlar son derece rahatsızdır,” ifadelerini kullanmıştır. Bu söylem, inançlı bireylerin ve toplumun duygularını yansıtırken, aynı zamanda bölgedeki kutsal mekanların korunmasının önemine de vurgu yapmaktadır.
Ali Haydar Ercan, “Alevi-Bektaşi inancına bağlı canların değerlerini hiçe sayarak, söz konusu mekanda yapılmakta olan projeyi bizlerin de kabul etmesi mümkün değildir” diyerek, bu projeye karşı duyduğu rahatsızlığı daha net bir şekilde ortaya koymuştur. Ercan’ın açıklamaları, bektaşi topluluğu için bu inanç merkezinin ne denli kıymetli olduğunu göstermektedir. Gözcü Baba, Sancaktar Baba, Mehmet Ali Hilmi Dedebaba gibi Alevi-Bektaşi erenlerinin kabirlerinin bulunduğu bu alan, sadece bir mezar alanı değil, aynı zamanda bir kültürel ve manevi mirasın parçasıdır.
Erenlerin Kabirleri Bulunuyor
Dedebaba Ali Haydar Ercan, Gözcü Baba Türbesi’nin yapıya açılmasına karşı olduklarını belirterek, “Alevi-Bektaşi erenlerinden Gözcü Baba ve diğer erenlerin kabirlerinin bulunduğu inanç merkezinin yapılaşmaya açılmasına kesinlikle karşıyız” şeklinde konuşmuştur. Bu açıklama, yıkım riski altındaki alanın manevi değerini ve bu inanç merkezinin toplumsal ruhunu korumaya yönelik bir çağrı niteliği taşımaktadır.
Görüldüğü üzere, Gözcü Baba Türbesi konusundaki tartışmalar sadece bir yapı meselesi olmaktan öte, inanç ve kültür meselesine dönüşmüştür. İnsanlar, bu tür merkezlerin yıkılması veya tarla tanımına sokulmasının, geçmişe dair bir hafızanın silinmesi anlamına geleceğini düşünüyor. Türkiye’de hala çoğunluğu etkileyen Alevi-Bektaşi inancı, kendi içindeki tarihi ve kültürel zenginliği ile kendine özgü bir kimlik taşımaktadır ve bu tür yaklaşımlar, toplumsal barışı tehdit eden unsurlar olarak değerlendirilmektedir.
Sevgi, saygı ve hoşgörünün bir temele oturduğu inançlar, topluluklarını bir arada tutan bağlardır. Gözcü Baba Türbesi’nin yıkılması durumunda, Alevi-Bektaşi toplumunun manevi dokusunun zedelenmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu tür meselelerde, farklı inanç ve kültürlerin korunmasının sağlanması, toplumsal birliğin ve beraberliğin sağlanmasına büyük katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak, bu tür inanç merkezlerinin korunmasına yönelik alınacak önlemler, sadece bir topluluğun geleceği değil, tüm ülkenin kültürel zenginliğinin korunması anlamına da gelecektir.
Özellikle İstanbul gibi tarihi ve kültürel varlıklarıyla dolu bir şehirde, bu tür inanç merkezlerinin korunması, şehrin kimliği ve ruhu
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



