
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı operasyonlar sonrası, Basra Körfezi ve Arap Yarımadası üzerinde uçan sivil hava araçları, alışılmadık ve riskli bir durumla karşı karşıya kalıyor. Navigasyon sistemleri, mevcut olmayan uçakları gösterirken, uzmanlar bu durumu GPS manipülasyonu (spoofing) olarak nitelendiriyor. Bu, sivil havacılığı etkileyen ileri düzey bir siber-elektronik saldırı biçimi olarak tanımlanıyor.
GPS manipülasyonu, sahte uydu sinyalleri göndererek navigasyon sistemlerini yanıltmayı hedefler. Bu tür bir saldırı, basit sinyal karıştırma ile değil, yanıltma yoluyla gerçekleştirilir. Yani sistem, “yanlış verilerle” çalışmakta. Uzmanlar bunu “dijital hayalet” olarak adlandırıyor. Pilotlar ve uçak içi bilgisayarlar için gerçek gibi görünen bu sahte gerçeklik, ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Körfezde siber-elektronik saldırı mı, stratejik bir oyun mu?
Örneğin, dün gece Körfez üzerinde uzun süre uçan beş isimsiz uçak gözlemlendi. Bu uçuşların detayları, dün gece FlightRadar’dan alınan bir görüntüde yer alıyor.
Bu görüntü için, yoğun askeri ve sivil trafiğin olduğu yüksek nemli bölgede güçlü elektronik sinyallerin bulunması nedeniyle bir “izleme hatası (tracking glitch)” ya da çoğaltılmış sinyal iddiaları mevcut. Askeri uçaklar ADS-B yayını yapmadığı veya bunu gizlediği için bu kadar net ve topluca görünmeleri alışılmadık bir durum değil mi?
Ayrıca, bugün bir uçak daha görünmekte ve dikkatle incelendiğinde, körfezde devriye attığı (mavi iz) gözlemleniyor. Bu uçak, HARG adasının biraz ilerisinden geçiyor.

İlk haritaya dönecek olursak, o bölgede kümelenmiş, benzer hızda hareket eden ve genellikle askeri uçaklar tarafından kullanılan N/A etiketine sahip uçakların ya da İranlıların birbirlerine saldırı düzenlemediği anlaşılıyor. Acaba bunun nedeni nedir?
Görünen o ki, sanki karşılıklı bir strateji oyunu oynuyorlar. Belki her iki taraf da birbirlerini test ediyor; ya da ABD-İsrail koalisyonu, İran’ın hava savunma sistemlerinin yerini belirlemeye çalışıyor. Uçaklar, İran radar aktivasyonunu “kışkırtmak”, sinyalleri toplamak ya da cevap sürelerini ölçmek amacıyla belirli bir düzen içinde uçuyor olabilir.
Sahte sinyal olaylarındaki artış, Orta Doğu’daki elektronik savaş faaliyetleri ile çok yakından ilişkili. Askeri sistemler, insansız hava araçları, füzeler ve düşman navigasyon sistemlerini yanıltmak için sahte sinyaller kullanıyorlar. Ayrıca, hava savunma sistemlerinin yerini tespit etmek, İran radar emisyonlarını belirlemek ve istihbarat toplamak gibi çeşitli amaçlarla bu tür teknikler uygulanıyor.
GPS manipülasyonu nasıl gerçekleşiyor?
GPS, dünya yörüngesindeki uydulardan zayıf sinyaller alarak çalışmakta. Bu sinyaller zayıf olduğu için, yerden gönderilen daha güçlü sinyallerle etkisiz hale getirilebilir. Sahte sinyal sistemlerini kontrol edenler, gerçek GPS sinyallerine benzer sahte sinyaller üreterek, güçlerini artırıp alıcıyı sahte sinyale kilitlemeyi başarabilirler.
Böyle bir durumda, bir uçak rotasından kilometrelerce sapmış gibi görünebilir veya kısıtlı bir hava sahasına girmiş gibi algılanabilir. Yanlış irtifa veya zamanlama verileri gösterebilir. Bazı vakalarda, Körfez üzerinde seyreden uçaklar aslında güvenli rotalarda kalırken, İran üzerinden geçmiş gibi görünmektedir.
Bu durumun denizcilik alanındaki benzeri, 2022 yılında “kaos bölgelerinde sahte gemiler” başlığı altında haber yapılmıştı. O dönemde izinsiz balıkçılık konuları gündemdeydi. Ancak, kaosun en büyük hali elbette savaşlardır.
Havacılık için ortaya çıkan riskler
Modern uçaklar, GPS’e büyük ölçüde bağımlıdır. GPS, askeri amaçlarla geliştirilmiş bir global konumlandırma sistemidir ve zamanla sivil kullanıma açılmıştır. Ancak ABD, zaman zaman bu sistemi kapatmakta veya yanlış yönlendirme amacıyla kullanabilmektedir. Örneğin, PKK operasyonları sırasında belirli bölgelerde sinyalleri kapatabilmekte veya Bosna Savaşı sırasında Avrupa Birliği tarafından kullanılan silahların navigasyon doğruluk oranını manipüle edebilmiştir.
GPS sisteminin karşısında Rusya’nın Glonass ve Çin’in Beidou sistemleri bulunmakta. Avrupa’nın Galileo sistemi ise uzun bir süre zarfında kuruldu ve şu anda 23 uydu ile hizmet vermektedir.
Öte yandan, İran, 250 kilometreye kadar sinyalleri bozabilen Cobra V8 gibi yerli teknolojileri kullanıma sundu. Bu sistemler, düşman füzeleri ve insansız hava araçlarını etkisiz hale getirmek üzere tasarlanmış olsa da, ayrım yapmadan çalışmaktadır. Dolayısıyla Orta Doğu, gezegendeki en gelişmiş elektronik savaş sistemlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor.
Uçaklar, GPS’i navigasyon, rota belirleme, yakıt verimliliği ve hassas iniş sistemleri için kullanıyor. Ancak sahte sinyal alındığında, pilotlar aletli navigasyona mı yoksa manuel navigasyona mı güvenileceğine karar vermek zorunda kalıyor. Yanlış sinyaller nedeniyle uçaklar, kısıtlı veya askeri bölgelere girmek riskiyle karşı karşıya kalabiliyor.
Sahte sinyal göndermenin tek başına bir kazaya yol açması beklenmemekle birlikte, uzmanlar bunun zincirleme arızalara ve kokpitte tehlikeli karışıklıklara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Ortak hava sahasında “dijital bir savaş sisi” oluşmakta.
Son günlerde Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Umman, Kuveyt ve elbette Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile İran üzerinde GPS manipülasyonu ve dolayısıyla bir “dijital sis” yaşandığına dair raporlar gündeme geliyor.
Savunma sistemleri gelişim göstermekte; ancak GPS manipülasyonu konusundaki zorluklar devam ediyor. Yeni sistemler, sinyal gerçekliğini doğrulamayı hedefliyor. Çoklu sistem navigasyonu (GPS + yer tabanlı sistemler) birlikte kullanılabiliyor. Pilotlar da anormallikleri tespit etmek ve yedek araçlara güvenmek üzere eğitilmektedir. Ancak sahte sinyallerin meşru görünmesi, tespit edilmesini zorlaştırıyor.
<p style="font-size: </p>Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



