Halepçe Soykırımı TBMM’de Tanınsın İsteği

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Halepçe Soykırımı TBMM’de Tanınsın İsteği

DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz, 16 Mart Halepçe Soykırımının 38. yıldönümü vesilesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na (TBMM) bir kanun teklifi sundu. Teklifinde, Saddam Hüseyin döneminde Irak’ın Halepçe kentinde kimyasal silahlarla yaşamını yitiren 5 bin Kürt’ün ölümünün soykırım olarak tanınmasını talep etti. Kaçmaz, bu teklifin gerekçesinde Irak Parlamentosu ve Irak Kürdistan Bölgesi Parlamentosu’nun Halepçe katliamını soykırım olarak kabul ettiğini, Britanya, İsveç ve Norveç parlamentolarında ise “Kürt Soykırımı” olarak karar alındığını belirterek, her yıl kurbanların anıldığı etkinliklere de dikkat çekti.

“200 bin insan katledildi”

Saddam Hüseyin’in iktidarı altında 1986-1989 yılları arasında Baas rejimi tarafından Federe Kürdistan’daki Kürtlere yönelik başlatılan Enfal Harekatı çerçevesinde, 16 Mart 1988 tarihinde Halepçe’ye düzenlenen kimyasal gaz saldırısında 5 binden fazla sivil hayatını kaybetti. DEM Partili Kaçmaz, bu toplu katliamın “Soykırım” olarak tanınması için TBMM’ye kanun teklifi sundu. Kaçmaz, teklifinin gerekçesini şu şekilde açıkladı:

“Kürt halkının tarihsel coğrafyasının bölünmesiyle birçok katliam yaşanmıştır. Irak sınırları içindeki Kürtlerin (Kurmanc, Soran) özgürlük mücadelesi, soykırıma varan saldırılarla bastırılmak istenmiştir. Özellikle Irak’ta Saddam Hüseyin’in 1979’da iktidara gelmesinden sonra bir imha siyaseti benimsenmiştir. Irak’taki Baas rejimi, 1986-1989 yıllarında Kürtlere karşı Enfal Harekatı başlatmış; kimyasal silahlardan toplu infazlara, havadan bombalamalardan zorla yerinden göçertmelere kadar her türlü insanlık dışı yönteme başvurmuştur. Bu süreçte sadece birkaç yıl içinde binlerce Kürt köyü yakıldı, bir milyondan fazla kişi yerinden edildi ve yaklaşık 200 bin insan katledildi.

“45 bin kişi öldü, 60 bin insan sakat kaldı”

Enfal Harekatı’nın gerçekleştirildiği dört yıl boyunca Irak Federe Kürdistan’daki birçok yerleşim yeri, okul, hastane, cami ve kilise ayrımı yapılmaksızın bombalandı. Halepçe’de 16 Mart 1988 tarihinde gerçekleştirilen zehirli gaz saldırısında, genç, yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan en az 5 bin kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi de yaralandı. “Halepçe Katliamı” olarak tarihe geçen bu saldırılarda kullanılan kimyasal silahların etkileri uzun yıllar boyunca doğa ve insan yaşamı üzerinde hissedildi. Bugüne kadar yaklaşık 45 bin insanın hayatını kaybettiği, 60 binden fazla kişinin ise sakat kaldığı tahmin edilmektedir.

“En acımasız saldırı”

Halepçe katliamı, Enfal Harekatı çerçevesinde gerçekleştirilen en acımasız saldırılardan biri olarak kaydedilmiştir. Bu saldırı, bir kentte yaşayan Kürt varlığını topyekûn bir katliamla ortadan kaldırma amacı taşımaktadır. Kürt yerleşim yerlerinin yakılması, toplama kamplarında uygulanan ağır işkenceler, sivillerin toplu infazları ve kadınlara yönelik cinsel saldırılar; soykırımın açık göstergeleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Baas rejiminin Enfal Harekatı çerçevesinde gerçekleştirdiği Halepçe Katliamı, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ile Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsüne göre yapılan soykırım tanımına uymaktadır.

“Geçmişle yüzleşme süreci başladı”

Saddam Hüseyin rejiminin 2003 yılında sona ermesinin ardından geçmişle yüzleşme süreci başlamış ve Baas rejiminin izlerinin silinmesine yönelik çabalar artmıştır. Bu bağlamda, Halepçe Katliamı 1 Mart 2010 tarihinde Irak Yüksek Ceza Mahkemesi tarafından “Soykırım” olarak tanınmıştır. Irak Parlamentosu ve Irak Kürdistan Bölgesi Parlamentosu da Halepçe katliamını soykırım olarak kabul etmiştir. Bugün Halepçe katliamını gündeme getiren Enfal katliamı, Britanya, İsveç ve Norveç parlamentolarında “Kürt Soykırımı” olarak kabul edilmekte ve katliamın kurbanları her yıl çeşitli etkinliklerle anılmaktadır.

“Kürt halkı soykırım olarak tanınmasını beklemektedir”

Bu bağlamda, Kürt halkı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) Halepçe Katliamı’nı “Kürt Soykırımı” olarak tanımasını beklemektedir. Kürtlerin yurttaşı olduğu başkentlerin duyarlılığı, bir arada yaşama iradesinin güçlendirilmesine katkıda bulunacaktır. Barış ve Demokratik Toplum sürecinde, Kürtlerin yaşadığı acılara kayıtsız kalınmamalıdır. Türkiye dışında yaşayan Kürtlerin maruz kaldığı saldırı ve katliamlara karşı olumlu bir tutum sergilenmesi, Kürt-Türk ilişkilerini de derinlemesine anlamlandıracaktır. Türkiye dışında yaşayan Kürtlerle yapıcı ilişkilerin geliştirilmesi ve tarihsel acılara duyarlılık gösterilmesi, duygusal kopuşu ortadan kaldıracak en etkili adımlardan biridir. Bu nedenle, TBMM çatısı altında Halepçe Katliamı’nın “Kürt soykırımı” olarak tanınması, insani ve vicdani bir sorumluluğun yanı sıra halkların bir arada yaşamasının önemli bir teminatı olacaktır.

TBMM Başkanlığı’na sunuldu

Halepçe Katliamı’nın “Soykırım” olarak tanınmasını talep eden üç maddelik kanun teklifi, TBMM Başkanlığı’na sunulmuştur.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın