
İran’a karşı gerçekleştirilen saldırılarda hayatını kaybettiği iddia edilen ve 1989 yılından bu yana ülkenin liderliğini yürüten dini lider Ali Hamaney kimdir? Hamaney’in İran teokrasisini yayma amacıyla yürüttüğü ideolojik savaşın temel dinamikleri nelerdir? Türkiye’ye karşı tutumu nasıl şekillendi?
İran İslam Cumhuriyeti’nin 35 yılı aşkın bir süredir en üst seviyesindeki dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail ve ABD tarafından düzenlenen saldırılarda öldüğü öne sürülüyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hamaney’in hayatta olmadığını belirten işaretlerin bulunduğunu ifade etti. Reuters’a konuşan bir İsrailli hükümet yetkilisi ise Hamaney’in saldırılar sırasında hayatını kaybettiğini ve cesedinin bulunduğunu iddia etti.
Peki, yaklaşık 40 yıldır İran’ı yöneten Hamaney kimdir?
1939 yılında İran’ın kuzeydoğusundaki Meşhed şehrinde doğan Hamaney, sekiz çocuklu bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Küçük yaşlarda Kur’an öğrenmeye ve dini eğitim almaya başladı.
Gençlik döneminde, 1979 yılında İran İslam Devrimi’ni gerçekleştirecek olan Ruhullah Humeyni’nin öğrencileri arasında yer aldı. 1960’lı yıllardan itibaren Pehlevi Hanedanı’nın devrilmesi için yürütülen İslami devrim mücadelesinde aktif olarak yer aldı ve birçok kez tutuklandı, işkence gördü ve sürgün edildi.
İran halkından çok rejimin bekasına odaklandı
Şah Rıza Pehlevi, 1979’da İran’ı terk ettiğinde Humeyni sürgünden dönerek İslam Devrimi’ni başlattı. Devrim sonrası Hamaney, önemli figürlerden biri haline geldi ve önce Cuma hutbelerini vermeye, ardından devlet kademelerinde hızla yükselmeye başladı.
Haziran 1981’de, kendisini hedef alan bir bombalı suikast girişiminden sağ kurtulmuş olsa da, bu patlama sonucunda sağ kolunda kalıcı hasar oluştu ve sol eliyle yazmayı öğrenmek zorunda kaldı.
Aynı yılın Ekim ayında cumhurbaşkanı seçilen Hamaney, 1989 yılına kadar bu görevde kaldı ve İran-Irak savaşı süresince İran Devrim Muhafızları ile yakın ilişkiler geliştirdi.
Ruhullah Humeyni’nin 1989’daki vefatının ardından, Hamaney dini liderlik görevini devraldı. O tarihten itibaren kendini İran halkından çok rejimin bekasına adadı.
Rejimi içeride baskıyla ayakta tutabildi
Hamaney, on yıllar boyunca İran’ın dünyaya açılmasını ve modernleşmesini engelleyerek muhalefeti ve reformistleri şiddet yoluyla bastırdı. Bu yolla rejimi ayakta tutmaya çalıştı.
Bir defasında, Şah dönemine atıfta bulunarak, “bir diktatör altında yaşamanın nasıl bir his olduğunu bildiğini” söylemişti. Ancak kendisi de İran’daki muhalefete uygulanan baskı ve insan hakları ihlallerinin sorumlusu oldu.
Şiir ve edebiyatla ilgilenen Hamaney, kararlarının sorgulanmasına tahammül edemedi. 2018 yılında bir öğrenci, görüşme sırasında kendisine soru sorması üzerine tutuklandı ve dini lidere hakaret suçundan iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Dini liderliği boyunca, Hamaney 1979’da “devrimi korumak” amacıyla kurulan ve kendi başkomutan olduğu İslam Devrim Muhafızları’nı güçlendirdi. Bu yapı, Hamaney’e cumhurbaşkanı ve parlamentoyu bypass ederek kendi iradesini dayatma imkânı sağladı.
İran halkıyla arasına duvarlar ördü
Hamaney’in yürüttüğü ideolojik savaşın en ağır bedelini ise İran halkı ödedi. Ülkeye uygulanan ağır uluslararası yaptırımlar, halkın yoksullaşmasına yol açtı.
Hamaney, mütevazı bir yaşam sürmesine rağmen rejimini ayakta tutmak için yolsuzluklara göz yumdu. Ekonomik sefaletin yol açtığı protestolar ve isyanları acımasızca bastırdı.
Kadınlara yönelik baskılar Hamaney döneminde yeni bir boyut kazandı; genç yetenekler ve akademisyenler, ülkelerini terk ederek yurt dışına göç etmeye yöneldi.
Yaşı ilerledikçe daha da acımasızlaşan Hamaney, halkla arasına büyük duvarlar ördü. Tahran merkezindeki yüksek güvenlikli konut ve ofis kompleksinin dışında çekilmiş tek bir fotoğrafının olmaması dikkat çekici bir durum oluşturdu.
En büyük hasmı hep ABD ve İsrail oldu
Ayetullah Hamaney, Batı’ya karşı derin bir güvensizlik besledi. İslam Cumhuriyeti’ni “emperyalist Batı’ya karşı tek gerçek direniş gücü” olarak gördü ve konuşmalarında sürekli “düşmana” vurgu yaparak özellikle ABD ve İsrail’i hedef aldı.
Onun liderliğinde İran’ın tartışmalı nükleer ve balistik füze programı hız kazandı. Nükleer silah üretimini ve kullanımını yasaklayan bir fetva vermiş olsa da, bu durum uluslararası arenada kimseyi ikna etmedi.
İran’ın nükleer programının kısıtlanmasına yönelik müzakerelere, ancak bu programı istediği zaman yeniden başlatabilecek kadar deneyim ve bilgi kazandıktan sonra izin verdi.
Son dönemde, İsrail ve ABD’nin artan baskılarına rağmen Hamaney, ülkesinin barışçıl nükleer programından vazgeçmeyeceğini ve uluslararası baskılara boyun eğmeyeceğini açıkladı.
Ortadoğu’yu nüfuz alanını genişletmek için istikrarsızlaştırdı
Şii dünyasının lideri olma iddiasıyla İran, bölgedeki nüfuzunu genişletmek için politikalar izledi. “Direniş ekseni” ile İsrail’e, Batı’ya ve bölge ülkelerine meydan okudu. Lübnan, Irak, Suriye, Yemen ve Filistin’de vekâlet savaşları yürüttü.
İran devriminden sonra, “İsrail devletinin yok edilmesi” İran devlet doktrininin bir parçası haline geldi ve Hamaney bu çizgiyi takip etti.
Hamaney, İsrail konusunda selefi Humeyni’nin çizgisini izledi
Ali Hamaney, İsrail’i “gayrimeşru bir rejim” olarak nitelendirdi ve bu devletin varlığının sona ermesi için çeşitli söylem ve politikalar geliştirdi. En büyük arzusu, İsrail’in haritalardan silinmesiydi, ancak bu hedefe ulaşamadı.
Hamas’ın 7 Ekim 2023’te gerçekleştirdiği saldırı, Hamaney’i giderek yalnızlaştıran ve bölgedeki ittifaklarının parçalanmasına yol açan sürecin başlangıcını oluşturdu.
Zira İsrail, bu saldırıya sadece Gazze’deki Hamas’ı hedef alarak karşılık vermekle kalmadı; Irak, Libya, Lübn
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



