
Hastalar genellikle muayene esnasında yanlarında bir refakatçi ile hekime giderler. Bu durumda sıkça karşılaşılan bir soru, hastanın yanında bulunan kişinin muayene sırasında orada olmasının bir sakınca yaratıp yaratmadığıdır. Yalnız gelen hastalar ise genellikle işten çıkmış veya işe gitmek üzere olan kişilerdir.
Bir yakınıyla gelen hastalara verdiğim yanıt, bu iznin benim tarafımdan değil, bizzat hastanın kendisi tarafından verilmesi gerektiğidir. Bu durum biraz şaşkınlık yaratabilir, ancak gerçekte durum budur. Hasta ve hekimi arasındaki iletişim gizlidir ve bu sır, üçüncü şahıslara açıklanamaz. Bu nedenle, bu görüşmenin bir başkası tarafından bilinmesi ancak hastanın izniyle mümkün olabilir.
Ülkemizde bu gizliliğe ne ölçüde riayet edildiği ise tartışmaya açıktır. Bir kişi telefonla veya yüz yüze gelip, “Yakınımı/eşimi muayene ettiniz, ne buldunuz?” dediğinde, bu bilgiyi hastanın kendisinden alması gerektiğini vurguluyorum. Hastalığını veya belirtilerini eşinden saklayan bir bireyi yargılamak hekimin görevi değildir; elbette ki bu kişinin kendine özgü bir sebebi vardır.
Bazen arayan kişi hekim olduğunu belirtse de bu durum değişmez. Gerçekte, hekime ulaşmanın amacı çoğu zaman ya söylenenleri tam anlayamamaktan ya da hekimin hastaya söylemekten çekindiği bazı bilgileri başka bir hekim aracılığıyla öğrenme beklentisinden kaynaklanır. Bu noktada da aynı gizlilik kuralı geçerlidir.
Ameliyat sonrası hastane odasında veya koridorda hastanın yakınları toplanmışsa ve ameliyatın nasıl geçtiğini soruyorsa, hekim ne yapmalıdır? Eğer orada bulunanların hastanın bilgisi ve onayı ile orada olduklarını varsayarsak, açık bir şekilde konuşmak mümkün olabilir; ancak bu durumdan emin olamayız. En güvenli yol, ayrıntıya girmemektir. “Ameliyat başarılı geçti” ifadesi yeterli olacaktır. Bu “başarı” kavramı ise maalesef tıp literatürümüzde sıkça kullanılır hale gelmiştir; hangi cerrah aksi bir sonuç bildirir ki?
Sağlık konuları, özellikle belli bir yaştan sonra, sosyal ortamlarda sıkça tartışılan bir konu haline gelir. Kamuoyunda tanınan sanatçı veya siyasetçilerin sağlık durumları daima ilgi çeker. Ancak, ünlü hastaların izni olmadan bilgi paylaşan bir hekim, etik açıdan sorunlu bir durumla karşı karşıya kalır.
Türk Tabipleri Birliği’nin Hekimlik Meslek Etik Kuralları’nda “Sır Saklama Yükümlülüğü” başlığı altında şu ifadeler yer alır: “Hekim, hastasından mesleğini icra ederken öğrendiği sırları açıklayamaz. Hastanın ölümü ya da o hekimle ilişkisinin sona ermesi, hekimin bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Hastanın onam vermesi veya sırın saklanmasının hasta ya da diğer bireylerin yaşamını tehlikeye sokması hâlinde, hastanın kişilik haklarının zedelenmemesi koşuluyla, hekim bu sırrı saklamakla yükümlü değildir.”
Bir senaryo düşünelim: Demans belirtileri gösteren yaşlı bir hasta, bir nörolog tarafından tedavi edilmektedir. Velayetini almak için mahkemeye başvuran oğlu, “Babam demans hastası, inanmazsanız tedavi eden hekime sorun” diyerek hekimi tanık olarak göstermektedir.
Eğer mahkemeden hekime “tanık” olarak çağrıldığını bildiren bir çağrı gelirse, hekim nasıl bir yol izlemelidir? Hekim mahkeme davetine uymak zorundadır; ancak burada hastanın onayı olmadan kişisel bilgileri açıklamak etik bir ihlal teşkil eder. Hekim, mahkemeye tanıklıktan çekilmek istediğini bildirmelidir. Mahkeme, hekime açıklama zorunluluğu getiremez. Eğer hastanın onayı mevcutsa durum farklıdır; ancak demans sorunu varsa, hastanın onayı da ayrı bir tartışma konusudur. Bu durum, miras nedenleriyle sıkça karşılaşılan bir meseledir.

Bu konuya ilişkin bir yasa maddesi de bulunmaktadır: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme” başlıklı 249. maddesinde, “Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulacak kimseler, bu hususlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler.” ifadesi yer almaktadır.
Ne yazık ki, bu konular ülkemizde yeterince ilgi görmemekte ve önemsenmemektedir. Var olan birçok sorun varken, bu meseleler üzerine kafa yoranların sayısı oldukça az. Oysa daha mutlu bir topluma ulaşmanın yolları, bu tür konulardan geçmektedir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



