
iahaber Haber Merkezi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında Barış ve Demokratik Toplum Süreci hakkında iktidara çağrıda bulundu. Meclis Komisyonu’nun nihai raporunu referans gösteren Hatimoğulları, “Meclis Komisyonu’nun nihai raporu eksik olsa da, siyasi barışın kapılarını açmak için bir rehber olarak kabul edilmeli ve bu doğrultuda ilerlenmelidir. Artık söylemiyoruz, adım atılsın ki ülke nefes alabilsin” ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, grup toplantısında gündemdeki konulara dair değerlendirmelerde de bulundu. 1 Mayıs öncesi gerçekleştirilen ev baskınları ve gözaltılara, iş cinayetlerine, Doruk Madencilik işçilerinin eylemine, faili meçhul dosyalara, kayyım uygulamalarına ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne yönelik açıklamalarda bulundu.
“1 Mayıs engellenemez”
Hatimoğulları, 1 Mayıs öncesi yapılan ev baskınları ve gözaltılara sert tepki gösterdi.
“1 Mayıs öncesi gerçekleştirilen ev baskınları ve gözaltılar, bizim açımızdan oldukça tanıdık bir hikâye. Dün Kazancı Yokuşu’nda, ’77 1 Mayıs’ında hayatını kaybedenleri anmak üzere gidenler gözaltına alındı. Bugün ise birçok evde operasyonlar düzenlendi. Aralarında bileşen partilerimizden SYKP, SODAP ve ESP’den arkadaşlarımızın bulunduğu pek çok devrimci ve yurtsever insan gözaltına alındı.
Bileşenlerimize yönelik uzun zamandır ciddi bir sindirme operasyonu yürütülüyor. ESP’li 100’ün üzerinde arkadaşımız tutuklandı. Bu hukuksuz ve haksız tutuklamaları asla kabul etmiyoruz. Barışın ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin ne kadar önemli olduğunu konuştuğumuz bu dönemde, hâlâ klasik baskıların devam etmesi, on yıllardır süregelen gözaltı ve operasyonların bu şekilde sürmesi kabul edilebilir bir durum değildir.
1 Mayıs engellenemez. Ezilenlerin ve sömürülenlerin haklarını savunanlar gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Tüm gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır.”
Varto ve Karlıova’daki JES karşıtı eylemlere destek
Hatimoğulları, jeotermal enerji santrallerine karşı eylem düzenleyen Varto ve Karlıova halkına destek verdi.
“Jeotermal talana karşı düzenledikleri mitinglerle yaşamı savunan Varto ve Karlıova halkını DEM Parti adına buradan selamlıyorum.
JES’lere karşı en güçlü doğa direnişlerinden birini gösteren Vartoluların, Karlıovalıların ve yöre halkının mücadelesinin yanında olacağız. Varto ve Karlıova halkına selamlarımızı gönderiyor, direnişlerini destekliyoruz. Her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz.”
“Bunlar iş kazası değil, iş cinayetidir”
28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü vesilesiyle işçi ölümlerine ilişkin veriler paylaşan Hatimoğulları, bu durumu eleştirdi.
“Bugün 28 Nisan. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından ilan edilen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü.
Bugün, işçi ölümlerinin, güvencesiz çalışmanın ve cezasızlığın acısını bir kez daha hatırladığımız gündür.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında en az 2 bin 105 işçi; 2026’nın ilk üç ayında ise 420 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
Bunlar iş kazası değil, iş cinayetidir. Bize bunu kaza diye yutturmaya çalışanlar, patronların, üç işçinin yapması gereken işi daha az ücret vermek amacıyla bir işçiye yaptırdığı gerçeğini iyi bilmelidir. Patronlar ve devlet, işçilerin temel yasal haklarını bile yok sayıyor. Koruma mekanizmaları eksik. Mevcut mekanizmalar da işletilmediği için bunlar iş cinayetidir.
Hatimoğulları, Tekirdağ Malkara’da fiber optik kablo döşeme işinde hayatını kaybeden 74 yaşındaki Ökkeş Erol’u hatırlatarak, bu durumun ciddiyetine vurgu yaptı:
“Sadece geçen yıl içinde en az 2 bin 500 emekçinin ailesine acı, yas ve daha fazla yoksulluk çökmüş durumda.
Bunlar soğuk rakamlar değil. Her bir evdeki ateş, yetim kalan yoksul çocuklar için ölümün ağırlığıyla yaşamak demektir.
Mesela, Ökkeş Erol’u tanıyor muyuz?
Ökkeş Erol, 74 yaşındaydı. Ancak geçim sıkıntısı nedeniyle taşeron işçi olarak çalışıyordu. Tekirdağ Malkara’da fiber optik kablo döşeme işinde yaşamını yitirdi. Bu hikâye sadece bir ailenin acısını yansıtmıyor.
Bu ülkenin emekçiye reva gördüğü hayatın özeti: Gençliğinde çalış, yaşlılığında çalış, güvencesiz çalış. Sonrasında ölüm bile ‘kaza’ sayılsın.
Hayır, bu bir kaza değil. Ökke
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



