(TBMM) – Demokrasi ve Emek Partisi (DEM) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Yurttaşlar muhalefete yönelik baskıların sona ermesini talep ediyor. Belediyelere yönelik sistematik gözaltı ve tutuklamalar, hukuki bir süreçten ziyade siyasi bir rekabetin sonucu olarak değerlendiriliyor. Bu tür baskılar, barış ve demokratik toplum inşasını olumsuz yönde etkiliyor. Unutulmamalıdır ki, bir iktidarın meşruiyeti, polis ve yargı gücünden değil, halkın sesine kulak vermekten geçmektedir” dedi.
Hatimoğulları, partisinin TBMM’deki grup toplantısında hem Türkiye hem de dünya gündemindeki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.
Dün, Gülistan Doku soruşturmasında altı yıl aradan sonra kaydedilen ilerlemelere değinen Hatimoğulları, “Gülistan Doku’nun durumu altı yıldır belirsizliğini koruyor. Ailesi ve kadın hareketiyle birlikte, ‘Gülistan Doku nerede?’ sorusunu sürekli gündemde tutmaya çalıştık. Nihayet, Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla bu kayıp ile ilgili bir soruşturma başlatıldı. Eski Dersim Valisi’nin oğlunun da aralarında bulunduğu birçok kişi gözaltına alındı. Yıllardır beklenen adalet için önemli bir adım atıldı. Gerçekler yıllardır karanlıkta tutuluyor. Bu karanlığı kim yarattı, kim korudu? Hesap vermeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, Rojin Kabaiş soruşturmasına da değinerek, “Rojin’in akıbetinin açığa çıkması için kimlerin korunduğunu ve nelerin saklandığını sormak gerekiyor. Rojin’in ailesi ve Türkiye’deki kadın hareketi olarak, bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız. Rojin için adalet sağlanana dek mücadelemiz sürecek” dedi.
İran’daki çatışmaların Türkiye’ye yansımaları hakkında konuşan Hatimoğulları, “41 gün boyunca İran’ın şehirlerine, Orta Doğu’nun merkezine ölüm yağdı. Sonuç olarak, binlerce sivilin hayatı kaybedildi. İki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak İslamabad’daki görüşmelerden olumsuz haberler geldi. ABD ve İran heyetleri uzlaşamadıklarını belirtip masadan kalktılar. Nükleer taahhütler ve diğer sorunlar çözüme kavuşmadan toplantıyı terk ettiler. Ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesi için daha fazla çaba göstermeliyiz” şeklinde konuştu.
Hatimoğulları, Türkiye’nin ekonomik sorunlarına da dikkat çekerek, “2026 yılının ilk üç ayında asgari ücretteki toplam kayıp 7 bin 773 liraya ulaştı. Sayın Bakan, bu sorunu neden yönetemediniz?” diye sordu.
Türkiye’deki maden şirketlerinin faaliyetlerine yönelik eleştirilerde bulunan Hatimoğulları, “Polen Ekoloji’nin verilerine göre, 2023-2025 yılları arasında 2 bin 405 ruhsat sahası satışa çıkarılmış durumda. Giresun’da maden ruhsatı verilen alanlar yüz ölçümünün yüzde 85’ine ulaşmış. Ülke genelinde neredeyse maden tehdidinden uzak bir karış toprak kalmadı. Bu talana karşı hepimiz mücadele ediyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında köylüler, tarım arazilerini korumak için direniyor” dedi.
Son olarak, Hatimoğulları, “Savaş ve çatışmalar yalnızca Orta Doğu ile sınırlı değil, bu durum Avrupa’yı da etkiliyor. Türkiye’de birçok kişi, seçilmişlerin haksız yere hapiste tutulduğunu düşünüyor ve serbest bırakılmalarını istiyor. Bu ülkenin büyük bir kısmı, demokrasinin yok olma aşamasına geldiğini düşünüyor. Yargının adil olmadığına dair yaygın bir inanç var” ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, 1 Mayıs çağrısını yaparak, “İktidar, Taksim sendromundan kurtulmalıdır. Birçok ülkede gösteri alanları serbesttir, ancak Taksim’in yasaklı olması kabul edilemez. 1 Mayıs’a Taksim açılmalıdır” dedi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



