Hatimoğulları: İşçi Ölümleri Cinayettir!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Hatimoğulları: İşçi Ölümleri Cinayettir!

iahaber Haber Merkezi

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Tülay Hatimoğulları’nın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekildedir:

“1 Mayıs öncesi ev baskınları ve gözaltılar, tanıdık bir durum. Dün Kazancı Yokuşu’nda ’77 1 Mayıs’ında katledilenleri anmak için gidenler gözaltına alındı. Bugün ise birçok eve operasyon yapıldı. Aralarında bileşen partilerimizden SYKP, SODAP ve ESP’den arkadaşlarımızın da bulunduğu çok sayıda devrimci ve yurtsever insan gözaltına alındı.

Ayrıca, bileşenlerimize yönelik uzun süredir devam eden ciddi bir sindirme operasyonu var. ESP’li 100’ün üzerinde yoldaşımız tutuklandı. Bu haksız ve hukuksuz tutuklamaları kabul etmiyoruz. Bugün Türkiye’nin demokratikleşmesinin ne kadar önemli olduğunu konuştuğumuz bu süreçte, hâlâ klasik baskıların devam etmesi kabul edilemez. Bu durum, bu sürecin doğasına tamamen aykırıdır.

1 Mayıs engellenemez. Ezilenlerin ve sömürülenlerin haklarını savunanlar gözaltına alınamaz ve tutuklanamaz. Tüm gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır.

Jeotermal talana karşı hafta sonu mitingler düzenleyen Varto ve Karlıova halklarını DEM Parti adına buradan selamlıyorum.

JES’lere karşı güçlü bir doğa direnişi gösteren Vartoluların, Karlıovalıların ve yöre halkının mücadelesinin her zaman yanında olacağız. Varto ve Karlıova halkına selamlarımızı iletiyor, direnişlerini destekliyoruz.

Bugün 28 Nisan. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından belirlenen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’dür.

Bugün, işçi ölümlerinin, güvencesiz çalışmanın ve cezasızlığın acıları bir kez daha hatırlanıyor.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında en az 2 bin 105 işçi; 2026’nın ilk üç ayında ise 420 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Bunlar iş kazası değil, iş cinayetidir. Bize bunları kaza diye kabul ettirmeye çalışanlar bilmelidir ki, patronlar, üç işçinin yapması gereken işi daha düşük ücretle bir işçiye yaptırdıkları için bu durum iş cinayetidir. Patronlar ve devlet, işçilerin temel yasal haklarını dahi yok sayıyor. Koruma mekanizmaları ya eksik ya da işletilmiyor. Dolayısıyla, bunlar iş cinayetidir.

Geçen yıldan bu yana en az 2 bin 500 emekçi ailesinin evine acı, yas ve yoksulluk girdi.

Bu rakamlar soğuk değil. Her bir evdeki ateş, yetim kalan çocuklar ve geride kalanların ölümün ağırlığıyla yaşaması demektir.

Mesela soruyorum: Ökkeş Erol’u tanıyor muyuz?

Ökkeş Erol 74 yaşındaydı. Ancak geçim kaygısıyla taşeron işçi olarak çalışıyordu. Tekirdağ Malkara’da fiber optik kablo döşeme işinde yaşamını yitirdi. Onun hikâyesi sadece bir ailenin acısı değildir.

Bu, bu ülkenin emekçiye reva gördüğü yaşamın özüdür: Gençliğinde çalışacak, yaşlılığında çalışacak, güvencesiz çalışacak ve en sonunda ölümü “kaza” olarak sayacaklar.

Hayır, bu kaza değil. Ökkeş Erol’un ölümü, bu ülkenin utanç belgesidir. Bu sömürü düzenine ve yöneticilerine karşı açık bir iddianamedir.

Bu ölümler “kaza değil cinayet, fıtrat değil katliam” olarak tanımlanmalıdır.

Kapitalizmin sömürü düzenine karşı emeğin hakkını, emekçinin yaşamını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Sizler ölümlere ve zulme karşı sesinizi yükseltiyorsunuz. Patron maaşınıza el koyuyor, iktidar patronu koruyor. En doğal hakkınız olan itiraz ve taleplerinizi haykırıyorsunuz. Aç kalmamak için, çocuklarınıza sıcak ekmek götürmek için mücadele ediyorsunuz.

Doruk Madencilik’te çalışan işçiler Ankara’da eylemde. Onları ziyaret ettim. DEM Parti milletvekilleri, muhalefet milletvekilleri ve birçok kesim onlarla dayanışma içinde.

“Açız, yoksuluz, çıplağız” diyerek açlık grevine giren işçilerin direnişi kısmi kazanımlarla sürüyor.

Çalışma Bakanlığı, maaşların bir kısmının ödendiğini belirtse de bunun çok cüzi bir miktar olduğunu öğrendik. Madenciler tüm alacakları ve hakları için grevlerine devam ediyor.

Meclis’in birkaç yüz metre ilerisinde, Kurtuluş Parkı’ndaki eylemlerine devam ediyorlar. Doymak bilmez Yıldızlar Holding’e şu mesajı iletiyorlar: “Yıldızlar da kayar, durmaz yerinde.”

Evet, işçilerin haklarını gasp eden Yıldızlar Holding’e bir uyarı da biz yapıyoruz: Amasız, fakatsız; eksiksiz ve zaman kaybetmeden işçilerin haklarını tanıyın.

Ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki adliye saraylarının kapısında “adalet” yazıyor ama her evden adalet çığlığı yükseliyor. Sorun tabelalarda değil, düzenin kendisindedir.

Şimdi Adalet Bakanlığı bünyesinde “Faili Meçhul Suçları Araştırma

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın