
Mustafa Keleş’in savunmasının tam metni:
“Sayın Başkan, Sayın Heyet, 20 Haziran 2025 tarihinde rüşvet alma suçlamasıyla tutuklandım. Yaklaşık 11 aydır cezaevindeyim. Aylar sonra iddianame tarafıma ulaştı ve incelediğimde, hakkımda rüşvet alma suçuna dair herhangi bir delil bulamadım. Bu durum beni düşündürüyor, Sayın Başkan. 11 aydır var olmayan bir rüşvet eylemi nedeniyle tutuklu olduğum gerçeği, hürriyetimin neden kısıtlandığına dair sorular doğuruyor. İddianamede 59. eylem çerçevesinde bir dizi suçlamayla karşı karşıya kaldım. Ancak savcılık, bu suçlamalar hakkında bana bir soru bile yöneltmedi. Bugün burada sanık olarak bulunmamın gerekçesini anlamakta zorlanıyorum. İddianamede, aleyhime sundukları delillerin ne olduğunu, hangi suçlamaların hangi davranışlarıma dayandığını göremiyorum.
Aynı zamanda, bu süreçte ailemizin diğer üyelerinin de dahil edilmesi, benim burada bulunmamın nedenlerinden biri gibi görünüyor. Babam yaklaşık 13 aydır tutuklu; amcam Zafer Keleş de 12 aydır cezaevinde. Ben 11 aydır tutukluyum ve kuzenim Murat Keleş, 11 ayın ardından geçen hafta serbest bırakıldı. Ailemiz, aylar sonra ancak bu mahkeme salonunda bir araya geldi. Bugün burada kendimi savunmak için konuşmam gerekiyor fakat neyle suçlandığımı tam olarak anlamadığım için zorlanıyorum. 11 ay sonra ilk kez karşımda muhatap bulup konuşma fırsatı yakalıyorum.
Sayın Başkan, 30 Mayıs 2025’te bir arkadaşım ile birlikte üç günlüğüne yurtdışına çıktım. Dönüş biletim 2 Haziran tarihliydi. Havalimanında annem beni arayarak babamın Kandıra Cezaevi’nden savcılığa götürüldüğünü ve burada çeşitli ifadeler vermesi için yönlendirildiğini söyledi. Bu süreçte, kendisi için ve ailemiz için endişelenmemem için beni aradı. Tüm bunları bildiğim halde yurtdışında olmama rağmen, adaletin sağlanacağına olan inancım nedeniyle geri döndüm. Suç işlemediğim için korkmuyordum. Daha önce hiç karşılaşmadığım bir durumdayım, 11 aydır tutukluyum ve bu asılsız iddialara yanıt vermek zorundayım.
Süreç boyunca Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne ifade vermek üzere çağrıldım. İfade vereceğim düşüncesiyle gittim. Kuzenim Murat Keleş ile orada karşılaştık. Hiçbir şey söylemeden gözaltına alındık. İfademin savcılıkta alınacağı bildirildi ve geceyi nezarette geçirdik. Ertesi gün savcının huzuruna çıktık. Savcı, bana babamla ilgili birçok soru sordu. Ancak rüşvet alıp almadığıma dair sorular sorulduğunda, neyin rüşveti olduğunu anlayamadım ve benzer bir durumla hiç karşılaşmadığımı belirttim. Savcılıkta bana herhangi bir örgüt soruşturması ile ilgili bir şey sorulmadı. Buna rağmen rüşvet almak suçlamasıyla tutuklanmaya sevk edildim. Murat ile aynı hakim karşısına çıktık ve her ikimiz de tutuklandık.
Kuzenim ile neden aynı anda gözaltına alındık? Ortak sorular bile yöneltilmedi. Sayın Başkan, iddianamedeki 59. eylemi okuduğumda, suçların nasıl işlediğine dair bir açıklama bulamıyorum. Avukatım, “seni torba eyleme atmışlar” dedi. Benim bu suçlamaları nasıl işlediğime dair bir delil yok. Savcılık, babamın benim örgüt yöneticim olduğunu iddia ediyor, ama aramızda baba-oğul ilişkisi dışında hiçbir örgütsel bağ gösteren bir delil yok. Hangi emir ve talimatları yerine getirdim, bu soruların cevabı aranmadan, sırf baba-oğul olmamızın yeterli olduğu düşünülüyorsa, o zaman ben örgüt üyesi olarak mı yaratıldım?
Duruşmalarda pek çok kişi, gerçeğe aykırı beyanlarla tutuklu kaldığını belirtti. Ancak benim hakkımda böyle bir beyan yok. İddianamede, “Mustafa şunu yaptı, Mustafa Keleş bana şunu yaptırdı” gibi ifadeler geçmiyor. Dosyada birçok kişi var ama ismimin geçtiği somut bir olay anlatımı yok. Buna rağmen örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor. Savcılık, beni örgüt yöneticisini denetleyen bir üye olarak tanımlıyor. Bu mantık hatası açıkça ortada. Hiyerarşinin yukarıdan aşağı değil de aşağıdan yukarı işlediği iddiası çelişkili.
Savcılık, alt konumdaki bir üyenin yöneticiyi denetlemesini savunuyor. Bu durum, akılla mantık arasında bir çelişki doğuruyor. İddianamede, hakkımda destekleyen bir beyan yok. Savcılık, sadece yorum yapıyor. Peki, neden? Fatih Keleş’in oğlu olmamdan mı kaynaklanıyor? Savcılık, şirketin hesaplarını kontrol ettiğimi iddia ediyor. Ancak benim bu hesaplara erişimim yok. Benim banka hesaplarına bakmamı gerektiren bir görevim yok. Ayrıca babam Kuzey İstanbul Gayrimenkul Şirketi’nin yönetim kurulu üyesi ve bu nedenle şirketin faaliyetlerini inceleme hakkına sahip. Benim, Murat Gülibrahimoğlu gibi bir iş insanını denetlemem mümkün değil.
Hakkımdaki iddialar delilden yoksun ancak yine de hepsine kısaca cevap vereceğim. 2020 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Babamın ortak olduğu Asır Çelik firmasında bir buçuk yıl çalıştım. Pandemi nedeniyle şirketin işleri duraksayınca, Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde satın almacı olarak işe başladım. Şirkette çalıştığım süre boyunca hibrit modelde çalıştım. Bu nedenle, şirketin hesaplarına veya mali işlemlerine dair hiçbir bilgim yok.
Benim şirketimle ilgili imza yetkim yoktur. Büyük tutarlı satın almaları Murat Gülibrahimoğlu bizzat gerçekleştiriyordu. Hakkımdaki diğer suçlamaların kaynağı olan Cebeci maden bölgesiyle ilgili hiçbir faaliyetim yok. Madencilik faaliyetleriyle ilgim bulunmamakta ve bu konularda yetkim yok. İddianamede yer alan sahte fatura düzenleme suçlamasıyla ilgili de benim muhasebe işlemlerine erişimim yok. Bu süreçte fatura kesmeyi bilmediğim için böyle bir tespit yapılmış olması yanıltıcı. Savcılık, benim üzerime kayıtlı olan ev meselesini de saptırıyor. Bu daire, eski patronumun şirketinin yanında bulunmaktaydı ve geçici olarak üzerime devredildi. Ancak bu işlem, suç gelirlerini aklama olarak yorumlandı.
Bu evin parasının suçtan elde edildiğine dair en ufak bir şüphem olsa, bu işlemi kabul etmezdim. Daireye ilişkin satış işlemi ise 29 Kasım 2022 tarihinde gerçekleştirildi. Murat Gülibrahimoğlu, dairenin parasını kendi hesabından çekti ve benim hesabıma yatırdı. Dolayısıyla, bu paranın suç geliri olduğuna dair bir durum yok. Ben en başından beri şeffaf bir şekilde süreci anlattım. Sayın Başkan, 11 aydır tutukluyum ve delil olmaksızın cezaevindeyim. Ailem bu süreçten ötürü büyük bir acı çekiyor. Bu nedenle, tutukluluğuma son verilmesini talep ediyorum.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



