
Chris Baraniuk
Bazı hayvan toplulukları, despot liderler tarafından sert bir şekilde yönetilirken, diğerleri doğal bir eşitlik anlayışına sahiptir. Bu durum, bize birçok önemli ders sunmaktadır.
Yirminci yüzyıl, birçok despotun hüküm sürdüğü bir dönemdi. Acımasız liderler, muhaliflerini bastırarak korku saldı ve bağımsız düşünceyi cezalandırdı. Stalin, Mao ve İdi Amin gibi liderler, tarihin bu karanlık dönemine damgasını vurdu.
1950’lerin başlarında, ekoloji ve fare uzmanı Peter Crowcroft, İngiltere’nin Suffolk bölgesinde yer alan eski bir İkinci Dünya Savaşı eğitim üssünde yürüttüğü alışılmadık bir deneyle “Bill” adını verdiği bir farenin topluluk içindeki yükselişini gözlemledi.
Fareler, stratejik gıda rezervi olarak yerleştirilen tahılların büyük bir kısmını tüketiyordu. İngiltere hükümeti, bu kemirgenlerin davranışlarını anlamak amacıyla Crowcroft’a bir fare gözlem laboratuvarı kurma talimatı verdi.
Çalışmanın ilk aşamalarında Crowcroft, Bill’i “Charlie” adını verdiği başka bir fareyle tanıştırdı.
Crowcroft, “Mice All Over” adlı kitabında, “Bill’in buluşmanın ilk anında Charlie’nin üzerine atılışındaki vahşete çok hazırlıksızdım” şeklinde ifade ediyor.
İki fare kısa süre içinde kıyasıya bir dövüşe tutuştu ve Bill, bu mücadelede galip geldi. Artık bir despot doğmuştu.
Crowcroft, 1966 yılında yayımladığı eserinde, Bill’in diğer farelere karşı sergilediği despotik davranışları detaylı bir şekilde anlattı.
Despotluk, birçok hayvan topluluğunda gözlemlenen bir olgudur; bu durum sadece farelerle sınırlı değildir.
Babunlar, çizgili firavun fareleri ve çıplak köstebek fareleri gibi hayvanlar, “hakimiyet hiyerarşisi” olarak adlandırılan bir yapıda, en tepedeki bireylerin baskın olduğu topluluklardır.
Bu türlerde, en fazla yiyeceği alan ve en iyi cinsel partnerleri bulan, grubun yönünü belirleyen bireylerdir.
Babunlar, az sayıda bireyin davranışlarının tüm grubu yönlendirdiği “hakimiyet hiyerarşisi” düzeninde yaşıyor. (Getty Images)
Crowcroft, fareleri gözlemledikçe insan davranışlarındaki paralellikleri daha fazla fark etmeye ve her iki türü de anlamaya başladığını belirtti.
Bazı eleştirmenler, Crowcroft’un çalışmalarını kamu parası israfı olarak nitelese de, onun araştırmaları birçok bilim insanını etkilemiştir.
Bu araştırmacılar arasında ABD’nin Georgia eyaletindeki Kennesaw State Üniversitesi’nde biyomedikal bilimci olan Justin Varholick da bulunmaktadır. Varholick, “Araştırmalarımın çoğunun temeli o kitaptı” diyor.
Laboratuvar ortamında genellikle küçük kafeslerde tutulan fareler, despot eğilimler göstermektedir.
2019 yılında Varholick ve meslektaşları, fare davranışlarını inceleyen bir çalışma yayımladılar. Üçlü gruplara ayırdıkları fareleri standart laboratuvar kafeslerinde gözlemlediler.
Varholick, farelerin diğerlerine karşı nasıl konumlandığının, kafeste kiminle birlikte olduklarına bağlı olarak değişebileceğini ortaya koydu.
Bu durumu değerlendirmek için, iki fareyi bir tüpün zıt uçlarına yerleştirdiler. İlk geri çekilen fare, dolaylı olarak kendini ast ilan etmiş oldu.
Varholick’in amacı, laboratuvar farelerindeki saldırganlığı azaltmak için bu hayvanları daha iyi anlamaktı; çünkü saldırganlık, hem araştırmacılar hem de alt konumdaki fareler için sorun teşkil edebiliyordu.
Dişiler de despotça davranabiliyor
Doğada, çevresel faktörler belirli bir fare grubundaki despotizmin ortaya çıkıp çıkmayacağını etkileyebiliyor. Bazı hayvan türleri, despotluklarıyla tanınmaktadır.
Güney Afrika’da bulunan yerel babunları ele alalım.
2008 yılında gerçekleştirilen önemli bir çalışma, bu babun topluluklarında genellikle despotların hüküm sürdüğünü ve bunun maymunlar yiyecek ararken de kendini gösterdiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, “Grup halinde yiyecek arama kararları, bu kararlardan en büyük faydayı sağlayan birey, yani baskın erkek tarafından sürekli olarak yönlendiriliyordu” şeklinde açıklama yaptılar.
Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nde araştırma direktörü ve davranışsal ekoloji uzmanı Élise Huchard, bu çalışmaya katılan bilim insanlarından biriydi.
Huchard, uzun yıllar Namibya’da babunları incelemiştir. Bu gruplardaki baskıcı erkeklerin dişileri, hem çiftleşmeye zorlamak hem de korkutmak için kovaladıklarını, böylece di
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



