
Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, Hazine’nin beş yıl boyunca yıllık bazda yüzde 33 getiriyi garanti eden borçlanmalarına dikkat çekerek, ”Hazine, altı ayda bir yüzde 15,15 faiz ödemeyi kabul etti. Bu, yıl içerisinde yaklaşık olarak yüzde 33 civarında bileşik faize denk geliyor. Eğer enflasyon 2030 ve 2031 yıllarında hedeflenen yüzde 5 seviyesine düşerse, bu durum devasa bir reel faiz ödemesini kabullenmek anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
2021 yılında doğrudan satış yöntemiyle gerçekleştirilen borç senedi toplamının 69,4 milyar lira olduğunu belirten Aktaş, yazısında şu detayları paylaştı:
”Bu toplam, 2022 ve 2023 yıllarında sırasıyla 64,3 milyar lira ve 71,2 milyar lira olarak gerçekleşti. Ancak 2024 yılına gelindiğinde bu rakam 406,2 milyar liraya, geçen yıl ise 420,2 milyar liraya ulaştı. Asıl patlama ise bu yılın ilk dört ayı için öngörülüyor; 835 milyar lira doğrudan borçlanma planlanmış durumda. Kalan sekiz ayda ne kadar daha doğrudan borçlanma yapılacağını göreceğiz.
Son gerçekleştirilen ihalelerden birine örnek vermek gerekirse, 10 Şubat’ta yapılan beş yıl vadeli kira sertifikası borçlanmasında Hazine’nin altı ayda bir yüzde 15,15 faiz ödemeyi kabul ettiği görülüyor. Bu durum, yıl içerisinde yaklaşık yüzde 33 civarında bir bileşik faize karşılık geliyor. Eğer enflasyon 2030 ve 2031 yıllarında hedeflendiği gibi yüzde 5’e düşerse, bu, büyük bir reel faiz ödemesinin kabullenilmesi anlamına geliyor.
Hazine’nin enflasyon hedefine güvenmediği düşünülemez, değil mi? Devlet iç borçlanma tahvili almak istemeyenlerin, kira sertifikası borçlanmasına bu kadar yüksek reel faiz ödemesi kabul etmeleri dikkat çekici.
Eğer normal çoklu fiyat ihalesine katılsalardı, faiz oranları daha düşük olur muydu? Belki hayır. Ancak Hazine, farklı teklifler üzerinden toplamda daha az faiz ödemesi yapıyor olabilirdi. Bu durumda bütçe açığı da az da olsa küçülebilirdi.
Yazının sonuna yaklaşırken hatırlatmakta fayda var; ödenen faizler, tasarruf etme kapasitesi olan nüfusun yaklaşık yüzde 20’sine bütçeden kaynak aktararak, zenginlerin daha da zenginleşmesine ve gelir dağılımının daha da bozulmasına neden olmaktadır.”
Yazının tamamı için tıklayın
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



