

Türkiye’deki sağlık personelinin yaşadığı sıkıntılar ve kurumsal yapılanmaların getirdiği sorunlar, son zamanlarda daha da belirgin hale gelmiştir. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) Rektörlüğü tarafından alınan bir karar doğrultusunda, hastanede görev yapan hemşireler, bir giyim mağazasında ‘tezgahtar’ olarak görevlendirilmiştir. Hemşireler, zorunlu olarak bu yeni görevi üstlenmek durumunda kalarak, üniversite hastanesindeki hastalarını terk edip çeşitli günlerde mağazada kıyafet satışı yapmak zorunda kalıyor.
Bu uygulama, AYBÜ Rektörlüğü ve Kızılay Ankara Şubesi arasında başlatılan ‘Kızılay Butik Projesi’ adındaki sosyal sorumluluk projeleri ile ilişkilidir. Projenin amacı, Türkiye’nin farklı bölgelerinden üniversite eğitimi için gelen yoksul öğrencilere destek sunmaktır. Bu kapsamda, üniversite bünyesinde bir Kızılay Butik Mağazası açılması planlanmıştır. İhtiyaç sahibi öğrencilere, kullanılmamış yeni giysiler, kişisel hijyen ürünleri ve diğer temel malzemeler sağlanacaktır.
Projeye yönelik çalışmalar nihayet tamamlanmış ve AYBÜ Esenboğa Yerleşkesi’nde Kızılay Butik Mağazası’nın açılışı gerçekleşmiştir. Mağazanın açılışında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akın Aktaş, Ankara Kızılay Şube Başkanı Dr. Mehmet Sılay ve AYBÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Sadullah Çiftci yer alarak kurdela kesimi gerçekleştirmiştir.
Fakat hemen ardından, üniversite ve Kızılay yönetiminin, mağazada çalışacak personel olarak hemşireleri görevlendirmesi, tepkilere yol açmıştır. Hemşireler, mağaza içindeki işleyişin üzerlerine yüklenmesi nedeniyle büyük bir baskı altına girmiştir. Üstelik bu atama, yazılı bir talimatla değil, sözlü bir şekilde yapılmış ve görevin aksatılmaması için baskı kurulmuştur. Hemşirelere, ürün dağıtımı ve kayıt işlemleri gibi pek çok angarya görev verilmiştir.
YAZILI EMİR VEREMEDİLER
Hemşirelerin zaten yoğun ve yüksek bir iş yükü altında çalıştıkları göz önünde bulundurulduğunda, böyle bir ek görevin sözlü olarak tebliğ edilmesine itiraz etmişlerdir. Hemşireler, kendilerine yazılı bir emir verilmesi gerektiğini dile getirmiş, ancak bu talepleri, ‘gönüllü yardımseverlik yapıyorsunuz’ gibi alaycı yorumlarla geri çevrilmiştir. Böyle bir durum, hemşirelerin hakkaniyet duygusunu zedelemiş ve mesleki kimliklerini sorgulamalarına yol açmıştır. Bu uygulamada, deprem sırasında yaşanan krizler sonrasında parayla çadır satan Kızılay yönetiminin de yer alması, kamuoyunda bir tartışma yaratmıştır.
Böylece, Türkiye’de sağlık sisteminin bir parçası olan hemşireler, kendilerine ait olan temel görevlerinin dışında, sosyal yardım amaçlı görevleri üstlenmek zorunda bırakılmaları nedeniyle büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktadır. Hemşirelerin durumu, sadece mevcut sağlık sistemi içinde yaşanan ailevi sorunlarla kalmayıp, aynı zamanda kurumlar arası iletişim ve iş yükünün düzgün bir şekilde yönetilmediğini de gözler önüne sermektedir.
Sonuç olarak, hemşirelerin bu tür uygulamalara maruz kalmaları, sağlık sisteminin ne kadar önemli bir yapı taşını oluşturduklarını iyi bir şekilde gösterirken, aynı zamanda sağlık personeline yönelik sosyal sorumluluk projelerinin gerçekleştirilmesi esnasında dikkatli olunması gerektiği gerçeğini de ortaya koymaktadır. Sağlık sektöründe çalışanların motivasyon ve iş tatmininin sağlanabilmesi için, çalışma koşullarının düzenlenmesi ve mesleki değerlerin ön planda tutulması büyük önem arz etmektedir. Bu tür durumların tekrarl
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



