Hukuk Devleti Sarsılıyor: Mutlak Butlan Tehlikesi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Hukuk Devleti Sarsılıyor: Mutlak Butlan Tehlikesi

‘Mutlak Butlan’ kavramı aracılığıyla anayasal olarak ‘bir hukuk devleti’ tanımından uzaklaşmakta olduğumuz gerçeği artık gözler önüne seriliyor.

Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ikinci maddesi, bu güzide ülkenin ‘demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti’ olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ancak şimdi bu durumu ‘ifade ederdi’ demek daha doğru olacaktır.

‘Mutlak Butlan’ üzerine yürütülen tartışmalara bakıldığında, toplumsal olarak kuralsızlığın kural haline gelmesini o denli kabullenmiş durumdayız ki…

Uzun bir süredir yaşadığımız durum şu şekildedir:

Ülkede hemen hemen her konudaki yasa maddesi, ilgili mevzuat veya herhangi bir yazılı kural; kişiye ve kuruma göre değişkenlik gösteren, içine girdiği kabın şeklini alan bir sıvı misali olmuştur.

Demokrasi ve hukuk kavramlarının bu kadar esnek, akışkan bir hale gelmesi; maalesef kimseyi yeterince rahatsız etmiyor gibi görünüyor.

Örneğin, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları aslında kesindir, değil mi? Tıpkı Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlar gibi…

Bu kadar açık ve net bir biçimde yasada belirtilmesine rağmen, tartışmaya kapalı olan 5 Kasım CHP kurultayının ‘Mutlak Butlan’ gerekçesiyle iptali nasıl mümkün olabilir?

Siyasi partilerin kongre süreçlerine ilişkin itirazlarını inceleyip karar verecek tek yetkili organ YSK’dır ve kararları kesindir.

Ayrıca, partilerin kongre süreçleri ve seçim sonuçlarına karşı hukuk mahkemelerinde iptal veya durdurma davası açılması da mümkün değildir, değil mi?

Yasada daha açık bir şekilde nasıl ifade edilebilir ki?

Bu tartışmalar sürerken, değerli bir arkadaşım bana evinde tereyağı yapıp bakkala satan yaşlı bir kadının hikayesini anlattı.

Yaşlı kadından aldığı tereyağlarının bir paketini tartmak isteyen bakkal, 1 kilo yerine yalnızca 900 gram olduğunu fark eder.

Bakkal, bu durumdan oldukça sinirlenir ve yaşlı kadına bir daha ondan tereyağı almayacağını belirtir. Kadın bu duruma üzüntü duyar ve sebebini merak ederek sorar.

Bakkal, kadının getirdiği tereyağlarının hepsini tarttığını ve her paketin 900 gram geldiğini açıklar.

Bunun üzerine mahcubiyet duyan yaşlı kadın, biraz çekinerek şöyle der:

“Bakkal efendi, evde terazim yok, sizden aldığım bir kiloluk şekeri tartı olarak kullanıyorum.”

Bugün tüm hukuksuzluklara ve kanun tanımazlığa karşı hepimizin görevi; hukukun üstünlüğünü savunmak olmalıdır.

Burada mesele kişiler değil, öncelikle şunu anlamalıyız: Adaletin terazisi, haklıyı haksızı tarttığı kadar, erdemlerimizi de tartar…

Tıpkı yaşlı kadının kullandığı terazi gibi!

Eyvallah

 

 

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın