Hürmüz Boğazı’ndaki Kriz, Küresel Ekonomiyi Sarsıyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
1 okunma
Hürmüz Boğazı’ndaki Kriz, Küresel Ekonomiyi Sarsıyor

Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulması dünya ekonomilerini olumsuz etkiliyor

28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan ABD-İsrail hava saldırılarının süresi ve sonuçları hakkında Donald Trump’ın dünya kamuoyuyla paylaştığı iddialı hedeflerin hiçbirisi gerçekleşmedi. Trump buna karşın, İran’da rejim değişikliği olmadı, İran’ın nükleer programı sona ermedi ve füze yetenekleri de yok edilemedi. İran’ın bu savaşta yenildiği yönündeki iddialar ise tamamen gerçek dışıdır.

Savaş öncesinde açık olan Hürmüz Boğazı, İran tarafından tek taraflı olarak kapatıldı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve doğalgaz sevkiyatının yüzde yirmisini gerçekleştiren önemli bir deniz yolu olarak öne çıkıyor. Özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, buradan geçen enerji kaynaklarına bağımlı durumda.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, dünya petrol piyasalarında büyük bir dalgalanma yarattı. Savaş öncesinde 70 dolar civarında seyreden petrol fiyatları, inişli çıkışlı bir seyirle 120 doların üzerine kadar yükseldi. Eğer sorun çözülmezse, 200 dolarlık fiyat seviyeleri bile gündeme gelebilir. Doğalgaz fiyatları da savaş öncesi seviyelerin yüzde elli üstüne çıkmış durumda. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış, ABD dahil tüm dünya ekonomilerini derinden etkiliyor ve sosyal huzursuzluklara yol açıyor.

Yakıt fiyatlarındaki artışın etkilerini en iyi hisseden ülkeler arasında yer alıyoruz. Yakıt maliyetleri yükseldikçe, hayatın her alanında artışlar gözlemleniyor. Maliye Bakanı Şimşek, enflasyon hedeflerinin tutmayacağını açıkladı ve halkı bekleyen zorluklar hakkında müjdeler verdi. Ancak, Türkiye’deki enflasyonun neden savaşan ülkelerden daha yüksek olduğunu da açıklaması faydalı olacaktır.

Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulması yalnızca yakıt fiyatlarını etkilemekle kalmıyor, dünya gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Gübre sanayisi için gerekli olan nitrat, amonyum ve sülfür gibi girdilerin teminindeki zorluklar, dünya tarımını tehdit etmeye başladı. Bu krizden tüm dünya etkilenecek, ancak en ağır darbe tarıma bağımlı yoksul ülkeleri vuracak.

Hürmüz’deki durum ABD’nin ittifak ilişkilerini sarsıyor

Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulmasının bir diğer etkisi, ABD’nin ittifak sistemleri üzerinde gözlemleniyor. İran, ABD-İsrail saldırılarına misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nı bloke edince, Trump’ın aklına NATO ve Asya-Pasifik müttefiklerini yardıma çağırmak geldi. Bu çağrının iki gerekçesi vardı; biri, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının ABD’den çok bu ülkelerin ihtiyacı olduğu, diğeri ise, ABD’nin geçmişte verdiği desteğe karşılık şimdi sıra onlara geldiği düşüncesiydi. Ancak Trump, savaşı başlatırken müttefiklerine danışmayı aklına bile getirmedi.

Uluslararası krizlerde her zaman yanında olan İngiltere başta olmak üzere, hiçbir NATO müttefiki Hürmüz’de ABD’nin destek çağrısına yanıt vermedi. Hürmüz’den geçen enerji kaynaklarına Avrupalılardan daha fazla bağımlı olan Japonya ve Güney Kore de sessiz kaldı. Trump’ın eleştirileri ve baskıları sonuç vermedi. Hiçbir aklı başında hükümet, haksız bir savaşın içinde yer almak istemez.

Bu durum, Trump için de geçerli. ABD kamuoyunun İran ile savaşa verdiği destek azalıyor. Halk, daha fazla batağa saplanmadan bu savaşın sona ermesini istiyor. Ancak daha önceki yazılarımızda vurguladığımız gibi, Trump’ın ülkesini bu bataklıktan çıkarması kolay olmayacak. İran, muhtemelen ABD’nin girdiği son bataklık olarak tarihe geçecek.

Bu krizden etkilenen bir diğer ABD ittifak ilişkisi ise Suudi Arabistan. Suudi Arabistan, ABD’nin Ortadoğu’daki iki temel müttefiki arasında yer alıyor. İran füzeleri karşısında ABD’nin kalkanının yetersiz kalması, ilişkilerin savaşın ilk günlerinden itibaren limonileşmesine neden oldu. Trump’ın, ülkenin fiili yöneticisi Veliaht Muhammed Bin Salman’ı eleştirmesiyle ilişkiler daha da kötüleşti. Hürmüz’de mahsur kalan ticari gemilerin serbest bırakılması için ilan edilen “Özgürlük Projesi”, Suudi Arabistan’ın liman ve hava alanlarını kullanmama kararı nedeniyle başlamadan durdurulmuş oldu ve ilişkiler iyice gerildi.

Hürmüz’deki ABD tutumu, İsrail ittifakını da etkiliyor. İsrail’in uzun zamandır peşinde olduğu hedeflerden hiçbiri gerçekleşmeden ABD’nin Hürmüz’ün açılması için İran ile geçici bir ateşkes ilan etmesi, Netanyahu’yu memnun etmedi. Ancak Netanyahu bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor.

Trump’ın bu gidişle, Hürmüz’de sadece İran gemilerini değil, aynı zamanda ABD’nin eski ittifaklarını da batırması söz konusu.

Hürmüz’de ateşkes sürüyor, İran zamana oynuyor

Başlangıçta iki hafta için ilan edilen ateşkes, sürenin geçmesine ve karşılıklı ihlallere rağmen devam ediyor. Zira iki tarafın da yeniden savaşma niyeti bulunmuyor. İran, zamana oynayarak yaralarını sarmaya çalışıyor.

ABD ise savaşı bitirme konusunda kamuoyu ve uluslararası camiadan baskı görüyor. Trump’ın kamuoyu desteği ara seçimlere beş ay kala yüzde 35 seviyelerine geriledi. Kasım’da Kongre’nin her iki kanadındaki çoğunluğu kaybederse, Trump’ın eski gücünden eser kalmayacak ve geçmişte iki kez denendiği halde gerçekleşmeyen görevden alma girişimi bu kez başarıya ulaşabilir.

Görevden almanın nedeni olarak, İran’a karşı başlatılan haksız bir savaş veya Venezuela lideri Maduro’nun kaçırılması gibi durumlar öne çıkabilir. Ancak Amerika’nın bu tür bir ülke olmadığını unutmamak gerekir. Görevden almanın, dış savaşlarda ülke kaynaklarının hesapsızca harcanması, ICE (göç ve yabancılar polisi) ajanlarının şehirlerde estirdiği terör eylemleri ve yolsuzluklar gibi nedenlerden gerçekleşmesi daha muhtemel görünüyor.

Her ne sebeple olursa olsun, Trump yaklaşan tehlikenin farkında. Bu nedenle İran ile bir an önce anlaşma imzalayarak içine düştüğü çıkmazdan kurtulmak istiyor. İran ile Körfez’deki çatışmalara rağmen gerilimi tırmandırmak istemiyor. ABD’nin karşısında, tarihin zorluklarından geçmiş ve dünyaya pazar/pazarlık kavramlarını kazandırmış bir İran var. İran’ın, Trump’ın seçim çıkmazı nedeniyle zamana oynayacağından kuşku duyulmamalıdır.

Trump’ın İran’dan olumlu sinyaller aldığını iddia etmesine rağmen, bu metin yazıldığı ana kadar İran’dan ABD’nin barış önerilerine henüz resmi bir yanıt gelmemişti. Basına sızan bilgilere göre, ABD, İran’ın nükleer tesislerinin kapatılmasını, sivil amaçlı zenginleştirme faaliyetlerinin yirmi yıl boyunca askıya alınmasını, elindeki zenginleştirilmiş uranyumu üçüncü bir tarafa teslim etmesini, bölge ülkelerine

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın