
(İSTANBUL) Geçtiğimiz yıl “casusluk” suçlamasıyla tutuklanan Hüseyin Gün’ün iddiaları doğrultusunda, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve danışmanı Necati Özkan hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla başlatılan davanın duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Silivri’de gerçekleştirilecek. Duruşma öncesinde açıklamalarda bulunan Yanardağ, basın örgütlerini ve kamuoyunu duruşmayı izlemeye davet etti.
Hüseyin Gün, 4 Temmuz 2025 tarihinde “casusluk” suçlamasıyla tutuklanmış ve etkin pişmanlıktan faydalanmak amacıyla ifade vermişti. Bu bağlamda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, danışman Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında tutuklama kararı çıkartılmıştı. İddianamede, bu kişilerin “siyasal casusluk” suçundan cezalandırılması talep edilmişti. İddianame, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletilmişti.
Davayla ilgili ilk duruşma yarın Silivri’deki Marmara Cezaevi duruşma salonunda gerçekleştirilecek. Merdan Yanardağ, duruşma öncesinde yaptığı açıklamada, basın örgütlerini kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi adına davayı izlemeye çağırdı. Ayrıca, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti heyetinin ziyareti sonrası şu bilgileri paylaştı:
MERDAN YANARDAĞ: “SATMAYI KABUL ETMEDİĞİM İÇİN BU KUMPASLA TELE1’E EL KOYDULAR”
Yanardağ, iddianameyi bir kumpas olarak nitelendirerek, TELE1’e el konulmasının amaçlandığını ve kendisi ile arkadaşlarının medyadan uzaklaştırılmak istendiğini ifade etti. TELE1’in bağımsız bir medya kuruluşu olduğunu vurgulayan Yanardağ, kayyum atanmasının basın tarihindeki önemli bir olay olduğunu belirtti. Ayrıca, kendisine TELE1’i satması için teklif geldiğini, bu teklifi reddettiği için ardından bu dava ile TELE1’e kayyum atandığını aktardı.
“YORUM VE VARSAYIMA DAYALI İDEOLOJİK BİR İDDİANAMEYLE SUÇLANIYORUM”
Yanardağ, kendisine yönelik suçlamaların somut delillerden yoksun olduğunu belirterek, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi gereği devlet sırrını ele geçirmekle suçlandığını, ancak iddianamede ne bir yabancı devletin ne de bir yabancı örgütün yer aldığını kaydetti. Bu nedenle, savunmasını ‘karşı iddianame’ olarak sunacağını açıkladı. Yanardağ, 31 Mart 2024 seçiminde Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesini sağlamakla suçlandığını, ancak kendilerinin gazetecilik yaptıklarını ifade etti.
“12 EYLÜL DÖNEMİNDE BİLE BÖYLE BİR DAVA ÖRNEĞİ GÖRÜLMEDİ”
Yanardağ, bu iddianamenin, demokratik haklarını kullanmanın ve iktidar karşıtı olmanın suç sayıldığı bir dönemde hazırlandığını vurguladı. Üçüncü kez tutuklandığını belirten Yanardağ, önceki davalarda suçsuzluğunun ortaya çıktığını ve mahkemelerin hak ihlali kararı verdiğini anlattı. Yedi aydır cezaevinde olduğunu ve basın özgürlüğü mücadelesini sürdürmekte kararlı olduğunu ekledi.
ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’NDEN ÇAĞRI
Uluslararası Af Örgütü de geçtiğimiz hafta Yanardağ’ın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Örgüt, Türkiye’de gazetecilerin “aşırı geniş ve muğlak yasalar” aracılığıyla susturulmaya çalışıldığını ifade etti. Ayrıca, Yanardağ’ın gözaltına alındığı gün TELE 1’in sahibi olan şirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyım olarak atanmasını, Türkiye’de bağımsız ve muhalif medya alanının daralmasının bir göstergesi olarak değerlendirdi.
“PARANOYA İKLİMİYLE BESLENEN YENİ BİR HİKAYE”
Necati Özkan, duruşma öncesinde yaptığı değerlendirmede, davayı “son yılların en hakikat dışı davalarından biri” olarak tanımladı. Özkan, kamuoyuna daha önce “İBB yolsuzluk” başlığıyla servis edilen iddiaların geçerliliğini kaybetmesi üzerine bu sefer “casusluk” iddialarının gündeme getirildiğini belirtti. Sürecin, “paranoya iklimiyle beslenen yeni bir hikâye” üzerinden şekillendiğini savundu. Özkan, iddianamede yalnızca seçimlerden 12 gün önce tanıştığı bir iş insanının birkaç WhatsApp mesajının kullanıldığını ve bunun “zorlama bir kurgu” olduğunu ifade etti.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



