İBB Davası: Ailelerin Çığlığı ve Unutulanlar

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İBB Davası: Ailelerin Çığlığı ve Unutulanlar

İBB davasının arka planında, pek görülmeyen zorluklar ve ailelerin yaşadığı sıkıntılar yer alıyor.

Bazı aileler, il dışındaki yaşamlarını bırakıp, çocuklarının davaları için İstanbul’a geçici olarak yerleşiyor. Silivri Cezaevi içindeki duruşma salonunda, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun dikkat çektiği bir diğer husus ise 11 aydır tutuklu olup iddianamesi olmayan kişilerin durumu. Bu durum, toplumda derin bir endişe yaratıyor.

İmamoğlu, “11 aydan fazla tutuklu kalan, hâlâ neyle suçlandıkları belli olmayan insanlar var. Bunlar anne, baba, emekçi ve genç bireyler. Bazıları tutuklandıktan sonra bir süre serbest bırakılıp tekrar tutuklandı. Onur Gülin, Doğukan Arıcı, İlkay Onak ve Arzu Can gibi isimler bunun örnekleri. Bu belirsizlik, Türk yargısının birilerini unutmuş olabileceği düşüncesini doğuruyor” dedi. Engin Gönül de bu belirsizlikten nasibini alanlardan biri olarak 11 aydır tutuklu durumda ve iddianamesi hâlâ yok. Annesi, “Oğlumun suçsuz olduğunu biliyorum. Her pazartesi görüşe geliyorum ama oğlumun durumu içler acısı” ifadelerini kullandı.

Cezaevi koşullarının ciddiyetine dikkat çekmek amacıyla, savunma hakkı elde eden tutuklular, görüşmelerde cezaevi şartlarını dile getiriyor. İnsan hakları örgütleri, cezaevlerinde yaşanan sorunlar hakkında raporlar yayınlamış durumda. Bu sorunlar arasında hasta tutukluların sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan zorluklar da bulunuyor.

İBB’nin sosyal projeleri ile ilgili dijital iletişimi yöneten Ulaş Yılmaz, cezaevi koşulları hakkında şu şekilde konuştu: “Biz insanlar, eşya değiliz. Cezaevinde kalmanın ne demek olduğunu kimse bilmiyor. Eşyalarımız çöp poşetlerinde toplanıyor. Koğuşta zorunlu olarak yaşlıları korumaya çalışıyoruz. Sadece cezaevindeki şartlar değil, oradaki insan hayatı da çok önemli.”

Yargılama süreci içinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi personeli olan tutuklular, gelir beyanlarını “herhangi bir gelirim yok” şeklinde veriyor. Çünkü yargı süreci nedeniyle maaşlarını alamıyorlar. Aileler ise çocuklarının kirasını ödemek ve diğer giderlerini karşılamak için kendi imkanlarını zorlamak zorunda kalıyor.

İBB’nin iştirak firması İsper’de veri uzmanı olarak çalışan İsmet Korkmaz’ın ailesi de bu durumu yaşıyor. Erzurum Hınıs’tan gelen aile, köydeki evlerini kapatıp, oğullarının kirasını ödemeye çalışıyor. Annesi, “İsmet 5 aydır tutuklu. İstanbul’a oğlumuz için geldik ama onu çok özlüyorum” diyor.

Uzun yıllar reklam sektöründe çalışan Yusuf Utku Şahin, cezaevindeki yaşamı hakkında şu şekilde bilgi verdi: “Tek bir ifadeyle tutuklandım. Vücudumda yaralar çıktı ama cezaevinde doktor hizmeti almak çok zor. Ailem dışarıda büyük bir risk altında, dolandırıcıların hedefi olabilirler. Bu durum beni çok üzüyor.”

Türkiye’de siyaset üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olan davanın, sadece öne çıkan isimleri değil, onların ailelerinin yaşadığı zorlukları da gözler önüne sermesi gerekiyor. Silivri’deki yargılamalar, bu bağlamda önemli bir ayna işlevi görüyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın