
Türkiye’nin siyasi tarihine damgasını vuran rüşvet tartışmaları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) merkezli yürütülen “İmamoğlu Suç Örgütü” davasıyla yeni bir boyut kazandı. Geçmişte gizli yürütülen ve kanıtlanması güç olan kirli ilişkiler, günümüzde tarih, saat ve mekan detaylarıyla belgeleniyor. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanlarının mahkeme salonlarında sunduğu somut deliller ve yüzleşmeler, siyaseti şekillendirmek amacıyla oluşturulan büyük bir rüşvet ağına ışık tutuyor.
‘RÜŞVETİN BELGESİ Mİ OLUR’ SAVUNMASI GEÇERSİZLEŞTİ
Türkiye’de rüşvet ve yolsuzluk iddiaları gündeme geldiğinde akla ilk gelen olaylardan biri 1990’lı yıllarda yaşanan Emlak Bankası skandalıdır. Sabah yazarı Mahmut Övür, dönemin tanınmış iş insanı Selim Edes’in, işlerini hızlandırmak için Emlak Bankası eski Genel Müdürü Engin Civan’a milyonlarca dolar rüşvet verdiğini öne sürdüğünü aktardı. Civan, bu iddiaları kesin bir dille reddederek kanıt talep ettiğinde, Selim Edes mahkeme salonunda hafızalara kazınan “Rüşvetin belgesi mi olur pezvnk!” sözlerini sarf etmişti. Ancak günümüzdeki teknolojik imkanlar ve itiraflar bu tür savunmaları geçersiz kıldı. Artık gayrimeşru para akışları, gün, saat ve konum bilgileriyle titizlikle kaydediliyor. Geçmişte rüşvet iddiaları karşısında toplumda bir belirsizlik oluşurken, bugün suçüstü yakalanan isimlerin arkasında duran siyasi yapıların “siyasi operasyon” naraları atması dikkat çekiyor.
MAHKEMEDE YÜZLERİNE HAYKIRDILAR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi odaklı yürütülen davada, rüşvet iddiaları artık iddia aşamasını geride bırakarak doğrudan muhatapların yüzüne haykırılıyor. Seyfi Beyaz, Adem Kameroğlu ve Cemal Üneş gibi iş insanları, mahkeme salonunda görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun gözlerinin içine bakarak rüşveti nasıl teslim ettiklerini ayrıntılarıyla açıkladı.
Bu sarsıcı itiraflar karşısında ne yapacağını bilemeyen İmamoğlu, Cemal Üneş’in dile getirdiği 500 bin TL’lik rüşvet iddiası üzerine sadece “Emin misin Cemal Abi? Emin misin ben senden para istedim yani?” şeklinde bir soru yöneltebildi.
Üneş, bu soruya geri adım atmayarak “Evet. Mehmet Çakılcıoğlu’na yönlendirdin. Biz ondan bir senet yaptık işte, beş tane.” yanıtını verdi.
SİYASETİ DİZAYN ETMEK İÇİN KURULAN ‘SİSTEM’
Soruşturmanın en kritik aşamasını, etkin pişmanlık yasasından yararlanan iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın sunduğu belgeler oluşturuyor. Aktaş’ın ifadeleri, sıradan bir yolsuzluk olayının çok ötesinde, siyasi dengeleri değiştirmek amacıyla kurulmuş organize bir yapıyı işaret ediyor. Bu sistemin merkezinde, Yeni Parti’nin kuruluşunu organize eden Ekrem İmamoğlu, yakın çalışma arkadaşı Özgür Karabat ve Beşiktaş’ın eski belediye başkanı Rıza Akpolat yer alıyor. Belgelerde, 85 milyon liralık kaynağın kimlere ve hangi yöntemlerle dağıtıldığına dair tüm detaylar bulunurken, sanıkların rüşvet suçlamasından ceza almaktan kurtulmalarının hukuken mümkün olmadığı vurgulanıyor.
CHP İÇİNDE YÜKSELEN ÇARPICI İTİRAF
İBB merkezli davanın hukuki ve siyasi ağırlığı, muhalefet kanadında da yankı buluyor. CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, davanın ciddiyetini ve arkasındaki gerçekleri etkileyici bir şekilde ortaya koydu. Adıgüzel, henüz yargılama süreci tamamlanmadan davanın içinin boş olduğunu iddia edenlere sert bir yanıt vererek, “Daha iddianame yazılmadan ‘Bu dosya bomboş’ diye yalan söylemek, ülkedeki siyasal yargı varlığının arkasına saklanmak siyaset değil, yalancılıktır.” ifadelerini kullandı. Bu açıklama ve mahkemede yaşanan gelişmeler, davanın bir siyasi karalama kampanyası değil, somut delillere dayanan ciddi bir yargı süreci olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



