
Haber: Mehmet OFLAZ – Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) – Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, İstanbul’daki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu önünde devam eden İBB ve Aziz İhsan Aktaş davalarını takip ettiklerini ifade ederek, tutuklu sanıklara “düşman hukuku” uygulandığını öne sürdü.
Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonlarında, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 77 tutuklunun yer aldığı İBB davası ile iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen 200 sanıklı suç örgütü davası devam etmekte.
İBB davası ve Aziz İhsan Aktaş davasını takip eden Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, süreci ANKA Haber Ajansı’na şu şekilde değerlendirdi:
“Bugün yine buradayız. Kamuoyuna sunulmaya çalışıldığı gibi, bu durumu bir Cumhuriyet Halk Partisi davası veya CHP–AKP arasında bir çatışma olarak görmüyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, birçok ilçe başkanı ve konuyla ilgisi olmayan, sadece emek veren birçok insan içeride tutuklu. Bu operasyonların tek bir amacı var; hepimizin siyasi faaliyette bulunma hakkını ve milli iradeyi yok etmek. Bu nedenle davaları yakından takip etmeye çalışıyoruz. Zira ne kadar asılsız olduğu da ortada.”
“Bu ithamların hedefindeki kişi bir Cumhuriyet Savcısı…”
Bugün üç ifade dinledim. Bunlardan biri kantarcı Volkan Ateş’in, diğeri ise 1991 doğumlu harita mühendisi Yağmur Cansu’nun ifadesiydi. Üst katta bu duruşma görülürken, alt katta başka bir kısım ilçe belediye başkanlarının davası sürmekte. Volkan Ateş, burada dinlediğim her sanığın ifadesinde benzer şeyleri tekrar ediyor. Kendisi hakkında daha önce hiç duymadığım biriydi, burada tanıştım. Kendisi açıkça şunları aktarıyor: ‘İfade verirken savcının yanında avukatım yoktu. Beni bilgi almak için çağırdıklarını söylediler. Savcının odasına girdim, sohbet eder gibi konuştuk. Çıkarken bana bağırarak, ‘Sen neden bizi kandırdın? Hani itirafçı olacaktın? Yalan söylüyorsun, seni götürüyorum!’ diye bağırdı.’ Bu ithamların hedefindeki kişi bir cumhuriyet savcısı. Ve bu durumu açıklayan, ne bir belediye başkanı ne de bir siyasetçi; sıradan bir kantarcı.
“MASAK raporları temiz; hiçbir para hareketi tespit edilmedi.”
Diğer bir genç kız ise Yağmur Cansu. Kendisi hakkında hiç bilgim yoktu, bu dosyada ismini duyduğum için bilmiyorum. ‘Harita mühendisiyim’ diyor. Kayıtlarda var olmasına rağmen, başka bir şirketin genel müdürü olarak gösterilmiş. Somut bir delil yok. MASAK raporları temiz; en küçük bir para hareketi tespit edilmedi. Ancak bu kişi sekiz aydır içeride tutuklu.
Aşağıda diğer avukatlar savunma yapıyor. Çok basit bir şekilde şunu söylüyorlar: ‘Bir tane delil göster. Savcı, hâkim, bir tane somut delil göster. ‘Ahmet böyle dedi, Ali böyle dedi, Sena böyle dedi’ dışında bir tane somut delil göster.’ Ancak kimse bunu yapamıyor. Bu yargılamalar sonucunda insanlar sekiz aydır ne durumda, esir gibi tutuluyor. Bu konuyla ilgili Sayın Aykut Erdogdu’nun çok yerinde bir paylaşımı oldu. Onu da herkesin okumasını tavsiye ederim. Buradaki insanlara nasıl bir ‘düşman hukuku’ uygulandığını en net şekilde gösteriyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



